| Arkada zengin müşterilere ikram edilen içki şişelerinin durduğu güzel bir dolap var. | Open Subtitles | في الخلف هناك خزانة فخمة تحتوي زجاجات لتقديم المشروب للمودعين الأغنياء |
| - Örneğin pahalı içkilerin şişelerinin sıkıca kapatılması gibi. | Open Subtitles | مثل الختم مكلفة زجاجات من الخمور أو النبيذ. |
| Örneğin, kişisel kullanımlarda kolayca su şişelerinin içine konabilecek bir çubuk yapabilirsiniz ya da aile için, suyu süzebilecek gözenekli bir filtre yapabilirsiniz. | TED | على سبيل المثال، يمكنك تشكيل قضيب يمكن وضعه بداخل زجاجات المياه بسهولة للاستخدام الشخصي أو يمكننا صنع مرشح مياه لتنقية المياه للعائلات. |
| Hepimiz şampanya şişelerinin mantarlarını tek bir cama patlatsak ya? | Open Subtitles | لمَ لا نفتح كلّنا سدادات قوارير الشمبانيا على نافذة واحدة؟ |
| Beni Juarez, Meksika' ya götürdü, bir hafta önce oradaydım, kadınların kemiklerinin temizlenip Coca Cola şişelerinin yanına atıldığı park yerlerine götürdü. | TED | اخذتني هذه الرحلة الى خواريز المكسيك، حيث كنت في الاسبوع الماضي حيث كنت هناك حرفيا في مواقف السيارات حيث كانت عظام النساء تغسل و تدفن بجانب قوارير كوكاكولا. |
| Kola şişesini uçaktan fırlattıklarında şişenin yere düştüğünü ve kırılmadığını hatırlıyor musunuz? Şimdi, bakalım, bunun sebebi kola şişelerinin katı olmasıdır. | TED | أتذكرون حين قام أحدهم بإلقاء زجاجة المياه الغازية من الطائرة فسقطت على الأرض دون أن تنكسر؟ يعود ذلك إلى صلابة زجاجات المياه الغازية |
| İlaç şişelerinin üstünde okudum. | Open Subtitles | لقد كنت أقرأ زجاجات وصفاتك الطبية |
| Sanırım bira şişelerinin sonuncusunu da buldum. | Open Subtitles | أعتقد انني جمعت كل زجاجات البيرة |
| Tekila şişelerinin arasında bir dans kupası oluyor. | Open Subtitles | كأن هناك كأس وقف يرقص "بين زجاجات "التيكيلا |
| Bir de su şişelerinin olayı ne öyle? | Open Subtitles | ولماذا يوجد الكثير من زجاجات المياه؟ |
| Sette *Snapple şişelerinin içine işemedi, aslında, bu, tamamen gerçek. | Open Subtitles | انه لا يتبول في زجاجات" سنابل" في مكان التصوير والذي شئ حقيقي كليا |
| Jesper'in şarap şişelerinin bırakılması esnasında başka yerde olduğuna dair şahitleri var. | Open Subtitles | بالإضافة إلى أن (اندرسون) كان لديه عذر أثناء توزيع زجاجات النبيذ |
| İlaçlar kola şişelerinin içinde. | Open Subtitles | الدواء بداخل قوارير الكوكا كولا |