| Belki haklısındır, ajanlık ve aile işleri bir arada yürümez. | Open Subtitles | ربما انت على حق التجسس والأبوة والأمومة فقط لن يتوافقان |
| ajanlık da diğer mesleklerle pek çok ortak noktaya sahiptir. | Open Subtitles | هناك أوجه تشابه بين العمل كجاسوس وبين أي عمل أخر |
| Şimdi de ajanlık ve cinayetten suçlanıyoruz. | Open Subtitles | محرضين الان نحن عظيم، والجريمة الجاسوسية على |
| Eğer uzun zaman gizli ajanlık yaparsanız, bazı pis işleri de yapmak zorunda kalırsınız.. | Open Subtitles | عندما تعمل كعميل سري لمدة طويلة، فإنك ستلتزم بعروض لبعض المهام السيئة |
| Tam ajanlık benimkisi. | Open Subtitles | ووثقت بها بعد هذا هذا حقا ً عمل جواسيس جيد |
| Yani daha önce Bilgisayar'sız ajanlık yapmamıştım ajanlığı seviyorum da. | Open Subtitles | لا أنا فقط أتعلمين,أنا لم أكن جاسوساً من قبل بدون التقاطع وأنا أحب تماماً كوني جاسوساً |
| Onlara Sasha hakkında ajanlık yaparken, neden benden yardım istediğini bile söylemedim. | Open Subtitles | اخبرتهم اننى كنت اتجسس على ساشا لماذا جئت الى من اجل المساعدة؟ |
| Gizli ajanlık eğitimimde kimliğimi belli etmemek için bazen kuralları çiğneyebileceğim söylendi. | Open Subtitles | خلال التدريب لتصبح عميلاً متخفيّا علّموني أنه أحياناً يجب أن أخالف القانون لأثبّت غطائي |
| Ülkesine ihanet. Batı ülkeleri için ajanlık ve sabotaj. | Open Subtitles | خيانة وطنه، التجسس لصالح دول غربية والأعمال التخريبية |
| Paavo sivillerin psikolojik durumlarına ajanlık ediyor. | Open Subtitles | هو التجسس بافو في الروح المعنوية للمدنيين. |
| Onu aslında ajanlık yaptığın günlerde kullanabilirdin. Tanıdığım en iyi kılık değiştirme ajanlarından birisi. | Open Subtitles | أتعلم أنك كنت تستطيع ألأستفاده منها في التجسس ممكن أنها الأفضل في التخفي والتجسس |
| Bak Shaw, benim ajanlık yeteneklerim hakkında konuştuğunuz biliyorum. | Open Subtitles | انظر, شو, انا هادئ مع علمي التام بان هناك اشياء قيلت عنّي ,عن شخصيتي او حتى عن قدراتي كجاسوس |
| Pekâlâ. ajanlık zamanlarım oldukça heyecan verici geçti. | Open Subtitles | حسناً , فترتي كجاسوس كانت جيدة بعض الشيء |
| Yeterince uzun süre ajanlık yaptıysanız imdat çağrılarının pek de umulduğu gibi işlemediğini öğrenirsiniz. | Open Subtitles | اعمل بما فيه الكفاية كجاسوس و تتعلم أن اتصالات الاستغاثة ليست دائما تعمل بالضبط كما تخطط |
| Yani sadece özel hayatım değil, ajanlık hayatım da berbat-- | Open Subtitles | ليس في حياتي الشخصية فقط أخفق بل في حياتي الجاسوسية كذلك |
| Chuck, ben senin ajanlık hayatından kaçmak için tatile çıktım. | Open Subtitles | تشاك، لقد ذهبت في إجازة كي أبتعد عن حياتك الجاسوسية حسـنا؟ |
| ajanlık geçmişimle ve karakterimle ilgili konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | أود أن أتحدّث عن تاريخي كعميل وعن شخصيتي. |
| Hapishaneden çıkarıp, çifte ajanlık yaptırmamızı öneriyorsun. | Open Subtitles | أخرجه من السجن، و نجنده كعميل مزدوج. |
| Vay canına. İyi ajanlık yaptık. | Open Subtitles | تباً ، سنكون جواسيس رائعين |
| Yani daha önce Bilgisayar'sız ajanlık yapmamıştım ajanlığı seviyorum da. | Open Subtitles | لا أنا فقط أتعلمين,أنا لم أكن جاسوساً من قبل بدون التقاطع وأنا أحب تماماً كوني جاسوساً |
| Emile senin üzerinde ajanlık yapmamı istedi. | Open Subtitles | إميل طلب أن اتجسس عليك |
| Ve onun izniyle CNI Lance Delorca'nın daha önce hiç ajanlık yapmadığını onayladı. | Open Subtitles | ومع موافقته تؤكد الإستخبارات الإسبانية أن " لانس ديلوركا " لم يكن عميلاً |
| Senin üzerinde ajanlık yapıyordu. | Open Subtitles | لقد كان يتجسس عليكِ وكذب عليكِ |
| ajanlık bir olay yok ortada. | Open Subtitles | هذا لا يجعل منه عميلا مزدوجا |
| -Ya kendine gelirsin ya da 6 aylık gizli ajanlık eğitimin ve bir yıllık çalışman ziyan olur! | Open Subtitles | أو ستضيع الستة أشهر التي قضيتها في التدريب والسنة التي قضيتها في العمل الجاسوسي بلا فائدة |