| Senden daha yaşlı bir adama ihtiyacım var. En az yüz yaşında birine. | Open Subtitles | أنا أحتاج رجلا أكبر سنا منك شخص يبلغ على الأقل المائه من عمره |
| Taşındığı günü bilirim. Ona burada okuyan çoğu öğrenciden daha yaşlı olduğundan bahsettim. | Open Subtitles | أتذكّر يوم إنتقاله للسكن ذكرتُ له بأنه أكبر سناً من معظم الطلاّب لدينا |
| Çocuğa el kaldırmıyor ama kendinden daha yaşlı birine vurabiliyor. | Open Subtitles | أعني، لن يضرب طفلاً، ولكن سيضرب شخصاً أكبر منه بكثير. |
| Şimdi 15 yaş daha yaşlı, ama şahit'in verdiği tanımlamayla hala eşleşiyor. | Open Subtitles | إنه أكبر بـ15 سنة الآن, لكن الوصف الذي أعطاه الشاهد مايزال متطابقاً. |
| 1939 yapımı bu film, üyelerimizin çoğunun büyük ebeveynlerinden daha yaşlı. | TED | و كون الفيلم أُنتج في عام 1939، فالفيلم أقدم من معظم أجداد أعضاء النادي. |
| Peki diğer kişinin sesi biraz daha yaşlı ve olgun gibi geliyor muydu? | Open Subtitles | وهل كان صوتُ الآخر يبدو ذو أكبر سناً أعني، أكثر نضج من الآخر؟ |
| Ve gaddar, hayal dünyasında yaşayan daha yaşlı adamları yerlerinden edemiyorlar. | Open Subtitles | غير القادرين على عزل طاغية أكثر ضلالاً وحتى أكبر سناً منهم. |
| Böylece daha yaşlı kolonilerdeki oldukça durağan oldukları görülen karıncalar... ...genç kolonideki karıncalardan daha yaşlı değildirler. | TED | كذلك ، فيبدو النمل في المستعمرة الاكبر عمراأكثر استقراراً فهم ليسوا أكبر من النمل في المستعمرات الشابه. |
| Naçizane ben gibi biraz daha yaşlı olduğunuzda ölümün de tıpkı doğum gibi kutsal olduğunu fark ediyorsunuz. | TED | عندما ستكونون أكبر سنًا قليلًا، مثل ذاتي الشخصية الصغيرة، تدركُون بأن الموت هو مقدس كالميلاد. |
| Sizden biraz daha yaşlıyım, belki çok daha yaşlı, fakat, ben üniversitedeyken hedefim tam da buydu. | TED | أنا أكبر منكم قليلًا، ربما أكبر منكم كثيرًا، ولكن كان هذا هدفي تمامًا عندما كنت في الجامعة. |
| Bu gençlerden daha yaşlı ayakkabılarım var. | TED | أملك أحذيةً عمرها أكبر من معظم هؤلاء الناس. |
| Eğer o vatkaları kullanmazsa ondan daha yaşlı ve daha genç kişiler onu ciddiye almazlar. | TED | لم يأخذها أشخاص أصغر أو أكبر منها بحمل الجدية، إلا بعدما أرتدت منصات كتف. |
| Dolayısıya Terra, Dünya'da bir araya geldiklerinde kendisinin Stella'dan daha yaşlı olacağı sonucuna varır. | TED | لذلك تستنج تيرا أنه عندما ستجتمعان على الأرض، ستكون أكبر من ستيلا. |
| Hayır, ama belki de daha yaşlı, daha deneyimli, hayatı tanıyan bir hemşire olsa daha iyi olur. | Open Subtitles | ليس بالضبط لكني أظن أن السيدة فوجلر يجب أن تحظى بممرضة أكبر مني وذات خبرة أكثر |
| Fakat onun babası, Nathan, daha yaşlı ve cimriydi. | Open Subtitles | لكن والدها ناثان كان أكبر منها و شحيحا أكثر منها |
| Fakat onun babası, Nathan, daha yaşlı ve cimriydi. | Open Subtitles | لكن والدها ناثان كان أكبر منها و شحيحا أكثر منها |
| Ama ben gitgide daha yaşlı ve sen gitgide daha soğuk! | Open Subtitles | لكني أموت و أكبر سنا وانت تموت وتصبح باردا |
| Sonunda Flap'ten biraz uzaklaşıyorsun, ama evli, ulaşılamayacak, daha yaşlı Iowa'lıyla. | Open Subtitles | أنها متزوجة، غير متوفرة، أكبر سناً، أليس كذلك؟ |
| - Hayır, bu daha yaşlı. | Open Subtitles | لا , لقد خلق الله اللإنسان هذا أقدم من ذلك |
| daha yaşlı olan erkek, metabolizmasını yavaşlatmak için bütün yaz boyunca perhiz yapıyor. | Open Subtitles | لأبطأ عملية التمثيل الغذائي الذكر الأكبر سنا يصوم الصيف بأكمله |
| Bizden daha yaşlı. Dinozorlardan daha yaşlı. | Open Subtitles | إنها أقدم من الإنسان وحتى الديناصورات |
| -Smith daha yaşlı olduğunu biliyor. | Open Subtitles | سميث يدرك جيدا حقيقة أنك أنت من كبار السن. |
| Bazıları 3,000 yaşından daha yaşlı. | Open Subtitles | بعضها يبلغ من العمر أكثر من 3000 سنة. |
| AG: Biliyoruz ki, gençler şimdi ve gelecektir, ancak bana ilham veren şey, bu hareketin hizmetinde bulunmaya dönüştürülmüş daha yaşlı insanlar. | TED | إذن نعلم بأن الصغار هم الحاضر والمستقبل، ولكن ما يلهمني هم كبار السن الذين تحولوا لخدمة هذه الحركة. |
| Ama daha yaşlı sanıyordum Bir şarap gibi.Yavaş yavaş yaşlanıyorum. | Open Subtitles | نعم سمعت عنك لكنى اعتقد انك ستكون اكبر سنا |
| Daha çirkin ve daha yaşlı olsaydı daha mı önemsiz olacaktı yani? | Open Subtitles | أكان من الافضل أن تكون عجوزا وقبيحة؟ |