| O at hırsızının elinden ancak Bu kadarı mı geliyor? | Open Subtitles | هل ذلك أفضل ما يُمكن لذلك الحصان العجـوز أن يفعــله؟ |
| Çürük yumurtaları Bu şekilde ayıklıyordu demek. | Open Subtitles | أستطيع أن أرى كيف يُمكن لذلك أن يتخلص مِن سريعي السُكر. |
| Bu kadar büyük bir hikayenin hukuken incelenmesi gerekir ki Bu da haftalar, hatta aylar sürebilirdi. | Open Subtitles | قصّة بذلك الكبر، يجب أن يتم تدعيمها قانونياً، يُمكن لذلك أن يستغرق أسابيع، حتى أشهر. |
| Bu sıcaklık düşüşünü ve Kubbe duvarlarının dibindeki tuhaf bulutları açıklayabilir. | Open Subtitles | تدور حول محورها؟ يُمكن لذلك تفسير إنخفاض درجة الحرارة، |
| Normalde, dik açıyla delerdik... Normalde, dik açıyla delerdik ama Bu çökmeye neden olarak çocuğu anında öldürür. | Open Subtitles | عادة نقوم بالحفر في زاوية شديدة الإنحدار، لكن يُمكن لذلك أن يُسبّب إنهياراً، وقتله على الفور. |
| Bu simüle edilmiş insan... et ve kandan oluşan insanın tıpkısı olabilir mi? | Open Subtitles | و هل يُمكن لذلك الشخص المُحاكى أن يكون نسخة مطابقة لانسان مكون من لحم و دم؟ |
| Bu mekan kesinlikle standartlara uygun değil. | Open Subtitles | هل أنت بخير ؟ لا يُمكن لذلك المكان أن يكون مُطابقاً للمعايير |
| İstediğim şey, 13 dakika daha oyalamak ve Bu olayı bir kan gölü yaşanmadan çözmeye çalışmak. | Open Subtitles | ما أريده هو أن أدع تلك اللعبة تستمر لـ13 دقيقة أخرى لأرى ما إذا كان يُمكن لذلك الأمر أن يُحل بدون حمام دم |
| Bu sadece birşeyi gösteriyor. | Open Subtitles | يُمكن لذلك أن يعني أمراً واحداً. |
| Evet ama Bu bile günümü mahvedemez çünkü Bu akşam kızımla üniversiteye gitmeden önceki son yemeğimi yiyeceğim. | Open Subtitles | نعم، لكن لا يُمكن لذلك حتى أن يُفسد يومي لأنّ هذه الليلة هي ليلتي الأخيرة المُميّزة جداً لمُشاركة العشاء مع ابنتي قبل ذهابها للكلية. |
| Bu tehlikeyi göze alamayız. | Open Subtitles | يُمكن لذلك أن يضع المُهمّة في خطر. |
| Bu haftalarca sürebilir. | Open Subtitles | حسناً، يُمكن لذلك أن يستغرق أسابيع. |
| Bu bina sizin mirasınız olabilir. | Open Subtitles | يُمكن لذلك المبنى أن يكون إرثك. |
| Bu açıklanılabilir. Olabilir. | Open Subtitles | حسناً، يُمكن لذلك أن يُفسّر الأمر. |
| Bu bir tesadüf olamaz. | Open Subtitles | لا يُمكن لذلك أن يكون محض صدفة |
| Tatlım, Bu iş hayatımızı tümüyle değiştirebilir. | Open Subtitles | عزيزتي، يُمكن لذلك أن يغير الكثير لنا |
| Hatalar yapman ve vazgeçmen Bu olamaz! | Open Subtitles | إقتراف الأخطاء والإستسلام... لا يُمكن لذلك أن يحدث! |
| Nasıl olduysa oldu. Bu kanca, Anne'nin suratını bir kaç darbeyle o hale getirebilir. | Open Subtitles | كيفما حدث الأمر، يُمكن لذلك الخطاف أن يكون ما شوّه وجه (آن). |
| Bu bekleyebilir. | Open Subtitles | يُمكن لذلك الأمر أن ينتظر |
| Bu çatışmamız bekleyebilir. | Open Subtitles | يُمكن لذلك الصراع أن ينتظر |