| Prenses Obongo, Atlantic City'deki evlerimizden birini satın almak istiyor. | Open Subtitles | الأميرة "أوبونجو" تريد شراء واحد من بيوتنا في اتلانتيك سيتي |
| Tabi Atlantic City'deki ev burası gibi değil. | Open Subtitles | المنزل في اتلانتيك سيتي ليس باذخاً بالطبع |
| Kocamın en iyi arkadaşlarından biriydi. Atlantic City'de beraber çalışırlardı. | Open Subtitles | لقد كان صديقا مقربا من زوجي عندما كانا في أتلانتيك سيتي |
| Atlantic City'de de mutlu değildin. Mutlu olacağını düşünmüştüm. | Open Subtitles | و لا في أتلانتيك سيتي اعتقدت أنك ستكونين سعيدة |
| "O zaman Lordum, benim Atlantic City'de ne işim var?" | Open Subtitles | إذن، يا ربّ.. لماذا أنا موجودٌ في أطلانتيك سيتي ؟ |
| El atmadıkları tek iş yasadışı kumar çünkü o faaliyetler Atlantic City'de yürütülüyor. | Open Subtitles | لان اتلانتك سيتى تحصل على كل الاثارة. هذا هو السبب في انه وضع متجره هنا. |
| Atlantic City'den buraya gelme sebebin de bu, öyle değil mi? | Open Subtitles | ما الذي جاء بك إلى هنا من "أتلانتك سيتي" اليس كذلك؟ |
| Sanırım Atlantic City'de tekrar ve tekrar, aşık olmakla meşgul. | Open Subtitles | أظن أنه فى مدينة أطلانطا وقع فى الحب مراراً وتكراراً |
| Atlantic City'deki evlerimizden birini satın alacağınızı söyledi. | Open Subtitles | إنك تريدين شراء واحد من بيوتنا في اتلانتيك سيتي |
| Atlantic City'de üstsüz dans eden de ben değilim! | Open Subtitles | لست التي رقصت بلا صدرية في اتلانتيك سيتي |
| Amerikan Romatoloji Derneği Cumartesi 9:00'da Atlantic City'de konuşma yapmanı istiyor. | Open Subtitles | الرابطة الاميركية لامراض الروماتيزم تريد منك ان تتحدث 9 مساء يوم السبت في اتلانتيك سيتي |
| Atlantic City'de, Bally'de şovu var. | Open Subtitles | يقدّم فقرة عند فندق بالي في أتلانتيك سيتي. |
| Mesajınız aldım. Atlantic City'den. atlayıp hemen geldim. | Open Subtitles | وصلتني رسالتك فأتيت مسرعاً من أتلانتيك سيتي. |
| Atlantic City'den Golden Nugget Ballydeki şovumla ilgili güzel şeyler duymuşlar | Open Subtitles | ذلك فندق غولدن ناغيت أيضاً في أتلانتيك سيتي. |
| Yarın gece, Atlantic City'de. | Open Subtitles | مع النائب العام ليلة الغد, أطلانتيك سيتي |
| Atlantic City, Ritz Carlton oteli bağlayın. | Open Subtitles | قومي بإيصالي إلى فندق ريتز كارلتون في أطلانتيك سيتي |
| Bu sabah, yaz mevsiminin mutluluğunu açıyorum ve Atlantic City sakinlerini denizlerimde eğlenmeye davet ediyorum. | Open Subtitles | هذا الصباح, لقد فتحت متعة الصيف وقمت بدعوة سكان أطلانتيك سيتي ليستمتعوا بين الرغوة والفقاعات في أعماقي البحرية |
| simdi de Atlantic City'deki kumar masalarini geziyor. | Open Subtitles | الان هى تتصيد طاولات القمار فى اتلانتك سيتى |
| Kumar mı oynamak istiyorsun? Atlantic City'ye git, orada şansın daha fazla. | Open Subtitles | تريد لعب البوكر , اذهب إلى اتلانتك سيتى حظوظك هناك أفضل |
| Evet, düşündüm ve şu Atlantic City ile bağlantılarını öğrenmem gerek. | Open Subtitles | نعم، فعلت، وأريد أن أعرف من هم متعاقدي "أتلانتك سيتي" أولئك |
| Atlantic City'den daha bu sabah döndüm ve bunu ispatlayabilecek motel faturalarım da var. | Open Subtitles | من مدينة أطلانطا ، ولديّ فاتورة فندق لإثبات ذلك. |
| Atlantic City'de oteldeki bütün erkekler masama oturmak istiyordu. | Open Subtitles | هذا سيء. عندما كنت في مدينة أتلانتا كل رجال الفندق أرادوا الجلوس على طاولتي |
| Peki neden onu ziyaret etmek için hafta sonları Atlantic City'ye gidiyorsun? | Open Subtitles | إذا لماذا تذهب إلى مدينة أطلنطا بين عطلة نهاية أسبوع وأخرى لزيارتها؟ |
| Düğünden sonra 10 gün için Atlantic City'ye kaçtım. | Open Subtitles | ....... بعد الزفاف "ذهبت عشرة أيام ل"أتلانتيك سيتى |
| İki çocuk Atlantic City'e giderler. İlk çocuğun babasının yönettiği bir içki deposundan içki çalarlar. | Open Subtitles | فتيان ذهبا إلى اطلانتيك سيتي ، وقاما بسرقة الكحول من المستودع الذي يديره والد الفتى الأول |