| öğreneceğim çok şey var. Ne acayip, değil mi? | Open Subtitles | أوه , لديَّ الكثير لأتعلمه مهلاً , أليس هذا جنوناً ؟ |
| Ayrıca, sizden hala öğreneceğim çok şey var, Kumandan. | Open Subtitles | بالإضافة ، إلى أنني لا أزال لديّ الكثير لأتعلمه منك أيّها القائد |
| Bak, hayatta çok şey yaşadığını biliyorum ve seninle olmaktan öğreneceğim çok şey var. | Open Subtitles | انظري ، أعلم أنك مررت بهذا كثيراً في حياتك ولدي الكثير لأتعلمه لأكون معك |
| Eski işimden dolayı kendimi gerçek aşk konusunda uzman sanırdım ama ikinizden öğreneceğim çok şey var sanırım. | Open Subtitles | خلتُ نفسي خبيرة في الحب الحقيقي بسبب وظيفتي .القديمة، ولكن أمامي الكثير لأتعلمه منكم يا رفاق |
| - Senden öğreneceğim çok şey var. - Yardımcı olmak için ne yapabilirsem. | Open Subtitles | هناك الكثير لأتعلمه منك - سأفعل ما بوسعى لمساعدتك يا مايكل - |
| Senden öğreneceğim çok şey var. | Open Subtitles | هذا صحيح، لدي الكثير لأتعلمه منك |
| Senden öğreneceğim çok şey var. | Open Subtitles | هذا صحيح، لدي الكثير لأتعلمه منك |
| Gösteri işiyle öğreneceğim çok şey var daha. | Open Subtitles | هناك الكثير لأتعلمه عن أعمال العروض |
| öğreneceğim çok şey olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | أنا.. أعلم أنَّ لديّ الكثير لأتعلمه. |
| - Yine de senden öğreneceğim çok şey var. | Open Subtitles | ورغم هذا لازال أمامي الكثير لأتعلمه منك |
| Senden öğreneceğim çok şey var. | Open Subtitles | هناك الكثير لأتعلمه منك |
| öğreneceğim çok şey var gibi gözüküyor. | Open Subtitles | يبدو أن عليّ الكثير لأتعلمه |
| Carpathia hakkında öğreneceğim çok şey var, farkındayım. | Open Subtitles | أنا مدرك تماماً بأن لدي الكثير لأتعلمه عن (كاربيثيا) |