| Hayır, lobide beklemeyeceğim. Burada ne tür bir miki fare operasyonu yapıyorsunuz? | Open Subtitles | كلا، لن أنتظر في الرّواق، أيّ نوعٍ من عمليّـات الكرتونيّة تفعلونها هنا؟ |
| Oyalanacak zamanım yok ve yeni bir saldırı başlatmalarını beklemeyeceğim. | Open Subtitles | ليس هناك وقت لأضيعه، لن أنتظر حتى يحدث هجوماً آخر |
| tavan arasına bakmak için bir adamın gelmesini bekliyorum yarına kadar beklemeyeceğim şu anda gidiyorum. | Open Subtitles | أنا لن أن أنتظر رجل شجاع ليتفحص العلية وأنا بالتأكيد لن أنتظر للغد, سأذهب الآن |
| Burada durup ölmemizi beklemeyeceğim. | Open Subtitles | أنا لن أقف مكتوف الأيدي منتظراً أن نموت جميعاً هنا |
| "Son damlayı beklemeyeceğim. | Open Subtitles | لن أنتظر حتى ينهال عليّ دلو القذارة الأخير |
| beklemeyeceğim. Sular yükselmeden başlamalıyız. | Open Subtitles | أنا لن أنتظر من الأفضل أنا نبدأ قبل أن يجرفه التيار. |
| Öylece oturup kurtun bize saldırmasını beklemeyeceğim. | Open Subtitles | حسناً , أنا لن أبقى جالسة هنا و أنتظر أن يهاجمنا الذئب |
| Burada kalıp beni bu ağaca asmalarını beklemeyeceğim! | Open Subtitles | كلا, لن أنتظر لحظة بجوار هذه الشجرة اللعينة, كلا |
| Seni öbür izin gününe kadar beklemeyeceğim, biliyorsun. | Open Subtitles | أنا لا أنتظر مثلك لآخذ . يوم آخر أجازة ، أنتِ تعرفين |
| Burada beklemeyeceğim. Hiçbir şey yapmadan duramam. | Open Subtitles | ،لن أنتظر هنا ليس بإمكاني ألا أفعل شيئاً |
| Fakat gelmelerini beklemeyeceğim. Nelerin kayıp olduğuna bakacağım. | Open Subtitles | ولكني لن أنتظر قدومهم سأقوم بمعرفة بالضبط ما الذي فقد |
| Burada erkek arkadaşımın beni aramasını beklemeyeceğim çünkü onur denen şey var bende. | Open Subtitles | لن أنتظر هُنا ،من أجل خليلي لكيّ يتّصل بي لأن لديّ بعض من الكرامةِ |
| Burada oturup grubun geri kalanın gelmesini ve kıçımıza tekmeyi basmasını beklemeyeceğim. | Open Subtitles | ولن أنتظر حتى يتعود بقيتهم ويدلفون إلى هنا ويطردونا إلى الخارج |
| Onu unutmanı ve ya önemsizmiş gibi davranmanı asla beklemeyeceğim. | Open Subtitles | لا أنتظر منك أن تنساها أبدا أو تتظاهر كأنها غير مهمة |
| Polislerin gelmesini beklemeyeceğim hemen gidelim derim. | Open Subtitles | ولن أنتظر عودة النائبة علينا العودة الآن |
| Bu yargıç arayınca bir saniye bile beklemeyeceğim. | Open Subtitles | لذا عندما يأمر هذا القاضي أنا لست منتظراً |
| - Acele etsen iyi olur çünkü beklemeyeceğim. - Güzel. | Open Subtitles | لكـن من الأفضـل أن تُعجّـل لأنـي لن أنتظرك |
| Arkama yaslanıp beklemeyeceğim. | Open Subtitles | سوف تجدني اهاتف اناس اعرفهم لن اجلس وانتظر |
| Şimdiden iki tank kaybettik! Üçüncüsünü kaybetmeyi beklemeyeceğim. | Open Subtitles | فقدنا دبابتين بالفعل لن انتظر حتى نفقد الثالثة |
| Sıradakinin çocuğum olmasını beklemeyeceğim. | Open Subtitles | و لن أنتظرَ ابني ليكون التالي. |
| Hayır beklemeyeceğim. Özel hayatıma saygı istiyorum. | Open Subtitles | لا، أنا لَنْ أَنتظرَ أُريدُ بَعْض الخصوصية |
| - Gelip bizi öldürmelerini beklemeyeceğim. | Open Subtitles | لن أنتظرهم أن يأتوا إلى هنا لقتلنا. |
| Tamam, Daha fazla beklemeyeceğim. | Open Subtitles | حسنا، أنا لا تنتظر أي لفترة أطول. هم. أوه. |
| Ben bir kere bile beklemeyeceğim ve bunu bir tür savaş... vurgunculuğuna. | Open Subtitles | أنا كشخصٌ واحد، لن أقف موقف المتفرج لأدع حرب الإستغلال يستمر |