| Tatlım, basın toplantısı için bekliyorlar. Sanırım artık gitmelisin. | Open Subtitles | عزيزي، إنّهم ينتظرونك في غرفة الصحافة عليك أن تدخل |
| Bizi bekliyorlar. Gerçekten gitmek zorundayız. | Open Subtitles | إنهم ينتظروننا فعلا يجب علينا الذهاب إليهم |
| Örneğin, Avarlar Ravenna'nın otoritesine başkaldırmak için doğru zamanı bekliyorlar. | Open Subtitles | على سبيل المثال، افاري في انتظار اللحظة المناسبة للتمرد ضد سلطة رافينا. |
| Çevremiz bilimezlerle dolu ve keşfetmemiz için bizi bekliyorlar. | TED | هناك مجهولات في كل مكان حولنا هي فقط تنتظر أن يتم استكشافها. |
| Ahmedi Hocam, lütfen buyurun, sizi bekliyorlar. | Open Subtitles | شيخ أحمدي، تفضل من هنا رجاء إنهم بانتظارك |
| Her taraftalar, onları bulup hikâyelerini anlatabilmemiz için hâlihazırda bizi bekliyorlar. | TED | إنهم هناك إنهم مستعدون وينتظروننا للعثور عليهم من أجل رواية قصصهم، أيضاً. |
| Gel, annemler seni çaya bekliyorlar. | Open Subtitles | دعنا نَذهب , أبوايّ في انتظارك لـ شرب الشاي |
| Yalan makinesinde sizi bekliyorlar. | Open Subtitles | انهم جاهزون لاجلك في الاسفل من اجل اختبار كشف الكذب |
| Almanya'da ya da İtalya'da sizi mi bekliyorlar, sanıyorsunuz? | Open Subtitles | هل تعتقد بأنهم ينتظرونك في ألمانيا أو إيطاليا؟ |
| Prada'cılar konferans odasında seni bekliyorlar. Tamam. | Open Subtitles | اصحاب شركة برادا ينتظرونك في صالة المؤتمرات |
| Adamları şimdi oradalar, senin ve kızının eve gelmesini bekliyorlar. | Open Subtitles | رجاله هناك الآن ينتظرونك و إبنتك لتقْدموا للوطن |
| Bir şey yapmamızı bekliyorlar, sanırım. | Open Subtitles | انهم ينتظروننا ليفعلوا شيئا على ما أعتقد |
| Hepsi de kendi kanından, kendi canından... ve mirası devralmayı bekliyorlar. | Open Subtitles | و هو يعلم ان هناك سلالة من لحمه و دمه فى انتظار تولى المسؤولية |
| kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar. Ve balıkçılar uzaklaştığı zaman, | TED | تنتظر الغربان من صائد الأسماك أن يتركوا ثقوباً في الجليد وعندما يغادر الصياد، |
| Büyükanne ve büyükbaba bizi buraya getirdi. Dışarıda seni bekliyorlar. | Open Subtitles | جداي احضرانا الى هنا انهم بانتظارك خارجا |
| 60 tane iyi eğitimli profesyonel bizi gemiden tahliye etmek için bekliyorlar. | Open Subtitles | لديهم 60 محترفاً متمرساً مستعدون لإنزالنا عن هذه السفينة |
| Sizi bekliyorlar Sayın Başkan Yardımcısı. | Open Subtitles | إنهم في انتظارك يا سيادة نائبة الرئيس |
| - Gemilerin ambarında kullanılmayı bekliyorlar. | Open Subtitles | وهم يجلسون هناك، جاهزون لأن يتم استخدامهم |
| 102 numaralı oda sizi bekliyorlar. - Korldorun sonunda, sağda. | Open Subtitles | هم بإنتظارك في الغرفة 102, بإتجاه القاعة, و إلى اليمين |
| Efendim, tüm saygılarıyla birlikte ifade etmek istiyorlar ki... üç gündür bekliyorlar. | Open Subtitles | إنهما يرغبان بكل احترام يا مولاي باسترعاء إنتباهكم لحقيقة أنهما ينتظران لمدة ثلاثة أيام |
| Ve şimdi 5 km içindeki bölgede bulunan tüm kargalar kaldırımda duruyor, öğlen yemeklerini toplamayı bekliyorlar. | TED | والآن، كل غراب على مسافة خمسة كيلومترات ينتظر قرب ممشى العبور منتظراً جمع الغذا. |
| Bence, onlar bizi içlerine çekip süzmek için bekliyorlar. | Open Subtitles | أعتقد أنهن بانتظارنا لشرب المزيد من السوائل |
| Hanımım, Arraki'li personelimiz, hizmetçiler ve uşaklar, görevlendirilmek için teşrifinizi bekliyorlar. | Open Subtitles | سيدتي، المحليون العذارى والخدم فى إنتظار توجيهاتك |
| Ve o günden beri ağızlarının suyunu akıtarak bizi bekliyorlar. | Open Subtitles | و كانو ينتظرونا على احر من الجمر من ذاك الحين |
| Bayan Brisbane, çok üzgünüm. Gitmeliyim. Beni bekliyorlar. | Open Subtitles | آنسة بريسبان ، أنا آسف جداً ، بجب أن أذهب ، هم ينتظرونني |