| Büyük istek, samimi çaba ve zekice uygulamanın bir sonucudur. | TED | بل هو نتيجة للنية الحاسمة والجهد الصادق والتنفيذ الذكي. |
| Tek gecelik başarı hikayeniz, o ana kadar hayatınızda yaptığınız her şeyin bir sonucudur. | TED | النجاح بين عشية وضحاها هو دائما نتيجة لكل شيء قمت به في حياتك حتى تلك اللحظة. |
| Bu belirsizlik, iyi veya kötü ölçüm meselesi değildir; parçacık ve dalga doğalarının birleşiminin kaçınılmaz bir sonucudur. | TED | وهذا اللايقين لا يتعلق بسوء أو جودة القياس، ولكنه نتيجة حتمية تصاحب مزج طبيعتي الجسيم و الموجة. |
| Göreceğin her şey burada gördüklerinin bir sonucudur. | Open Subtitles | كل ما سيتبع هو نتيجه لما تراه هنا |
| Göreceğin her şey, burada gördüklerinin bir sonucudur. | Open Subtitles | -كل ما يتبع هو نتيجه لما ستراه هنا |
| Bu, bilgisayar tabanlı geometrinin, mimik algılamanın, makina öğreniminin bir sonucudur. | TED | هذه نتيجة الرسم الهندسي، التعرف على الإشارات، وتدريب الحواسيب. |
| İnsanları potansiyel tehlikeli konumlara göndermek askeri komutanın doğal bir sonucudur. | Open Subtitles | إرسال إناس في حالات يحتمل أن تكون خطرة نتيجة طبيعية في القيادات العسكرية |
| Patlamalar, neredeyse bir anda oluveren kimyasal tepkimelerin bir sonucudur. | Open Subtitles | الانفجارات نتيجة للتفاعل الكميائي الذي يحدث في لحظات. |
| Bu dava Başsavcılığın ve Baltimore Polis Departmanının 18 aylık soruşturmasının bir sonucudur. | Open Subtitles | هذا الإتهام هو نتيجة 18 شهرا من التحقيق من مكتب المدّعي العام و شرطة مدينة بالتيمور |
| Muhtemelen bir sonucudur yapılan ayarlamalar Of kalkan. | Open Subtitles | من المحتمل نتيجة التعديلات التي أدخلت على الدرع. |
| Kötü rüyalar genç kızlardaki adetin doğrudan bir sonucudur. Mastürbasyon yaptın mı? | Open Subtitles | إنّ كوبيس العنفِ نتيجة مباشرة لطمث الشابّات، أمارستِ العادة السرّية قبلاً؟ |
| "Totemik hiyerarşisindeki hakimiyet yeri, onların kutsallık bölgesinde müşterek ve geçmiş inanışın bir sonucudur." | Open Subtitles | شغفه هو السيطرة على العمود السحري. يمثل نتيجة مشاركة معتقدات الأسلاف. في ممتلكاتهم الخاصة. |
| Olanlar senin 20 yıl önceki esef verici açgözlü hareketlerinin bir sonucudur. | Open Subtitles | مـايحدث هو نتيجة بسبب أفعالك الجشعة ، اليائسة منذ 20 عـاماً |
| Bak, bu 'asla hayır deme' ilkesinin doğal bir sonucudur. | Open Subtitles | انظري, إنها نتيجة طبيعية لمبدأ عدم الرفض |
| Çünkü yaşananlar eylemlerin bir sonucudur ve eylemler de kişinin kontrolündedir. | Open Subtitles | لأنها نتيجة لتصرفاتك وحسب، والتي تكون تحت سيطرتك. |
| Modern otomobil, bir araba üzerinde çalışmış olan her adam ve kadının toplu emeğinin ve bilgeliğinin ve deneyiminin bir ürünüdür ve teknolojinin güvenilirliği, bu toplu çabanın bir sonucudur. | TED | السيارات الحدية هي نتيجة الحكمة الجماعية والخبرة لكل رجل و امرأة عملوا في أي سيارة على الاطلاق و الاعتماد على التقنية هي نتيجة هذا المجهود المتراكم |
| Bugün size gösterdiğim her şey burada gördüğünüz harika grubun ortak çalışmasının bir sonucudur. Ve sizleri davet ediyorum, sitemizi ziyaret edin ve bunu kendiniz deneyin ve minik hareketler dünyasını birlikte keşfedelim. | TED | كل ما شاهدتموه هو نتيجة من تعاوننا مع فريق العمل العظيم الذي تنظرن إليه، وأشجعكم وأرحب بكم للتحقق من موقعنا، بتجردها بأنفسكم، وانضموا لنا في استكشاف عالم الحركات الدقيقة. |