| Klara ve Martin'e de sordum. Onlar da bir şey bilmiyor. | Open Subtitles | سألت كلارا و مارتن و هم لا يعرفون شيئاً أيضاً |
| Sana da bir şey olmasını istemiyorum | Open Subtitles | وأنا لا أريد أن يحدث لك شيئاً أيضاً |
| En çok ABD, Güney Amerika ve Asya. Avrupa'da bir şey yok. | Open Subtitles | معظم الولايات المتحدة، امريكا الجنوبية آسيا، و لكن لا شيء في أوروبا |
| Ki bu bir adam için oldukça zor bir durumdu. Belki kimseye bir şey vermediği için karşılığında da bir şey beklemiyordu. | Open Subtitles | ربما لأنه لم يعطي شيء لم يأخذ شيء في المقابل |
| Geçen gece arayıp Ohio'da bir şey bulduğunu söyledin ama ne bulduğunu söylemedin. | Open Subtitles | أخبرتني الليلة الماضية أنك وجدت شيئاً في أوهايو، لكنك لم تقل ماذا وجدت، ولا ترد على اتصالاتي. |
| Peki balık sosuna da bir şey koydun mu? | Open Subtitles | و هل وضعتِ شيئاً في صلصة السمك أيضاً؟ |
| Hava aracı da bir şey bulamadı. Aramaya devam edin. | Open Subtitles | طائرات الإستكشاف لم تحصل على شيء أيضاً إستمرّ بالبحث |
| Memur maaşını düşünürsek, pek değil. Yerde, Londra'da bir şey bulduğunu sanıyorum. | Open Subtitles | حسناً، إنني أفترض أنك عثرت على شيء ما في "لندن". |
| Dur tahmin edeyim, onlar da bir şey bilmiyor, değil mi? | Open Subtitles | دعني أحزر، لم يعرفوا شيئاً أيضاً |
| Peter da bir şey demeyecektir. | Open Subtitles | أليشا... لم تقل شيئاً وبيتر لم يقل شيئاً أيضاً |
| O da bir şey bilmediğini söyledi. | Open Subtitles | قالت أنك لم تعلم شيئاً أيضاً |
| Mi Jeong'un ölümünden sonra, sana da bir şey oldu diye herkes çok endişelendi. | Open Subtitles | الجميع كان قلق من أن يحدث لك شيئاً أيضاً (بعد موت (مي جونغ |
| Yatak odasında da bir şey yok. | Open Subtitles | في عينات المطبخ و لا شيء في غرفة النوم أيضا |
| Ecza dolabında da bir şey yok. Her şey bunun içinde. | Open Subtitles | لا شيء في خزانة الأدوية، كل شيء موجود هنا |
| Güney Afrika Mambo "deneyin" Güney Afrika'da bir şey deneyin | Open Subtitles | "جرب "مامبو جنوب افريقيا جرب اي شيء في جنوب افريقيا |
| Uzun zamandır da bir şey sokmuş değilim. | Open Subtitles | rlm; ولم يدخل شيئاً في مؤخرتي منذ زمن طويل. |
| Robin, sen hiç Japonya'da bir şey sattın mı? | Open Subtitles | (روبن) (هل سبق لك أن بعتي شيئاً في (اليابان |
| MRI'da bir şey buldunuz mu? | Open Subtitles | هل وجدتَ شيئاً في صور الرنين؟ |
| - Ben de SSR'da bir şey bulamadım. | Open Subtitles | وأنا لم أستطع العثور على أي شيء أيضاً من ملفات الوكالة |
| Josh da bir şey bilmiyor ve bilmesi gerekmiyor. | Open Subtitles | و"جوش" لا يعرف أي شيء أيضاً ولا حاجة له ليعرف |
| Onun hakkında da bir şey bilmiyorsun değil mi? | Open Subtitles | لا تعلمين عنه شيء أيضاً |
| Yerde, Londra'da bir şey bulduğunu sanıyorum. | Open Subtitles | حسناً، إنني أفترض أنك عثرت على شيء ما في "لندن". |
| Bu çevirdiğin dümen işte bunu kanıtlıyor. Eğer bu bir şey kanıtlıyorsa o da bir şey bilmediğimizdir. | Open Subtitles | و إذا هذا عملك المثير الصغير يحاول ان يثبت أي شيء, فأنه يثبت هزيمتنا |