| Bu da onları grupta oldukça popüler yapıyor, çünkü grubun en düşük kıdemli üyeleri için güvence sağlıyorlar. | TED | وهذا ما يجعلهم محبوبين جداً في الجماعة. لأنهم يوفرون الأمن للأعضاء ذوي الترتيب المتدني في الجماعة. |
| Onlara bilgi, araç, güvenlik hatta karı-kız sağlıyorlar. | Open Subtitles | تعرف يوفرون لهم المعلومات والترددات والامن وحتى الفتيات |
| Çocuklarını üniversiteye yollama fırsatı sağlıyorlar. | Open Subtitles | يوفرون لهم الوسائل لإرسال أطفالهم للجامعة. |
| Bunu yaparsanız, daha çok insan daha çok tasarruf edecek. | TED | وإذا قمنا بذلك .. فالكثير من الأشخاص سوف يوفرون أكثر |
| Trafik sıkışıklığını hafifletiyorlar, ve biraz benzin tasarruf etmeye başladılar. | TED | انهم يخففون الاختناقات, وهم بامانة بدأوا يوفرون بعض الوقود. |
| İşin kolayına kaçtılar. | Open Subtitles | كانوا يوفرون المال |
| İşin kolayına kaçtılar. | Open Subtitles | كانوا يوفرون المال |
| Endişenizi anlıyor ve teşekkür ediyorum fakat İmparatorluk Muhafızları'm ve Kempeitai en iyi güvenliği sağlıyorlar. | Open Subtitles | أتفهم الأمر وأشكرك على اهتمامك لكن الحرس الإمبراطوري وفيلق الشرطة العسكرية يوفرون حماية ممتازة |
| Ve adamlar, korumayı sağlıyorlar, anlıyor musunuz? | Open Subtitles | والرجال يوفرون الحماية، أتفهمين قصدي؟ |
| onlar bizim ekosistemimizin sağlığını korur ve ayrıca onlar bize para tasarruf ettirir. | TED | فهم يحافظون على سلامة النظام البيئى، و أيضا يوفرون علينا المال. |
| Çöldeler diye mi? tasarruf için mi? | TED | ألأنهم في الصحراء؟ ألأنهم يوفرون الأموال؟ نعم. |
| Krusty'nin tasarruf için deli dana eti kullanması sizi rahatsız ediyor mu? | Open Subtitles | هل يزعجك أن المطعم يستعمل لحم بقر مصاب بجنون البقر ليوفر النقود؟ لا، لأنهم يوفرون نقودي أنا، المستهلك |
| Birkaç dolar tasarruf edip yine de güvende olduklarını sanırlar. | Open Subtitles | يظنون أنهم يوفرون بعض الدولارات،كما تعلم،و يبقوا آمنين |
| İnsanlar buraya çocuklarıyla eğlenmeye geliyor ve kağıt havluyla çoraptan tasarruf etmeye. | Open Subtitles | الناس تريد أن تحضر هنا مع أطفالهم ...ليستمتعوا بوقتهم و يوفرون بعض المال على المناشف و الجوارب |