| Dolayısıyla Lucifer etkisi insan karakteri değişimini bu üç faktörle birlikte anlamayı gerektiriyor. | TED | إذن فأثر لوسيفر يتضمن فهم التحولات في شخصية الإنسان في ضوء هذه العوامل الثلاث. |
| Belki de bizler, varlıklı olmanın işlevsel rolünü anlamayı zedeleyerek eğitimin işlevsel rolünü abartıyoruz. | TED | ربما نحن نبالغ في تقدير الدور الفعال للتعليم على حساب فهم الدور الفعال للثروة. |
| Dileğim, herkesin diğer insanları daha fazla anlamayı denemesi ve onlarla yarışmak, onlara yanlış olduklarını göstermeyi denemek yerine birlikte hareket etmeleri. | TED | أمنيتي هي أن يحاول الجميع فهم الآخرين أكثر وأن يعملوا معهم سويًا، بدلًا من أن ينافسوهم ويحاولون إظهار أنهم على خطأ. |
| Nasıl ki duymak ile dinlemek aynı anlama gelmiyorsa fotoğraf çekmek ile görmek de aynı şeyi ifade etmiyor. Görmek derken ciddi manada "anlamayı" kastediyoruz. | TED | تمامًا كما أن السّمْع يختلف عن الإصغاء فإن التقاط الصور يختلف عن الإبصار فبالإبصار، فإننا في الحقيقة نعني الفهم |
| anlamayı mümkün kılıyorum, çünkü gördüğünüz ve duyduğunuz her şeyin üzerinde genelleme yapıyorsunuz ve size başka bir bakış açısı sunarsam bu daha kolay hâle gelir. | TED | أجعل الفهم ممكنًا، لأنك يجب أن تعمم فوق كل شيء تراه وتسمعه، وإذا أعطيتك منظورًا آخر فسيصبح أسهل لك. |
| ...hepimiz, fiyat teklifleri olmadan verilen kamu sözleşmelerini araştırdığınızda gerçekleşen korkunç yanlış anlamayı hepimiz hatırlıyoruz. | Open Subtitles | نتذكر جميعا أن سوء تفاهم رهيب عندما تم التحقيق الذي لمنح العقود العامة دون مناقصات. |
| Bir an durmak istedim ve bana yardımcı oldunuz. Çünkü şu anda olmuş olabilecek iki çok büyük yanlış anlamayı ele almak istiyorum. | TED | أريد أن أتوقف للحظة، وقد ساعدتموني في ذلك، لأنني أريد أن أتطرق إلى نقطتي سوء تفاهم من الأهمية بمكان والتي يمكن أن تظهر هنا. |
| Onların benzer sosyal yapısı, insan aileleriyle bütünleşmeyi ve onların komutlarını anlamayı kolaylaştırdı. | TED | هيكلها الاجتماعي المماثل جعل من السهل الاندماج مع العائلات البشرية وتعلم كيفية فهم أوامرهم. |
| Diğer insanları daha fazla anlamayı denemeliyiz. | Open Subtitles | يجب علينا أن نحاول فهم الآخرين أكثر من ذلك |
| Biz seyahat ederken bazen ona gösterilen nefreti anlamayı oldukça zor buluyorum... onu tanıdığım şekilde tanımayan insanlardan gelen nefreti. Sanırım eski Zeyna'dan korkuyorlar. | Open Subtitles | عندما نسافر، أجد صعوبة في فهم لماذا يكرهها الناس الذين لا يعرفونها مثلي |
| - Lütfen, ne söylediğimi anlamayı deneyin... - Ben, hiçbir şeyi dinlemeyeceğim! | Open Subtitles | ارجوك حاولي فهم ما اقوله - لا اريد ان افهم شيئاً - |
| Yabancılar onun gibi bir adamın şahsi meseleleriyle 20 senede İtalya'yı nasıl felç etmeyi becerdiğini anlamayı başaramaz. | Open Subtitles | الأجانب لا يستطيعون فهم كيف استطاع رجل مثله استطاع أن يشل إيطاليا بمشكلاته الخاصة |
| Eğer uzaylı konuşmalarını tespit etmeyi öğrenirsek, onu nasıl anlamayı umuyoruz? | Open Subtitles | إذا لم نتعلم الكشف عن وسائل الاتصال عند الكائنات الفضائية, كيف يمكن لنا أن نأمل على فهم ذلك؟ |
| Ve sanıyorum ki, bunların hepsi, anlamayı mümkün kılıyor. | TED | وأنا أعتقد أن كل هذه الأشياء تجعل الفهم ممكنًا. |
| İmlanın amacı yazının standartlaştırılmasıdır, hepimizin aynı şekilde yazması içindir. Birbirimizin yazdığını okurken anlamayı basitleştirmektir. | TED | نستخدم قواعد للإملاء لنوحد طريقة كتابتنا، لكي نكتب كلنا بطريقة موحدة، لكي يسهل الفهم عندما نقرأ لبعضنا. |
| Bu çeşitlilik, bulutların küresel etkisini anlamayı çok zorlaştırabilir. | TED | وهذا الاختلاف هو السبب في جعل التأثير العالمي للغيوم عصيًا على الفهم. |
| Gerçekten anlamayı isterim... ve o zaman okuyucularım da anlayabilir. | Open Subtitles | أريد أن أفهم حقا وعند ذلك كل قرائي سيتمكنون من الفهم أيضا |
| Beyni anlamayı bu kadar zorlaştıran şeylerden biri onun içinde sıkışıp kalmamızdır. | Open Subtitles | أتعلمين؟ جزء مما يجعل المخ صعب الفهم هو أننا محبوسون بداخله |
| Afedersiniz, küçük bir yanlış anlamayı düzeltmek isterim. | Open Subtitles | عذراً, ولكني أود أن أوضح سوء تفاهم بسيط |
| Bu yanlış anlamayı Ivan'a bizzat ileteceğim. | Open Subtitles | -أنا لم أكُن أعرف أن هُناك سوء تفاهم |