| Sonra aileyi kiliseye götürüyor, üniformasını değiştiriyor... ..ve kızını evlendiriyordu. | Open Subtitles | بعدها كان يقود العائلة للكنيسة، ويغير ملابسه ويسلم ابنته للزفاف |
| Ve aileni geçindirmek için ya da istediğini sandığın aileyi geçindirmek için. | Open Subtitles | أنا ايضا أرعى العائلة التى طالما أردتَها أو التى ظننت أنك تُريدها |
| Ne, Gorgoni'nin aileyi ele gecirmeye calistigini mi düsünüyorsun? Hadi! | Open Subtitles | هل تعتقد بان جورجوني يريد السيطرة على العائلة , هيا |
| Bu, her şeyini kaybetmiş varlıklı bir ailenin ...ve bu aileyi bir arada tutmaktan başka çaresi kalmamış oğullarının hikâyesidir. | Open Subtitles | الآن قصة عائلة غنية فقدت كل شيء و الأبن الأوحد الذي لم يكن لديه خياراً سوى ان يبقيهم كلهم معاً |
| Muhtemelen aileyi kim daha çok utandırabilir diye kız kardeşini örnek alıyor. | Open Subtitles | إنه على الأرجح يتبع مثال أخته لمعرفة من يستطيع إذلال الأسرة أكثر |
| Babalar böyledir. Ama bir krizde bütün aileyi bir araya getirir. | Open Subtitles | كل الآبـاء هكـذا، كما أن العائلة تتحد عندما تواجه مشكلة كبيرة. |
| Bu aileyi bir arada tutmak için her şeyi yapıyorum canım. | Open Subtitles | أنا أفعل كل ما فى وسعى لأحافظ على هذه العائلة معا |
| Neyse, gördüm ki senin bu kaçamağın tüm aileyi etkiliyordu! | Open Subtitles | على العموم, لقد رأيت ان هذه العلاقة ستدمر العائلة كلها |
| Her neyse, parti düzenliyoruz ve bütün aileyi orada istiyorum. | Open Subtitles | بأيه حال, إنه حفل و أنا أريد العائلة بأكملها هناك |
| aileyi daha fazla soru sormaması için biraz oyalasan iyi olur. | Open Subtitles | يتوقع أن تستغرق ساعة لإيقاف العائلة عن السؤال اكثر من ذلك. |
| Patrick'in seçim kampanyası öncesi aileyi yeni ve modern gösteriyoruz. | Open Subtitles | يجب أن نعد العائلة لتكون طبيعيه ومستعده قبل حملة باتريك |
| Rick'in ailesi öldüğünde büyün aileyi iki haftalığına Florida'ya götürmüştüm. | Open Subtitles | عندما توفيت والدة ريكس اصطحبت العائلة بكاملها الى فلوريدا لأسبوعين |
| Bir şey söylemedim çünkü, bütün bu kahrolası aileyi korudum. | Open Subtitles | لأني لم أقل أي شيئ لقد قمت بحماية العائلة اللعينة |
| Sonunda, taşınma günü geldi. Tüm aileyi saran bir umut ve heyecan vardı. | Open Subtitles | و إخيرا الإنتقال و هناك شعور من الأمل و الحماس في العائلة كلها |
| Asıl sen, üç adamını kliniğe gönderdiğin zaman aileyi riske soktun. | Open Subtitles | أنت من وضع هذه العائلة بخطر عندما أرسلت أولئك الرجال للعيادة |
| Bu, her şeyini kaybetmiş varlıklı bir ailenin ve bu aileyi bir arada tutmaktan başka çaresi kalmamış oğullarının hikâyesidir. | Open Subtitles | الآن قصة عائلة غنية فقدت كل شيء و الأبن الأوحد الذي لن يكن لديه خياراً سوى ان يبقيهم كلهم معاً |
| Eğer sorunlu bir aileyi şikayet etmek istiyorsan kendi ailenden başla. | Open Subtitles | إن كنتِ تريدين شكوى ضد عائلة ملخبطة ينبغي أن تعمليها ضدنا |
| Pekala, ben bu aileyi şahsen tanıyorum ve bizi hapse attırabilirler. | Open Subtitles | حسناً أنا أعلم هذه الأسرة شخصياً ويمكنهم إلقاؤنا جميعاً في السجن |
| Mary. Bu aileyi çiğneyip geçmene izin vereceğimi mi sanıyorsun? | Open Subtitles | ماري , هل تعتقدي آني سوف آتركك مع هذه العائله |
| Biri tüm aileyi dibe götürecek kadar depresyona mı soktu? | Open Subtitles | شخص ما لديه هذا القدر من الاكتئاب فأخذ عائلته بأكملها؟ |
| Çocuklarının aileyi neden bu şekilde yaratmak istediklerini anlayacağını umdular. | TED | أملًا منهم أن يتفهم أطفالهم أسبابهم لتكوين أسرة بهذه الطريقة |
| Aptalca bir kavga için bu aileyi yıkmazsın, değil mi? | Open Subtitles | لن تهدمى رباط عائلتنا بسبب مشاحنة غبية واحدة، أليس كذلك؟ |
| Son 10 yılda, Sosyal Hizmetler 107 aileyi ziyaret etmiş. | Open Subtitles | حسناً, زارت الخدمات الإجتماعية 107 عائلات في الأعوام العشرة الأخيرة |
| Polis sabah aileyi tutukladı, efendim. Dışarıda olmalıydı. | Open Subtitles | ألقت الشرطة القبض على عائلتها هذا الصباح, يا سيدي لابد أنها كانت بالخارج |
| Anlaşılan bu kez de zavallı bir aileyi soymaya çalışıyorlar. | Open Subtitles | يبدو أنهم يحاولون سرقة بعض العائلات الفقيرة في هذا الوقت |
| Ben bu aileyi düzeltmek isteyen evli bir adamım. | Open Subtitles | أَنا رجل متزوج الذي يُريدُ التَثبيت هذه العائلةِ. |
| Bugün genç erkekler işi ve aileyi dengeleyebilmeyi bekliyor. | TED | يتوقّع الشباب اليوم تحقيق التوازن بين العمل والعائلة. |
| Bir aileyi yükseltmek ne gerekiyorsa en iyi şekilde yaptı ve kıt kanaat geçindiği küçük çiftliği buradan fazla uzakta değil. | Open Subtitles | ما كان يفعله هو النهوض بالعائلة وكان يحاول العيش مع فقرة في حقل صغير بعيد من هنا |
| Yabancı olması zor, ama iki aileyi de tanıyan kimseyi bulamadık. | Open Subtitles | من غير المرجح أن يكون غريبا لكننا لم نجد أي أحد عرف كلتا العائلتين |
| Son sekiz ayda altı aileyi öldürdü. | Open Subtitles | انه اسفر عن مقتل ستة الأسر في الأشهر الثمانية الماضية. |