| Söyleyeceğim şapşalca gelebilir ama bu gece konuşmalarımız benim için çok değerli. | Open Subtitles | اعرف انني قد ابدو مغفلة لكن هذه المحادثات المتأخرة في الليل تعني الكثير لي |
| Biraz garip göründüğünü biliyorum ama o benim için çok değerli. | Open Subtitles | اعرف ان ذلك يبدو غريبا قليلا لكنها تعني الكثير لي |
| Ancak sözlerinizi duymak benim için çok değerli. Teşekkürler. | Open Subtitles | لكنه يعني الكثير بالنسبة لي لسماعكتقولذلك. |
| Onu bırakamam, o benim için çok değerli. | Open Subtitles | أنا لا أَستطيعُ تَرْكها تذْهبُ تلك الحقيبةِ ثمينةُ جداً لي. |
| benim için çok değerli olan küçük güzel bir kız... | Open Subtitles | .. فتاة صغيرة جميلة و التي تعني لي الكثير |
| Yardım için geri dönmen benim için çok değerli. Bunu bil. | Open Subtitles | أريدُ أن أخبركِ أن قدومكِ للمساعدة في الأستوديو يعني الكثير لي. |
| "benim için çok değerli çünkü bu yüzük annemindi." | Open Subtitles | إنه يعني لي الكثير لأنه كان خاتم الزفاف الخاص بأمي. |
| Robin, benim için çok değerli bir şey hakkında konuşabilir miyiz? | Open Subtitles | روبن هل استطيع مكالمتك عن شئ عزيز علي |
| Seni orada baygın hâlde gördüğümde aramızdakinin berbat bir şekilde bitmesine rağmen benim için çok değerli olduğunu anladım, Dexter. | Open Subtitles | لأنّه ساعة رأيتُكَ غائبًا عن الوعي، أدركتُ... بأنّه رغم المآل السيّئ، كنتَ المنشود بالنسبة إليّ يا (دكستر) |
| Bu, benim için çok değerli. | Open Subtitles | و هذا أمر ذو قيمة كبيرة بالنسبة لي |
| O şey benim için çok değerli, bu yüzden onu bulmak zorundayım. | Open Subtitles | إنه شيء ثمين جدا بالنسبة لي ، يجب أن أجده |
| O, benim için çok değerli. | Open Subtitles | إنها تعني الكثير لي. |
| Kusura bakma dostum. Ama Billie benim için çok değerli anlıyor musun? | Open Subtitles | أنا آسف يا رجل ، إن (بيلي) فقط تعني الكثير لي |
| Ki bu da seni benim için çok değerli yapıyor. | Open Subtitles | مما يجعلك تعني الكثير لي |
| Bu söylediğin benim için çok değerli. | Open Subtitles | وهذا يعني الكثير بالنسبة لي أن قلت ذلك. |
| Yaptığın şey benim için çok değerli. | Open Subtitles | أنه يعني الكثير بالنسبة لي |
| Onu bırakamam, o benim için çok değerli. | Open Subtitles | أنا لا أَستطيعُ تَرْكها تذْهبُ تلك الحقيبةِ ثمينةُ جداً لي. |
| O benim için çok değerli. | Open Subtitles | إنها تعني لي الكثير |
| Ama Sydney Bristow benim için çok değerli. | Open Subtitles | حسناً ، ( سيدني بريستو ) تعني لي الكثير |
| benim için çok değerli. | Open Subtitles | هذا يعني الكثير لي |
| SAMCRO ve çocuklarım için yaptığın herşey benim için çok değerli. | Open Subtitles | ما تفعلينه لـ(سامكرو) وطفلاي يعني الكثير لي |
| Vay be Peter, bu benim için çok değerli, ellerinle yapmışsın. | Open Subtitles | عجباً بيتر هذه يعني لي الكثير لأنك صنعتها |
| benim için çok değerli bir senaryoyu alıp, onu değersiz ve gülünç bir şeye çevirdiniz. | Open Subtitles | أنا كتبت نصاَ يعني لي الكثير وأنتم أخذتوه بتحويله لشيء سخيف ورخيص |
| Seni orada baygın hâlde gördüğümde aramızdakinin berbat bir şekilde bitmesine rağmen benim için çok değerli olduğunu anladım, Dexter. | Open Subtitles | لأنّه ساعة رأيتُكَ غائبًا عن الوعي، أدركتُ... بأنّه رغم المآل السيّئ، كنتَ المنشود بالنسبة إليّ يا (دكستر) |
| Bu, benim için çok değerli. | Open Subtitles | و هذا أمر ذو قيمة كبيرة بالنسبة لي |
| Mackenna benim için çok değerli. | Open Subtitles | ماكينا ثمين جدا بالنسبة لي |