| Hapsedilmenin kısır döngüsü içinde çoğunun serbest kalamadığı, çoğumuzu kapana kıstıran hikâyeler. | TED | قصصاً جعلت أكثرنا محاصرين داخل حلقة السجن المفرغة، التي لم يستطع معظمنا التحرر منها. |
| çoğumuzu sistemli bir imha işlemi için toplayıp kamplara koydular. | Open Subtitles | جمعنا معظمنا ووضعنا في معسكرات للتخلص منا بشكل نظامي |
| Sanırım Katy çoğumuzu yaşadığı, gerçeklikten muhafaza etti. | Open Subtitles | أعتقد أن كاتي تحصين معظمنا ضد ما كان يحدث في الواقع. |
| Hepimiz seni öldürmeye çalıştık. Ve sen çoğumuzu öldürmeye çalıştın. | Open Subtitles | جميعنا حاولنا قتلك وحاولتَ قتل أغلبنا |
| Belki de bu acı, bu yalnızlık, bu umutsuzluktur bir çoğumuzu ne bulursak onunla bağlanmaya iten şey. | TED | لذلك، ربما يكون هذا الألم وهذه الوحدة وهذا اليأس هي التي تقود العديد منا للتواصل مع كل من نستطيع. |
| "Ama o günden sonra çoğumuzu aldılar." | Open Subtitles | لكن بعد ذلك اليوم أخذوا معظمنا |
| Derin inancı ve sıkı disiplini olağan üstü ve Tanrı vergisi yeteneği ile Dana çoğumuzu geçmişti. | Open Subtitles | نعرف هذا في أعماقنا بالإيمان والانضباط الصارم وصلت لمجدها الغير عادي ومواهبها الإلهية لقد اذهلت " دانا " معظمنا |
| çoğumuzu öldüren budur. Ama onları değil. | Open Subtitles | هذا ما يقتل معظمنا وليس هم |
| Şey, çoğumuzu öldürdüler. | Open Subtitles | لقد قتلوا معظمنا |
| Screamerlar çoğumuzu öldürdü. | Open Subtitles | قتل الصارخون معظمنا |
| çoğumuzu cehenneme göndermek. | Open Subtitles | أنه يرسل معظمنا إلى الجحيم |
| - 40 kırbaç darbesi çoğumuzu öldürür. | Open Subtitles | أربعين جلدة ستقتل معظمنا. |
| Bir çoğumuzu. | Open Subtitles | معظمنا |
| Bir çoğumuzu. | Open Subtitles | معظمنا |
| çoğumuzu öldürdüler. | Open Subtitles | معظمنا قتل |
| En azından çoğumuzu. | Open Subtitles | أغلبنا على الأقل |
| Bana bak adını Q-U ile yazan Quendra, çoğumuzu öldürebilirler, ama kimse pes etmedikçe birileri hayatta kalacaktır. | Open Subtitles | (مرحباً (كيندرا يمكنهم أن يقضوا على أغلبنا و لكن ما دمنا لم نستسلم |
| Bu hikâye çoğumuzu anlatıyor. | TED | أغلبنا هكذا. |
| Bu eşsiz, tarihi anın iniş çıkışları duygusal bir heyecan treni gibi pek çoğumuzu hissizleştirdi. | TED | من المفهوم أن معمعة هذه اللحظة المميزة تشعر وكأنها زلزال عاطفي جعل العديد منا يشعر بالخدر. |