| Mini minnacık makinelerin hayatınızı nasıl değiştirdiğine ve diğer ucuz 3D -- yazıcıların gündelik yaşamlarımıza nasıl etki ettiğine dair bir örnekti bu. | TED | وهذا مثال على كيف أن هذه الآلات الصغيرة جدًا أو الطابعات الثلاثية الأبعاد الرخيصة تستطيع تغيير حياتنا اليومية. |
| Bu bir örnekti, sanırım, dikkat etmemiz gereken ve bizi rahatlatan bir örnek. | TED | ذلك مثال لنا لنتامل فيه ولكي نستمد منه الراحة |
| Pekâlâ, ADHD yalnızca bir örnekti. | TED | حسناً، اضطراب قصور الانتباه هو مثال واحد فحسب. |
| Dünyadaki insanlara, gaddarlara itaat etmemek için birkaç cesur adamın neler başarabileceğine dair bir örnekti. | Open Subtitles | -لقد كان مثالا رائعا لتحرير الناس فى جميع انحاء العالم -الذى قام به رجال شجعان رفضوا الخضوع و الاذعان للاستبداد |
| - Sence Bill Timchak casus muydu? O bir örnekti. Sonuçlar dünyasında yaşıyoruz. | Open Subtitles | انه مثالا نحن نعيش في عالم من العواقب |
| Bu, asla görmek istemediğim abartılı oyunculuk için kusursuz bir örnekti. | Open Subtitles | هذا الخطاب الذي ألقيته للتو هو مثال رائع لتمثيل مبالغ به ولا أود أي منكم يقلده |
| İyi dedin. Bahsettiğim eğlence kısmına da gayet iyi bir örnekti. | Open Subtitles | لقد أحسنت القول، وهو خير مثال على المرح الذي أحظى به معك |
| Tabii ki burada gösterdiğim sadece teorik bir örnekti. | Open Subtitles | من الواضح أن الذي أريكم إياه هنا عبارة عن مثال نظري |
| Soruşturma Bölümü'nün kabul edilemez sorgulama oranı var . Senin bu sabahki olayın bir örnekti. | Open Subtitles | والآن معدل الاعتقال غير مقبول وهذا الصباح أكبر مثال |
| Sadece bir örnekti. "İhtiras" dersem ne dersin? | Open Subtitles | كان هذا مثال فقط , لو قلت لك الطموح" ماذا كنت ستقول ؟" |
| O gördüğünüz ilk film çalışmalarımdan bir örnekti. | Open Subtitles | مالذي رأيته هو مثال لأعمالي السابقة |
| Hepimiz için bir örnekti. | Open Subtitles | أنه مثال يجب أن يحتذي به الجميع |
| Pekâlâ. Sorun yok, kötü bir örnekti. | Open Subtitles | حسناً , لا بأس , مثال سئ هذه غلطتى |
| Hayatım buna bağlıydı. Bu kötü bir örnekti. Sen vuruldun. | Open Subtitles | هذا مثال رهيب، فلقد تعرضت لطلق ناري |
| Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." -- Bu serbest çağrışımlara bir örnekti.-- "Sonunda yurt odama dönebildim ve oraya vardığımda bir türlü sakinleşemedim. | TED | أنا لا أعتقد بالمفاصل، ولكن انهم يعقدون جسمك معاً. " انها مثال لأصعب الحالات. أخيراً عدت إلى غرفتي، وهناك لم اتمكن من الإستقرار. |
| Ama evet bu çok iyi bir örnekti. | Open Subtitles | لكن هذا مثال جيد |
| Bu mükemmel bir örnekti. | Open Subtitles | اتعلم هذا مثال رائع |
| Bu küçük bir örnekti... | Open Subtitles | كان هذا مثال صغير |
| Kahve öğütücüler sadece bir örnekti. | Open Subtitles | لقد كانت مطاحن البن فقط مثالا |
| Bu kötü bir örnekti. | Open Subtitles | وهذا هو مثالا سيئا. |
| Tamam, kötü bir örnekti. Berbat bir örnekti. Demek istediğim; | Open Subtitles | حسناً، كان ذلك مثالا سيئاً، مثالا فظيعاً، ما أقصده أنّك لست (برينان)، إتفقنا؟ |