| ama bu gerçeklik bizim kanun yapma sürecimizden çıkarıldı. | TED | لكن هذه الحقيقة قد انمحت تماماً من عملية صنع السياسات لدينا. |
| Halihazırda bu gerçeklik ile yaşayan aileler tanıyorum. | TED | أعرف عائلاتٍ يعيشون مسبقاً في هذه الحقيقة. |
| Ama bu gerçeklik kaçınılmaz değildi. | TED | لم تكن هذه الحقيقة بالتحديد حتمية. |
| bu gerçeklik mümkün, çünkü kişisel DNA teknolojisi çağındayız. | TED | هذا الواقع ممكن لأننا اليوم نعيش في عصر تقنية الحمض النووي الشخصيّ. |
| bu gerçeklik, günlük hayatta gördüklerimizden daha da fazlası. | Open Subtitles | هذا الواقع أكثر بكثير مما نراه حولنا في حياتنا اليومية |
| Gitmemiz gerek. bu gerçeklik kendini sonsuza dek mühürleyecek. | Open Subtitles | يجب أن نذهب هذا الواقع يُغلق نفسه |
| bu gerçeklik sadece zihnimizdeki bir kafes. | Open Subtitles | هذا الواقع هو مجرد قفص من تصورنا، رجل. |
| # bu gerçeklik aslında bir aldatmacaysa # | Open Subtitles | و هذا الواقع متظاهر به؟ |
| bu gerçeklik alt üst durumda olabilir ama Fitz hâlâ Fitz. | Open Subtitles | ربما هذا الواقع مقلوب رأسا على عقب لكن (فيتز)لا يزال كما كان |
| O halde bu gerçeklik iyiymiş. | Open Subtitles | حسنا، إذن... أفضل هذا الواقع |