| Çünkü o ne uzun, ne de ölümsüz ve hiçbirimiz Flash olamadı. | Open Subtitles | لأنه ليس طويل ولا خالد ولا أحد منا يمكنه أن يكون الوميض |
| Bir kere ölümsüz olduğu zaman da kendisini görülmüş en çirkin yaratığa dönüştürebilir. | Open Subtitles | وعندما يصبح خالد يمكنه ان يحول نفسه الى ابشع مخلوق يمكنك ان تراه |
| Bir arkadaşım bana onun ölümsüz olduğunu ve öldürülemeyeceğini söylemişti. | Open Subtitles | ، صديقي أخبرني بأنها خالدة . ولا يمكن أن تقتل. |
| Bu binada böyle bir şaka yapmazdım, ölümsüz olmana rağmen. | Open Subtitles | أنا لم أكن لأمزح بهذا الشأن حتى لو كنت خالداً |
| Eğer bu ölümsüz çocuk her yüz senede bir âşık olacak bir arkadaş bulursa, bir milyon senede on bin tane kız arkadaşı olur. | TED | إذا وجد هذا الصبي الخالد فتاة مرة كل مئة سنة ليقع في حبها، سيملك عشرة آلاف حبيبة في مليون سنة. |
| Çünkü iyi bir hayat yaşadık, ve hayatı çok sevdik, - kendimizi ölümsüz sandık. | Open Subtitles | لأننا عشنا حياة الرغد , وأحببنا الحياة كثيرا جدا لقد تخيلنا أنفسنا خالدين |
| Hayatın gelip geçici olduğunu ve kimsenin ölümsüz olmadığını anladım. | Open Subtitles | لا حظت ان الحياة ليست أثمة و لا أحد خالد |
| Cadılar tam anlamıyla ölümsüz hiçbir şeyin dünyada dolaşmasına izin vermez. | Open Subtitles | الساحرات ما كُنّ ليسمحنّ لأيّ مخلوق خالد أن يجول هذهِ الأرض. |
| ölümsüz olabilirsin ama göz kenarındaki kırışıklıklara karşı bir koruman yok. | Open Subtitles | قد تكون خالد ولكن لن تكون في مأمن من أقدام الغراب |
| ölümsüz olması, vücudunun sonsuza kadar dayanacağı manasına gelmiyor. | Open Subtitles | رغم أنه خالد, لا يعيش الجسد طويلاً للأبد |
| ölümsüz ya da değil, bir dakikayı bile israf edemem. | Open Subtitles | خالدة أم لا، أنا لا تريد أن تضيع دقيقة أخرى. |
| Aynı zamanda bir erkek ve teorik olarak ölümsüz. | TED | و يصا\ف أيضاً أنها ذكر و من الناحية النظرية خالدة |
| Senin sorunun şu, Summers: Öyle iyi oldun ki ölümsüz olduğunu sanmaya başladın. | Open Subtitles | مشكلتك يا سمرز هو أنك جيدة وتظنين أنك خالدة |
| Haklısın, dostum. Şu an yüzleştiğimiz ölümsüz bir iblis değil. | Open Subtitles | أجل، يا صديقي هذا ليس شراً خالداً الذي نواجهه الآن |
| Eğer sonunda tek bir kişi bile ölecekse hiç kimsenin ölümsüz olmaması gerekir. | Open Subtitles | لا أحد يجب أن يكون خالداً لو أن هذا سيؤدي لموت شخص واحد |
| Onun için hayatını riske atmaya istekliliğinden etkilenen Yaşlı Adam, ölümsüz bitkiyle birlikte dağdan ayrılmasına izin verdi. | TED | رق قلب العجوز بعد أن رأى استعدادها للتضحية من أجله، فسمح لها بمغادرة الجبل ومعها العشب الخالد. |
| Artık ölümsüz olmadığımızdan beri. ölümsüz ruhlarımızı temizlemeliyiz. | Open Subtitles | منذ لم نعد خالدين, لا أكثر لا بد أن نعتني بأرواحنا الخالدة |
| Meslek hayatı bitmişti. ölümsüz olmak için bir şey yapmaya karar verdi. | Open Subtitles | تدهورت مهنتها ولذلك قررت القيام بخطوه نحو الخلود. |
| Dokuz ölümsüz ve yaşadıkları yerin asitle oyulmuş resmi var. | Open Subtitles | لقد وجدتُ نقش من الخالدين تسعة والمكان الذي يعيشون فيه |
| Peşinden koşup, nefessizce ölümsüz aşkını ilan ettiğin. | Open Subtitles | أولئك الذين تركض لهم بدون جدوى حتى تعلن لهم حبك الأبدي |
| Tanık, kendi zamansız ormanında ölümsüz olmayı arzuluyor ama zamanı yok ettiğini ölen ve yaşayan şeylerin bir arada olduğunu bir düşünsene. | Open Subtitles | الشاهد يريد أن يكون خالدا في غابته السرمدية لكن أيمكنك تصور تدمير الزمن بعينه و كل ما سيبقى سوف يموت و يحيى |
| O günü bilmek bizi ölümsüz yapmaz. | Open Subtitles | عدم معرفة هذا اليوم يجعلنا فعلياً خالدون |
| Gecikme. ölümsüz mutluluk bir dolar kadar yakın. | Open Subtitles | لا تتأخر، السعادة الأبدية على بعد دولار واحد. |
| Medea Talos'a bir anlaşma sundu: cıvatayı çıkarması karşılığında Talos'u ölümsüz yapacaktı. | TED | عرضت ميديا علي تالوس صفقة: لقد ادعت أنها تستطيع جعل تالوس خالدًا للأبد وفي المقابل يجب عليه أن يزيل المسمار. |
| Eğer hepimizin ölümsüz ruhlara dönüşeceğimizi düşünüyorsan onları görmek hoşuma giderdi. | Open Subtitles | لو انت تعتقد اننا كلنا ممسوسون بواسطة روح خالده ساحب بالتأكيد رؤيتها |
| Sana olan ölümsüz aşkını itiraf etmek için geldi. Bu yüzden de onunla uğraşmayı sana bırakıyorum. | Open Subtitles | قدّ عادت لتعترف بحبّها الأبديّ لكَ، لذا سأترككَ تتدبّر أمرها. |
| Ben ölümsüz olmak istemiyorum, sadece kurtulmak istiyorum. | Open Subtitles | لا أريد أن أكون أبدي فقط أريد أن أخرج من هذا |