| - Bazı değersiz maden cevherlerinden oluşuyor başka bir deyişle, uzayda gezinen koca bir kaya parçası. | Open Subtitles | تتكون من خامات متعددة غير ملحوظة بالأخص صخرة كبيرة في الفضاء |
| Ve bir sonraki gün ben bahçenin sonundaki kayaların altında duruyorken, uçurumdan bir kaya kopuverdi. | Open Subtitles | و في اليوم التالي هبطت صخرة كبيرة من على المنحدر في نهاية الحديقة عندما كنت على الصخور في الأسفل |
| Bu tren, demiryolu üzerindeki bir kaya kütlesi nedeniyle geçici olarak duracaktır. | Open Subtitles | سيتوقف هذا القطار مؤقتاً نتيجة لتعرض صخره في الطريق |
| Ya da, "Bu elmas değil, sadece bir kaya." | Open Subtitles | أو إنها ليست ماس، إنها فقط صخره |
| "Belki zıplarsam, belki kendi ayağımda bir kaya bulursam..." diye düşünürsün. | Open Subtitles | تظنين ربّما إذا قفزت ربّما إذا بحثت عن صخرة لمجاراة وزني |
| Yüzeyden bakınca görmüyorsun ama köprünün hemen altında epey bir kaya var. | Open Subtitles | لا يمكنك رؤيتها من السطح، ولكن هناك من الصخور ما يكفي لتخدعك |
| Şiddetli fırtına, görüş sıfır bir kaya Fremont'un gövdesinde bir delik açmış bir adam büyüklüğünde. | Open Subtitles | عاصفة عنيفة، تدنّي مُستوى الرؤية... وصخرة ثقبت بدن سفينة (فريمونت)، كبيرة كالرجل. أكمل يا (أركين). |
| Ama geniş kraterinde büyüyen devâsâ bir kaya konisi var. | Open Subtitles | لكن بداخل فوّهته الواسعة، ينمو مخروطٌ بركانيٌ ضخمٌ من الصخر. |
| Fakat burada biraz daha büyük bir kaya var. | Open Subtitles | لكن هناك صخرة ضخمة أكثر في مكان قريب هنا. |
| Üreyen deniz kuşlarıyla tıka basa dolu olan ıssız bir kaya. | Open Subtitles | إنها صخرة معزولة مكتظة بطيور البحر المتكاثرة |
| Ağaç olacaksınız ya da bir kaya. Çamur, kum ve toz. | Open Subtitles | سيكون التمويه الكامل شجرة أو صخرة ستصبحون وحلاً و رملاً و غباراً |
| Ve bir sonraki gün ben bahçenin sonundaki kayaların altında duruyorken, uçurumdan bir kaya kopuverdi. | Open Subtitles | و في اليوم التالي هبطت صخرة كبيرة من على المنحدر في نهاية الحديقة عندما كنت على الصخور في الأسفل |
| Hiçbirşeyden de beteri. Büyük, korkunç bir kaya. | Open Subtitles | بل أسوأ من لا شيء، مجرد صخرة كبيرة مخيفة |
| Ben sadece bir kaya gibi giyinmiş bir çocuk gördüm. | Open Subtitles | لقد رأيت طفل منتكر على شكل صخره |
| Sırtımın ortasında bir kaya geziyor ama sadece kaya. | Open Subtitles | صخره تتحرك حول وسط مؤخرتي لكن فقط صخره |
| Anlarlar orada muazzam bir kaya var, boyalı resimlerle kaplı erkeklerden ve atlardan. | Open Subtitles | يقولون عن صخرة هائلة هناك، مغطاة بصور مرسومة من الرجال والخيول. |
| Kesip koparın! bir kaya bulun! | Open Subtitles | أقطع أطلق, أبحثوا عن صخرة |
| 2500 santimetreküplük bir kaya 365 günde toz olur. | Open Subtitles | 2500سنتيمتر مكعب من الصخور والتراب فى اليوم لمدة 365 يوم |
| Yerin çok altında, Asya ile çarpışıyor, büyük bir kaya kütlesi oluşturuyor. | Open Subtitles | وهي ارض عميقة خلق اصطدامها بآسيا كتلة ملتوية من الصخور |
| Ve de bir kaya. | Open Subtitles | وصخرة |
| Bir engel varmış, ...devasa bir kaya yolu tıkamış. | Open Subtitles | هناك عائق، جدار ضخم من الصخر يسد الطريق. |
| Geçmiş zamanlarda, irice bir kaya varmış. | Open Subtitles | في الأيام الخوالي، كان هناك صخرة كبيرة. |
| Bu kayayı sevdim. Güzel bir kaya parçası. | Open Subtitles | تعجبني هذه الصخرة إنها صخرة لطيفة |
| Zincirler, bıçaklar, silahlar, devasa bir kaya. | Open Subtitles | ،سلاسل، أو سكاكين أو أسلحة، أو صخرة هائلة |