| Sonra uzandı kalemi aldı ve imzaladı sonra karısına uzattı o da imzaladı. | Open Subtitles | ثم جاء وأخذ القلم ووقع على العقد ومرر العقد لها ووقعت هى الأخرى |
| Sonra deneyi tekrarladı, yeniden süzdü, küçük bir damla aldı ve bir sonraki yeni bakteri kültürüne ekledi. | TED | ثم كرر هذا، الترشيح مرة جديدة، وأخذ قطرة صغيرة، وإضافتها إلى الدفعة التالية من البكتيريا الجديدة. |
| Herif onu itti bisikleti aldı ve sonra hemen kaçtı. | Open Subtitles | لقد دفعه الرجل وأخذ الدراجة ثم هرب مسرعاً |
| O hazineyi bulmak 40 yılımı aldı ve bir 40 yıl daha sürse bile onu geri almayı planlıyorum. | Open Subtitles | لقد أخذ ذلك مني أربعين سنةً للعثور على هذا الكنز و أخطط لإستعادته, حتى لو أخذ ذلك مني أربعين سنة أخرى |
| Bir ayna aldı ve arkadaşlarının bu numarayı denemesini sağladı. | Open Subtitles | و أخذ مرآة و طلب من أصدقائه القيام بهذه الحيلة |
| LaFrankie onu vurdu, anahtarları aldı, ve dolabı açtı. | Open Subtitles | ربما لافرانكي أرداه قتيلا، وأخذ مفاتيحه ثم فتح الخزانة |
| Onun yerine, döndü, bir taş aldı ve kurbanın işini bitirecekmiş gibi hareket etti. | Open Subtitles | بدلاً من ذلك إستدار لي وأخذ صخرة وتحرك وكأنه سيقضي على الضحية |
| ve oksijen tankını aldı ve aşağı indi. | Open Subtitles | وأخذ خزان الأكسجين، ثم ذهب الي الطابق السفلي. |
| Beni bir bıçakla tehdit etti, paramı aldı ve gözümü morarttı. | Open Subtitles | وهددني باستخدام سكين وأخذ نقودي واعطاني هذه العلامة |
| Taksiden iner inmez, eşyalarını aldı ve içeri girdi. | Open Subtitles | ركب سيّارة أجرة وأخذ مُعدّاتُه ودخل إلى المنزل. |
| Soygunu o düzenledi, fidyeyi aldı ve tabloyu hasarlı şekilde iade etti. | Open Subtitles | لقد نظم عملية السطو وأخذ مال الفدية وأعاد اللوحة تالفه هذا هو محقق الشرطة الذي كان مختفياً طيلة الليلة |
| İsa somunları aldı ve şükrettikten sonra ekmeği 5000 kişiye bölüştürdü aynı şekilde balıkları da. | Open Subtitles | وأخذ المسيح الأرغفة وعندما مُنح الشكر أعطاهم لخمسة ألاف شخص ومعهم أيضاً الأسماك |
| Bilmiyorum. Birden uyandı, silahı aldı ve kafasına sıkmaya kalktı. | Open Subtitles | لا أعلم , هو فقط إستيقَظ وأخذ السلاح وحاول أن... |
| Bu eski cekedi tavanarasından aldı ve temizleyiciye bile götürmeden giydi. | Open Subtitles | لقد أخذ سترته القديمة من الدور العلوى دون أن يأخذها للتنظيف أولاً |
| Pahalı, zor bulunan bir mal için sipariş aldı ve teslimatta parayı almayı umuyor. | Open Subtitles | لقد أخذ طلباً بمنتج غالى ونادر جداً وهو ينوى أن يكون جيد عن التسليم العرض والطلب |
| O benim istediğim bir şeyi aldı, ve bende onun istediği bir şey var. | Open Subtitles | لقد أخذ الشيء الوحيد الذي اريد وانا لديّ الشيء الوحيد الذي يريده. |
| Gelen adam arabayı aldı ve iyi iş yaptığımızı söyledi | Open Subtitles | لقد أتى الرجل و أخذ السيارة و قال بأنها جيدة |
| Tam da o anlama gelir ve Dondelinger bu hayatı elimden aldı ve bir yaşamı almak cinayettir. | Open Subtitles | هذا بالضبط ما أعنيه و دونديلينجر أخذ تلك الحياة مني و أخذ الحياة هو القتل |
| Ölmeden önce bu arsayı aldı ve kısa sürede burayı inşa etti. | Open Subtitles | لقد اشترى هذه الأرض وبنى هذا المكان قبل موته بوقت قصير |
| Neyse, büyükannen elbiseyi aldı, ve ben de çok mutlu oldum. | Open Subtitles | بأي حال، جدتك أشترت الفستان، وكنت سعيدة جداً. |
| Malika eline geçen ilk şeyi aldı ve ona attı. | Open Subtitles | ماليكا حملت اول شيء استطاعت اخذه و قامت برميه عليه |
| Böyle olunca Lo'hiau'yu aldı ve onu erimiş lavla dolu bir volkanın içine attı. | Open Subtitles | ثم أخذت "لوهايو" وسجنته داخل بركان. ملىء بالحمم المتوهجة. |