| Fakat burada önemli olan şey şu: kimin oy verebildiği önemli değil, kimin oy verdiği önemlidir. | TED | وهنا الأمر إنه لا يهم من يمكنه التصويت المهم من يصوّت بالفعل. |
| Senatorler adil bir şekilde oy vermeliler. İnsanlar bunun henüz bitmediğini bilmeliler. | Open Subtitles | يجب أن يصوّت مجلس الشيوخ بانصاف، يحتاج الناس لمعرفة أن هذا لا يشوبه شيء. |
| Herkes oy kullanmalı derler ama bence İngiltere ve Birleşik Devletlerdeki insanlar çıkıp çıkarlarını savunan insanlara oy verirlerse bu gerçek bir demokratik devrim olur. | Open Subtitles | ترى يقولون دائما أن كل شخص يجب أن يصوّت لكن أعتقد إذا الفقراء في بريطانيا أو الولايات المتحدة ظهروا |
| Kayıtlı, bağımsız olduğu hâlde her zaman cumhuriyetçilere oy veriyor ve ne kadar parası varsa karısı ondan fazlasına sahip. | Open Subtitles | ومسجّل مستقل، على الرغم أنّه يصوّت للجمهوريون دائماً، وقدر المال الذي لديه، زوجته تحوز أكثر منه |
| Suçlu diyenler, lütfen ellerinizi kaldırın. | Open Subtitles | "كل من يصوّت "مذنب رجاءً فليرفع يده. |
| Eğer hükümetin bir üyesi oy veremeyecek kadar hastalanırsa o zaman karşı bir parlamento üyesinin de oy veremeyeceğine dair bir centilmenlik anlaşması var. | Open Subtitles | اتفقنا معه على إذا مَرِض عضو في الحكومه و لم يستطع التصويت سيكون أمامه عضو في المعارضة لن يصوّت أيضاً. |
| Bunun için gömme töreninin, meclisin oy kullanmasıyla aynı anda olmasını emretti. | Open Subtitles | لذلك , أمر أنْ تـقام مراسيم الدفن في نفس الوقت المحدد الذي الكونغرس كان يصوّت لإلغائـه |
| Son soru, insanların sana oy vermesi neden önemli? | Open Subtitles | السؤال الأخير: لم من المهم أن يصوّت الناس لك؟ |
| Sadece onun kararı olamaz erkeğin de oy hakkı var. | Open Subtitles | انه ليس فقط قرارها، الرجل عليه ان يصوّت |
| 300 bin nüfusu olan bir ülke yarısı oy verecek gibi. | Open Subtitles | بلد بها 300.000 شخص نصفهم من المرجّح أن يصوّت... |
| İnsanların bana oy vereceğini de sanmıyordum. | Open Subtitles | وقطعًا لم أتوقع أن يصوّت الناس لي |
| O odadaki çoğu kişi bize oy vermedi o konuda haklısınız ama oradaki kimse bilgi sızdırılmasından sorumlu değildi. | Open Subtitles | لم يصوّت كثيرٌ من الناس في تلك القاعة ...من أجلنا، أعترف بذلك، لكن لا أحد هناك كان مسؤولا عن تلك التسريبات |
| Hani insanlar oy falan veriyorlar ya. | Open Subtitles | عندما يصوّت الناس |
| Burası New Jersey. İnsanlar bana ılımlı olduğum için oy verecek. | Open Subtitles | هذه (نيو جيرسي)، يصوّت لي الناس لأنّني معتدل |
| Bana oy verse iyi olur. | Open Subtitles | و من الأجدى له أن يصوّت لي |
| Sana oy bile vermem. | Open Subtitles | لم يصوّت لك أحد حتّى |
| Belki oy vermeye gitmiştir. | Open Subtitles | . لربما توقّف لأجل أن يصوّت |
| Mesa, Arizona'da bir kadın Romney'e oy vermediği için kocasını arabayla ezmiş. | Open Subtitles | (شارلي) امرآه في (ميسا - أريزونا) صدمت زوجها بسيارتهم لأنه لم يصوّت لـ(رومني) |
| Alfred Broughton'ın oy vermediğinden emin ol. | Open Subtitles | تأكد أن (ألفريد بروتون) لن يصوّت. |
| oy vermedi. | Open Subtitles | ولم يصوّت |
| - Şimdi Seinfeld diyenler. | Open Subtitles | ومن يصوّت لـ"ساينفلد"؟ |