| Kütüphaneden sonra... bitirmek için Rich'in ofisine gittim. | Open Subtitles | .. بعد المكتبة ذهبت إلى مكتبه لأنهي علاقتنا |
| Babasının ölümü onu tetiklemiş ve buraya babasının işini bitirmek için geri gelmiş olamaz mı? | Open Subtitles | وأن تكون وفاة والده قد أطلقته ويرجع هنا لينهي عمل والده؟ |
| Evet, sanırım 15.40 günü bitirmek için uygun bir saat. | Open Subtitles | حسنا . اعتقد ان 3: 40 وقت جيد لانهاء اليوم |
| Bunu bensiz bitirmek için lanet bir stenocuyu başıma sardın. | Open Subtitles | وجعلتني أملي على كاتب لعين لتنهي المسألة من دوني |
| Yani, yoksulluğu bitirmek için sadece yoksullara elden para vermek istediğini söylüyorsun. | TED | تعني أنك تريد أن يحصل الفقراء على مال أكثر للقضاء على الفقر. |
| Ödevi bitirmek için 10 dakikan var. Her taştan bulacaksın. | Open Subtitles | أمامك 10 دقائق لإكمال هذه المهمة، من الأفضل لك أن تجد كل الصخور |
| Onu bitirmek için gücü olmadığını biliyordu. | Open Subtitles | إنه كان يعلم أنه ليس لديه القوه لإنهائها |
| Başlattığını bitirmek için. Her gün iyi şeyler yapmak için dışarı çıkardı. | Open Subtitles | لأنهي ما بدأ به كل يوم كان يخرج محاولاً بذل مابوسعه |
| Başlattığını bitirmek için. Her gün iyi şeyler yapmak için dışarı çıkardı. | Open Subtitles | لأنهي ما بدأ به كل يوم كان يخرج محاولاً بذل مابوسعه |
| Dün gece konuştuktan sonra Ninja Raporu'mu da bitirmek için kafeye gittim. | Open Subtitles | بعدما انهينا حديثنا بالأمس ذهبت للمطعم لأنهي التقرير |
| Kısa dönemli ortaklıkları bitirmek için bahane arardı. | Open Subtitles | بحث عن أعذار لينهي شراكة قصيرة الأجل |
| Ve ona ilişkisini sonsuza kadar bitirmek için gerekli gücü vardi. | Open Subtitles | مُنح القوة لينهي العلاقة بشكلٍ حاسم |
| Kimse bu şeyi bitirmek için para harcamaya can atmıyor... | Open Subtitles | لم يكن أحد شغوفاً جدا لدفع الاموال لانهاء هذه ال... |
| Yazını bitirmek için iki gün uzaklaştığında yaşadığımız harika geceyi hatırlıyor musun? | Open Subtitles | أتذكرين المرة التي رحلتي فيها لتنهي مقالتكِ ثم أخذتك للعشاء وأمضينا ليلة رائعة |
| Geriye kalan Gölge Canavarları'nın işini bitirmek için iyi bir fırsat. | Open Subtitles | هذه فرصتنا للقضاء على ما تبقى من "وحوش الظلّ". |
| Biz davalının annesini birçok kez bıçakladığını, o ölürken başında beklediğini ve işi bitirmek için de, onu başından vurduğuna inanıyoruz. | Open Subtitles | نعتقد أن المتهم طعن أمه عدة مرات وقف أمامها وهي تحتضر وأطلق النار على جبينها لإكمال الحدث |
| Bunu bitirmek için ne yapmam gerektiğini ve tersine işi nasıl yapacağımı hayal ediyorum. | Open Subtitles | أتخيل مونتاج ما كنت سأفعله لإنهائها وأعمل للوارء، على سبيل المثال |
| Bir uyuşturucu işini bitirmek için kanıt topluyormuş gibi. | Open Subtitles | يبدوا لي بأنها كانت تحاول بناء أدلة لإغلاق عملية |
| Buradayım... Boyayı bitirmek için geldim | Open Subtitles | جئت لأكمل الطلاء |
| Yap-boz tutkusu olan yaşlı kadın, yeni aldığı yap-bozu bitirmek için evindeki masada tek başına oturuyordu. | Open Subtitles | و التي كانت تعشق أحاجي الصور القطعة كانت تجلس لوحدها في منزلها على طاولتها لتكمل أحجية صور مقطعة |
| Aramızdaki savaşı kalıcı olarak bitirmek için bir yol arıyorduk. | Open Subtitles | وإيجاد طريقة لوضع حد لقتالنا معه هذه المرة وإلى الأبد |
| Bitirilmesi gereken bir romanı bitirmek için görünür bir ilham. | Open Subtitles | محاولة واضحة لإلهامي لكي أنهي قصة حـب طال إنـتـظارهـا |
| İşimi bitirmek için koca bir ordu lazım! | Open Subtitles | ،تريدون جيشا ً بأكمله ! لكى تقتلوننى |
| Her zaman işi bitirmek için ikinci bir atış yapar. | Open Subtitles | أنها دائما ما تضع طلقة أخرى فى الضحية لأنهاء عملها |
| Düşmanlarının bir listesini yaptım ve liste çok, çok uzun ve bitirmek için yardımına ihtiyacım var. | Open Subtitles | حسنا, اعددت قائمه باعدائكِ والقائمه طويله بحق , ومازلت اريد مساعدتك لانهائها |