| Bu fikri kafasından söküp atmasına yetecek bir süre içeride kalmalı. | Open Subtitles | احبسه بما يكفيه كى يخرج هذه الفكرة من رأسه |
| Yani ancak sınıfta kalmamasına yetecek kadar. | Open Subtitles | و ذالك يعني أن معدله يكفيه كي ينجح ولا يلفت الأنظارله |
| Seni yendiğini düşünmesine yetecek ama gerçekte kimsenin ilgisini çekmeyecek bir miktar. | Open Subtitles | سيجعله يعتقد أنه تغلّب عليك في النهاية لكنه لن يكفيه ليُغري شخصًا مهمّا |
| Ve ayrıca, zaten yeteri kadar uğraşacak şeyi var benim bu vampir durumunu atlatmam için uğraşırken. | Open Subtitles | على سجيّتي كما أنّه لديه ما يكفيه تدبره لكيّ يساعدني لاجتياز أمر امتصاص الدماء هذا |
| Plasentanın rahim duvarından ayrılması sonucunda bebek yeteri kadar oksijen alamıyor. | Open Subtitles | إنها حالة تتمزق فيها المشيمة بعيداً عن جدران الرحم وكنتيجة لذلك ، لا يستطيع الطفل الحصول على ما يكفيه من الأوكسجين |
| Yani, her zaman, işleri halledebilmek için... ve rahat edebilmek için, yeteri kadarını istedi... | Open Subtitles | أقصد أنه كان يريد ...الحصول على ما يكفيه ليعتني بكل شيء ويستريح... نعم |
| Fakat ancak kendine yetecek kadar varmış! Her ne demek istediyse artık. | Open Subtitles | و لكنه قال أنه سيستخدم ما يكفيه لا أعلم مالذي يقصده بهذا! |
| Ona bir hafta yetecek kadar buz verdim. Şişliğin inmesini sağlayacaktır. | Open Subtitles | أعطيته ثلجاً يكفيه أسبوعاً يفترض أنْ يخفّف الورم |
| Kazanmaya yetecek kadar bir şeyler biliyormuş. | Open Subtitles | حسنٌ، لقد كان يعلم ما يكفيه ليفوز بمجال الصيّد |
| İşlerini yoluna koymaya yetecek kadar iksir var. | Open Subtitles | لديه ما يكفيه من الأكسير ليرتب أموره |
| Sonsuza dek geçimine yetecek kadar parası var. | Open Subtitles | لديه ما يكفيه من المال ليحيا للأبد |
| Bira içinde yüzmesine yetecek kadar ödedik. | Open Subtitles | دفعنا له ما يكفيه لشرب البيرة |
| Max, ani gelen servete karşı aklında başında davranıyordu ve bir ömür boyu yetecek çikolata satın almış Noblet koleksiyonunu tamamlamıştı. | Open Subtitles | ماكس) تعامل بعقلانية) مع ثروته المفاجئة وإشترى ما يكفيه من الشوكولاتة ،لبقية حياته ومجموعة شخصيات (نوبلت) الكاملة |
| Bir süre yetecek yakıt var. | Open Subtitles | لديه ما يكفيه من الوقود لفتره |
| Zaten T.A.H.I.T.I. üzerine ve kimin örtbas ettiğine takıntı yapmadan da yeteri kadar endişelenecek şeyi var. | Open Subtitles | ولديه ما يكفيه من المتاعب ليشغلّه عن "تاهيتي" والشخص المسئول عنها. |
| yeteri kadar sorunu var! | Open Subtitles | ! لديه ما يكفيه من المتاعب و لديه عائله |
| Bir doktor olarak, bence yeteri kadar dövüldü. | Open Subtitles | كطبيب أرى أنه اخذ ما يكفيه |
| "May-Britt asla yeteri kadar tatmin olmuyor." | Open Subtitles | " مهبلي لن يكفيه اي قضيب بالدنيا " |
| Clay. İhanet etmenin ona yeteri kadar yararı yok. | Open Subtitles | كلاي " , لا يكفيه جشعه للوشاية " |
| Patrick'in yeteri kadar bakıcısı var. | Open Subtitles | لدى (باتريك) ما يكفيه من جليسات الأطفال |