| - arılar genelde ses çıkarırlar. Ses yok demek, arı da yok demektir. | Open Subtitles | النحل يخرج الكثير من الأصوات ولا يوجد أصوات هذا يعني لا يوجد نحل |
| Yalnızca statüsel bir simge. Bence arılar bunu çok abartıyor. | Open Subtitles | إنه مجرد شارة رتبة عسكرية، أعتقد أن النحل يبالغون بتقديرها |
| Hepimizin hayatı için bunu yapmak istiyorum. Hiç kimse arılar kadar çalışkan değil! | Open Subtitles | هذا ما أريد فعله لحيواتنا جميعاً، لا أحد يعمل بجهد أكثر من النحل |
| Evet, arıların kızmasını hiç istemeyiz. Sizden nefret ediyorum arılar. | Open Subtitles | نحن لا نريد إغضاب النحل أنا أكرهكم , أيها النحل |
| arılar o kadar güçlü saldırıyorlar ki sadece bir peteği çalabiliyor. | Open Subtitles | يٌقاتل النحل بضرواة، فلا تملك وقتاً كافياً إلاّ لنهب قُرصاً واحداً. |
| Aile güvenli bir uzaklıkta ballarının keyfini çıkarırken, arılar yenilgiyi kabullenmiş gibi görünüyor. | Open Subtitles | بينما تستمتع العائلة بعسلهم في منأى عن النحل، يبدو وأن النحل قد هُزم. |
| arılar duvarın dışından polen topluyor olsa bile bunun olmaması gerekir. | Open Subtitles | حتى إذا قام النحل بنقل حبوب لقاح من مكان خارج الاسوار |
| Bizler ortak çalışmaya arılar ya da karıncalar kadar sıkıca bağlı değiliz. | TED | إننا لسنا متعاونين بقدر مجموعات النحل والنمل. |
| Bilirsiniz, arılar kümeler halinde dolaşır balıklar sürüler halinde... | TED | كما تعلمون ، النحل يأتي في شكل أسراب والسمك يأتي في شكل أفواج. |
| Muhtemelen çenesine bağlı bir kraliçe arı var ve diğer arılar da ona doğru gidiyor. | TED | من المحتمل أن يكون لديه ملكة نحل معلقة في ذقنه وباقي النحل منجذب لها |
| Arıları düşününce aklımıza tarım, kırsal alanlar geliyor. Ama arılar bunu doğrulamıyor. | TED | نحن نعتقد أن النحل ينتمي إلى الريف والزراعة ولكن هذا ليس ما يظهره النحل. |
| Neden arılar şehirde daha iyi yaşıyor? | TED | لماذا يقوم النحل بعمله أفضل في المدينة ؟ |
| arılar Fenway Park'ın bahçesine uçuyor. | TED | يطير النحل مباشرة إلى الفناء الخارجي لمتنزه فينواي |
| arılar, meyvelerimizin ve sebzelerimizin, çiçeklerimizin ve çiftlik hayvanları için besin olan yonca gibi ekinlerin en önemli polen taşıyıcısıdır. | TED | النحل هو أهم مُلَقِّح لفواكهنا وخضرنا وزهورنا ومحاصيلنا من الفصة المستخدمة كعلف لمواشينا. |
| İronik olan şu ki, arılar bizim besinlerimizi bilinçli olarak polenlemiyor. | TED | لكن المضحك في الأمر أن النحل لا يلقح محصولنا لأنه يريد ذلك. |
| Bu; arılar, böcekler ya da ikiden fazla bacaklı herhangi bir canlıyı düşündüğünüz zaman hayal edebileceğiniz bir şey. | TED | الآن ، هذا ماقد يتصوره الكثير منكم عندما يفكر في نحل العسل ، ربما حشرات، آو ربما أي شيء لديه أرجل زيادة على اثنتين |
| kendilerini eksik hissetmezler. Hatta renkleriyle bal arılarını onlar davet ederler. Ve arılar bütün balı kendileri için tutmazlar | TED | بل في الحقيقة، الورود تدعوا نحلات العسل من خلال ألوانها. ولا تحتفظ النحلات بكل العسل لأنفسها. |
| Bazı arılar arkada bekledi ve tırtılı, kardeşlerini korumak üzere zapttettiler. Kardeşleri ise o sırada, kozaların içinde büyüyordu. | TED | بعض الدبابير بقيت في الخلف وتحكمت باليرقة لتدافع عن أخواتها اللاتي يتحولن إلى بالغات داخل هذه الشرانق. |
| Eşek arıları sıradan arılar gibi değildir . | Open Subtitles | الدبابير الطراقة ليست كائنات عادية هم دبابير معدلة وراثياً |
| Biz de insanlar ve arılar karmaşık problemleri aynı şekilde mi çözüyorlar diye sorduk. | TED | لذلك فكرنا فيما إذا كان البشر والنحل قد يحلون المشاكل المعقدة بنفس الطريقة. |
| Çünkü insanoğlu, bir bakıma, arılar gibi toplu yaşayan varlıklardır. | TED | لأننا نحن البشر ، إلى حدٍ ما ، نعيش في خلايا كالنحل |
| Bitkiler şurada burada yollarını kaybedebilecek arılar için küçük iniş çizgileri yaratmak üzere evrimleşmişlerdir. | TED | ان النباتات تطورت بنحو مكنها من صنع مؤشرات توجيه من اجل الهبوط على اجزاءها للنحل لكي لا تضل طريقها |