| Çoğu insan kitap okur, bense akıl okurum. | Open Subtitles | كمعظم الأشخاص الذين يقرؤون الكتب، فأنا أقرأ الأفكار |
| İnsanlar tatilde daha çok gazete okur. | Open Subtitles | الناس يقرؤون الصحف أكثر في العطلات |
| Günümüzde süper kahramanlarla ilgili bir şey okuduklarında veya gördüklerinde aslında büyükler için peri masalları okuyorlar ve bu yüzden onları çok seviyorum. | TED | إنهم يقرؤون حقًا قصص خيال للبالغين عندما يقرؤون أو عندما يرون قصص الأبطال الخارقين اليوم، ولهذا أنا أحبهم كذلك. |
| Zorunda kalmayacağım. Onlar da herkes gibi gazete okuyorlar. | Open Subtitles | لست مضطراً لذلك ، إنهم يقرؤون الصحف كما الآخرون |
| Ben bana okuyan ailemle, arkadaşlarımla büyüdüm ve insanların samimiyetini, nefesini, ve onların yakınlığını sevdim. | TED | لقد نشأت مع الأسرة والأصدقاء وهم يقرؤون لي، وأنا أحب الدفء والنفس والقرب من الناس الذين يقرؤون. |
| Benim kendi çalıştığım fabrikada da her tipten insan okuyor onun yazdıklarını | Open Subtitles | في كل مكان.. وكل الناس يقرؤون هذا الكلام |
| Ve bu raporu okuyanlardan birinin kopyacı olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | الذين يقرؤون التقارير هو المكرر |
| Bunu yapamazdım, Nicolas çünkü, kötü insanlar da gazete okur. | Open Subtitles | في الواقع، لم اتمكن من فعل ذلك يا (نيكولاس) لأن الأناس الاشرار يقرؤون الصحف ايضاً |
| İnsanlar bunun gibi dergileri okur sadece. | Open Subtitles | يقرؤون مجلاّت مثل هذه. |
| - Kaliforniyalı aktörler de sarhoş olmadıkları, toz satmadıkları ve iştahsız modellerle takılmadıkları zaman nadiren Novalis'i okur. | Open Subtitles | حسناً، حتي الممثلين من كاليفورنيا عندما لا يكونوا ثمليين ، او يتعاطون الهروين او يتسكعون من عارضات الازياء في الغالب يقرؤون لـ (نوفاليس).. |
| Kahretsin, sanki beynimi okuyorlar. | Open Subtitles | تباً. إنهم يقرؤون ما يدور في ذهني. |
| Ve ebeveynlerin boşandığı kitapları okuyorlar. | Open Subtitles | و يقرؤون الكتب أين الأباء يتطلقون |
| ve neden bunu okuyorlar? | TED | ولم هم يقرؤون هذا؟ |
| (Gülüşmeler) "Aklımı mı okuyorlar? | TED | (ضحك) كان لسان حالي، "هل يقرؤون ما يجول في خاطري؟ |
| Daha önemlisi: iletinizi okuyan insanların sayısı ya da yazdıklarınızı okuyan insanlar kim? | TED | ما هو المهم: عدد قُراء المنشور الذي كتبته، أم من هم الأشخاص ذوو التأثير الذين يقرؤون ما تكتب؟ |
| Kendisi kitaplarını okuyan küçük çocuklarla tanışmaktan çekinirdi, çünkü çocukların onun Noel Baba gibi neşeli birisi olduğunu beklediklerini ve onunla tanışınca hayal kırıklığına uğrayacaklarından korkardı. | TED | وكان يخاف حقيقة من مقابلة الأطفال الذين كانوا يقرؤون قصصه من خوفه من أنهم يظنون أنه يبدو مرحا كشخصية بابا نويل وسوف ينصدمون من معرفة حقيقته المنطوية. |
| Bu kitapları okuyan diğer insanları bulun. | TED | جد اشخاصا اخرين يقرؤون تلك الكنب |
| Onlara da kutsal kitaptan okuyor musunuz? | Open Subtitles | هل يقرؤون من الكتاب المقدس أيضاً؟ |
| (Gülüşmeler) Ayrıca pozitif bilim yapıyorum, sonuçlarımı yayınlıyorum, meslektaşlarım onları okuyor, çalışmamdan alıntılar yapılıyor. | TED | (ضحك) أقوم بأبحاث علمية وأنشر النتائج التي توصلت إليها، زملائي يقرؤون أبحاثي ويستشهدون بها في أبحاثهم. |
| o akılsız spikerler gibi salakça karşısındaki telepromterı okuyanlardan de-değil hata 401 sürücüyü yeniden başlatın kapatılıyor. | Open Subtitles | لكني لست أحد أولئك الأغبياء عديمي العقل الذين يقرؤون في غفلة المُلقّن الالكتروني C : الخطأ 401 \ إعادة تشغيل القرص |