| çok mantıksız bir şey ve ona destek olmamı istiyor. | Open Subtitles | و، ق غير منطقي تماما وانه يريد مني أن أكون داعما. |
| Bak, bazı sınırların aşıldığını biliyorum ama bu çok mantıksız. | Open Subtitles | أدرك أن هناك تجاوز، لكن ما تفعله غير منطقي. |
| Saldırıdan tek kurtulabilen olmam çok mantıksız geliyor. | Open Subtitles | لا يبدو منطقياً إنني الوحيدة التي نجتْ من الهجوم |
| Bu vade kartı olan bir danışma kaynağı bu çok mantıksız çünkü danışma kaynakları kontrol edilemez. | Open Subtitles | هذا كتاب مرجعي يحتوي على بطاقة لمواعيد الإستعارة وهي غير منطقية لأن الكتب المرجعية لا يمكن التحقق منها |
| Bu çok mantıksız. Çenene gereksiz işler yaptırıyorsun. | Open Subtitles | الأمر ليس منطقياً فهو عمل إضافي لا حاجة لفكيك له |
| Bu çok mantıksız. Onunla hiç karşılaşmadık ki. | Open Subtitles | هذا غير منطقيّ فنحن لمْ نقابله قطّ |
| Rafa kaldırılan dosyalardaki silah, ama çok mantıksız. | Open Subtitles | هناك بصمة واحدة واضحة على, الهيكل, لكن هذا لا معنى له. |
| Bir saniye, bu çok mantıksız. | Open Subtitles | مهلا، هذا لا يبدو منطقيا إطلاقا. |
| Neden ikinizi birden çağırayım? çok mantıksız! | Open Subtitles | لم أواعدك وأواعدها في وقت واحد إنه أمر غير منطقي |
| çok mantıksız. Atılma alanlarına bakarak deneyimli olduğunu söyledik. | Open Subtitles | هذا غير منطقي نظرًا لمواقع التخلص من الجثث حللنا أن هذا الرجل يمتلك خبرة |
| Hala çok mantıksız. Onun senin Scorpion'a katılmanı istediğini söyledin. | Open Subtitles | مازال هذا غير منطقي قلتي أنه يريدك أن تنضمى (للعقرب) |
| çok mantıksız konuşuyorsun. | Open Subtitles | انت تتكلمين بشكل غير منطقي على الاطلاق |
| Bu kulağa çok mantıksız geliyor. | Open Subtitles | هذا لا يبدو منطقياً بالنسبة لي |
| Bu çok mantıksız. | Open Subtitles | هذا لا يبدو منطقياً ابداً |
| Annem de çok mantıksız. | Open Subtitles | أمي غير منطقية ابداً أيضاً |
| Nasıl doğduma dair söyledikleri hikaye, çok mantıksız. | Open Subtitles | قصة مولدي تلكَ ، غير منطقية. |
| - Roulet! - Frank'le sen savunuyordunuz onu neden öldürsün ki? çok mantıksız. | Open Subtitles | أعتقدت أنك و "فرانك" تدافعون عنه لمَ يقتل هذا الرجل , هذا ليس منطقياً |
| İki bebek olması çok mantıksız. | Open Subtitles | هذا ليس منطقياً بالحصول على ولدين. |
| Hayır. Bu çok mantıksız Stefan. Caroline bana muhakkak bir şey söylerdi. | Open Subtitles | كلّا، هذا غير منطقيّ يا (ستيفان)، (كارولين) كانت ستفصح بشيء. |
| Eğer kızın peşinde değilse onu öldürmemesi çok mantıksız. | Open Subtitles | هذا لا معنى له كونه لم يقتل الفتاة اذا لم تكن هي , فماذا كان يسعى اليه |
| - Bu çok mantıksız. | Open Subtitles | هذا لا يبدو منطقيا. |
| çok mantıksız. | Open Subtitles | هو لا يصبح مفهوما لي. |
| Bu çok mantıksız. | Open Subtitles | ننتقل من هذه المحادثه إلى محادثه أكثر خصوصيه؟ ذلك ليس منطقي |
| Şartlara bakılırsa, çok mantıksız bir tutum. | Open Subtitles | طبقا للوضع الحالى فان الطلب غير منطقى. |
| Bunların hepsi çok mantıksız. | Open Subtitles | كل هذا ليس له أي معنى |