| arabanın içine girmeden daha fazla bir şey söyleyemeyiz. | Open Subtitles | لا يمكننا التيقن بدون المزيد من الوصول إلى داخل السيارة |
| Kafasını görebiliyordum vücudu arabanın içine sıkışıp kalmıştı. | Open Subtitles | كنت أستطيع رؤية رأسها فقط وجسمها كان عالقاً داخل السيارة |
| Bunun yanında, 4 ceset arabanın içine asla sığmaz. | Open Subtitles | وأيضاً أربعة جثث لا تلائم داخل السيارة |
| arabanın içine mi gizleyeceğiz? | Open Subtitles | فيما سنخبؤها ؟ |
| arabanın içine mi gizleyeceğiz? | Open Subtitles | فيما سنخبؤها ؟ |
| Çünkü polis seni durdurursa arabanın içine bakar, altına değil. | Open Subtitles | لأنه اذا اوقفتك الشرطة فإنهم ينظرون الى ما بداخل السيارة, وليس اسفلها |
| Onun yerine, beni bir arabanın içine attı. | Open Subtitles | وبدلاً من ذلك ، جذبنى وألقانى بداخل السيارة |
| Bu bombayı arabanın içine atacağım. | Open Subtitles | سأقوم برمى القنبلة داخل السيارة |
| Madem ayı değil sen söyle ne şerif arabanın içine baktınız mı ? | Open Subtitles | -فلتخبرنى أنت ؟ أيها المأمور يجب أن تلقى -نظرة داخل السيارة |
| Eğer arabanın içine bakacak olursanız-- | TED | واذا نظرتم الى داخل السيارة -- |
| arabanın içine de bakın. | Open Subtitles | أنظروا داخل السيارة |
| arabanın içine de bakın. | Open Subtitles | أنظروا داخل السيارة |
| arabanın içine bak. | Open Subtitles | انظر داخل السيارة |
| En kötüsü de Maroni'nin beni bir arabanın içine kilitleyip canlı canlı ezmeye kalkışmasıydı. | Open Subtitles | وبعدهاأسوأما في الأمر.. قام (ماروني) بحبسي داخل السيارة وحاول سحقي حياً. |
| - arabanın içine kusma. | Open Subtitles | -لا تتقيأي بداخل السيارة |