| Bu belgelerin ne olduğunu bilmiyorum ama bir fikrim var. | Open Subtitles | لا أعرف ما هي هذهِ الوثائق لكن لدي فكرة مبهمة |
| Bizim görüşümüz İfade Özgürlüğü gerekçesi ile... bu belgelerin halka açık olmasıdır. | Open Subtitles | حجتنا لجعل هذه الوثائق علنية تقعُ بشكل أساسي على أرضيّة التعديلات الاولية. |
| Bu belgelerin, bizim bulabildiklerimizle eşleşmeme ihtimali var mı peki? | Open Subtitles | هذه الوثائق أثمة إحتمال أنهم لن يطابقون ما سنجده بأنفسنا |
| Ama siz bu belgelerin en ufak bir yerinde bile beyaz yönetimin herhangi iyi bir şey yaptığını yazmıyorsunuz? | Open Subtitles | ولكن لا يوجد أي شيء في هذه المستندات ذكرت فيه بأن الحكومة البيضاء تقوم بأي شيء جيد |
| Bu belgelerin nereden geldiğini bilirsek onları daha kolay işleme alabiliriz. | Open Subtitles | كلما عرفنا أكثر عن أصل هذه الملفات كلما استطعنا معالجتهم أسرع |
| belgelerin geldi. | Open Subtitles | و لقد وصلت أوراقك |
| Bir uçak dolusu nakit paran var ve tüm federal belgelerin sahte. | Open Subtitles | لديّك طائرة مليئة بالنقد، وثائق فيدرالية مزورة |
| Bir liste dolusu insan pek çok farklı sebepten bu belgelerin peşinde. | Open Subtitles | توجد قائمة طويلة من الأشخاص الذين يسعوا خلف تلك الوثائق للأسباب الخاطئة |
| Peseshet’in oğlu Akhethetep, belgelerin kopyasını özenle oluşturuyordu. Kâtip olmak için eğitiminin bir parçasıydı. | TED | يعمل أخاثيتيب ابن بييسشيت بجِد بنسخ الوثائق كجزء من تدريبه ليصبح ناسخاً. |
| Bu dava olmasaydı belgelerin çoğu asla gün yüzüne çıkmayacaktı. | TED | كان من الممكن أن تبقى العديد من هاته الوثائق مخفيةً لولا الدعوة القضائية. |
| Savunma bu basmakalıp belgelerin sunulmasına itiraz ediyor. | Open Subtitles | الدفاع يعترض على تقديم هذه الوثائق المكرّرة |
| Onlardan bazıları kasadan alınan belgelerin üzerine döküldü. | Open Subtitles | وبعض منها سقط على ركام الوثائق التي أخرجت من الخزينة |
| Bu nedenle anlaşılıyor ki, patlamadan önce belgelerin alınması yakılması gerekiyordu. | Open Subtitles | لذا من الواضح أن الوثائق لابد أن تم إخراجها ثم إحراقها بما يسبق الانفجار |
| Bu belgelerin tarafımdan hazırlandığını düşünürsek, evet farkındayım. | Open Subtitles | أجل، لأن بعض تلك الوثائق قد أعدتهن بنفسي |
| Eğer bu belgelerin ikisiyle olan bağlantısını kurarsak, polise gidebiliriz. | Open Subtitles | هكذا, إن استطعنا ربط هذه المستندات بكلاهما فسيكون هذا كاف لتقديمه للشرطه |
| belgelerin kaynak tarafından çalındığını biliyor muydunuz? | Open Subtitles | كنت تعلم أن المستندات مسروقة بواسطة المصدر؟ |
| belgelerin tümü son derece güvende tutulup hiçbiri buradan çıkarılmayacak. | Open Subtitles | سيتم التعامل مع كل المستندات بسرية عالية, و لن يغادر أي مستند هذه الغرفة |
| Bu belgelerin nereden geldiğini bilirsek onları daha kolay işleme alabiliriz. | Open Subtitles | كلما عرفنا أكثر عن أصل هذه الملفات كلما استطعنا معالجتهم أسرع |
| Albay, Groom Lake tesisine bazı belgelerin götürülmesi gerek. | Open Subtitles | أيها العقيد , أحتاجك أن توصل بعض الملفات إلى قاعدة عريس البحيره |
| Okul belgelerin de sahte. | Open Subtitles | أوراقك كلها ملفقة |
| Kinross'da belgelerin saklandığı isimsiz bir oda olduğunu duydum. | Open Subtitles | لقد سمعت ان هناك وثائق في كينروس في غرفة لا تحمل علامات مميزة |
| Tanrım,on hafta süren ıstırabım boyunca çalınan belgelerin odamdamı olduğunu söylüyorsunuz? | Open Subtitles | يا إلهي ، تخبرني أن أثناء أسابيعي الـ10 الطويلة للمعاناة الوثيقة المسروقة كانت في غرفتي دوماً؟ |
| Bu belgelerin yayımlanmasının savaş alanındaki sonuçları askerlerimiz, müttefiklerimiz | Open Subtitles | نتائج نشّر تِلك الوثائِق على ميدان القِتال، من المُحتمل أن تكون فادِحة وخطيرة، |
| bizden belgelerin kopyalarını istedi | Open Subtitles | وأحضرت جميع النُسخ والمستندات التي طلبتها. |
| Bu film tarihi bilgi ve belgelerin araştırılması sonucunda ortaya çıkmıştır. | Open Subtitles | "هذا الفيلم نتاج لبحوث معمّقة مستندة من وثائق تاريخية وصحفية |
| Dağ gibi belgelerin altına gömüleceksin. | Open Subtitles | سوف تدفنين نفسك تحت جبل من الاعمال الورقيه |
| - belgelerin tadını çıkar. | Open Subtitles | استمتع بأوراق العمل |