| Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi. | TED | الذي فعله هاورد أنه غير الطريقة التى يفكر بها العاملون بصناعة الأغذية من الأساس الطريقة التي تجعلكم سعداء |
| Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey, Platonik yemek algısına karşı gelmesiydi. | TED | الشئ الثالث الذي فعله هاورد , ربما الأكثر أهمية, أن هاورد تصدى لنظرية الطبق الأفلاطوني. |
| Teddy Conrad'ın yaptığı tek şey ona miras kalan parayı kaybetmesidir. | Open Subtitles | الشيء الوحيد الذي فعله تيدي كونراد هو ورث المال وخسارته |
| Sadece, Richard'ın yaptığı bu harika tablo dışında. | Open Subtitles | عدا هذا اللوحه الساحره, التي صنعها ريتشارد. |
| Müfettiş Nelson'ın yaptığı bir araştırma sayesinde, onun çok eski bir dostuyla tanışacağız. | Open Subtitles | بفضل تلك التحقيقات التي أجراها المفتش نيلسون الطيب سوف نقابل أصدقاءً قُدامىَ لها |
| Pritchard'ın yaptığı, teknik olarak kural dışı. | Open Subtitles | الذي فعله بريتشارد، تقنياً، .غير شرعيُ |
| Aynen Bay Harrison'ın yaptığı gibi. | Open Subtitles | هو بالضبط الذي فعله السّيد هاريسن . |
| Adam'ın yaptığı onun kararıydı. | Open Subtitles | الذي فعله آدم كان من قراره |
| Samaritan'ın yaptığı onca iyiliği nasıl görmezden gelirsin? | Open Subtitles | كيف يمكنك نكر الخير الذي فعله (السامري)؟ |
| Brian'ın yaptığı çok nadir olan bir şey. | Open Subtitles | الذي فعله (برايان) نادر |
| Todd'ın yaptığı şey... | Open Subtitles | الذي فعله (تود)... |
| Ben, Homer'ın yaptığı bu kalemliği buldum. | Open Subtitles | لقد رأيت حامل أعواد الماكروني " التي صنعها لي " هومر |
| - Carl'ın yaptığı şişi bulamıyorum. | Open Subtitles | لقد أضعت السكين التي صنعها لي (كارل) |
| Blake'ın yaptığı son görüşme hakkında sorular sordu. | Open Subtitles | كان يسأل عن مقابلة أخيرة أجراها بلايك |
| Laitanan'ın yaptığı son telefon görüşmelerini inceleyerek başlayabiliriz. | Open Subtitles | يمكننا أن نبدأ من حيث الاتصالات التي أجراها (ليتانين) |