| Bizim yapamayacağımız kadar karmaşık ama doğal kaynağından elde edebiliriz. Ediyoruz da çünkü en güçlü antibiyotikler arasında yer alıyor. | TED | إنه أمر معقد للغاية، ولكن نستطيع الحصول عليه من مصدره الطبيعي، ونحن نفعل ذلك، لأنه أحد أقوى المضادات الحيوية لدينا. |
| Ama elbette, bununla baş edebiliriz çünkü biz yapay dikenler üretebiliriz. | TED | لكن بالطبع، نستطيع التعامل مع هذا، لأننا نستطيع صنع شوك إصطناعي. |
| Şirketlerin bizi kontrol etmesine izin vermek yerine biz şirketleri kontrol edebiliriz. | TED | نستطيع أن نختار التحكم في الشركات بدلًا من السماح للشركات بالتحكم فينا |
| Bu demek ki yakıt zincirindeki molekülleri inceleyerek istediğimiz şekilde optimize edebiliriz. | TED | معنى هذا أنه بإمكاننا هندسة الجزيئات في سلسلة الوقود ونحسنهم قدر المستطاع. |
| Bu süreçte hiç kimse ölmeden ona ulaşmana yardım edebiliriz. | Open Subtitles | بوسعنا مساعدتك للنيل منه بدون موت شخص آخر خلال العملية |
| Peki, karşılaştığımız temel sorunları çözmek için işletmenin gücünden nasıl istifade edebiliriz? | TED | كيف يمكننا الاستفادة من طاقة الأعمال التجارية لعنونة المشاكل الرئيسية التي نواجه؟ |
| Sağlık hizmetlerini, sağlık sorunlarının altında yatan --enfeksiyonlar ya da mali durum gibi -- sebeplere çözüm olacak şekilde yeniden tasavvur edebiliriz. | TED | يُمكننا إعادة تصور الرعاية الصحية كمكان يتناول مسببات سوء الحالة الصحية، سواء كانت العدوى والأمراض أو الوضع المالي. |
| Türbülans kadar zor olanı matematiksel yolla anlamaktır, nasıl göründüğünü resimle tasvir edebiliriz. | TED | لكن رغم صعوبة فهم الجريان المضطرب رياضيًا، إلا أننا نستطيع استخدام الفن لتصويره. |
| Bak, bütün gün böyle devam edebiliriz ama artık ilerleme zamanı. | Open Subtitles | أنظر .. نستطيع ان نرقص كل اليوم لكن هذا وقت التقدم |
| Yani konuşmaya devam edebiliriz ama bence sarılsak çok daha iyi olur. | Open Subtitles | اقصد , نستطيع الاستمرار بالحديث لكن اعتقد انه من الافضل لو تعانقنا |
| Bu tuhaf adamın yüzünü görebilirsek belki kimliğini tespit edebiliriz. | Open Subtitles | إذا نستطيع رؤية هذا الوجه المخيف، لربّما يمكننا تحديد هويته. |
| Evet, bu DNA test kiti ile kesin sonuçlar elde edebiliriz. | Open Subtitles | نعم، هذه عدة إختبار للحمض النووي، نستطيع إستخدامها للتيقن من النتائج |
| Eğer onu yakalayana kadar durabilirse belki buna bir son vermesine yardım edebiliriz | Open Subtitles | لو أمكنه كبح جماح أفعاله حتى نمسك به ربما نستطيع مساعدته على التوقف |
| Hayır, henüz tanıyamam, ama eğer bu yüzeylerden birinde yüzünün herhangi bir parçasının yansımasını bulursak bir bileşim elde edebiliriz. | Open Subtitles | لا، ليس بعد لكن إن إستطعنا الحصول على جزء من وجهه في كل هذه السطوح ربما بإمكاننا تكوين صورة مركبة |
| Paramız yok ama bunu teklif edebiliriz. Bunun bir değeri var. | Open Subtitles | ليس لدينا أي مال،لكن بإمكاننا أن نعرض عليك هذا،إنها تُساوي شيئاً |
| Doğayı taklit edebiliriz, ama bazı yönleriyle onu aynı zamanda geliştirebiliriz de. | TED | يمكننا محاكاة الطبيعة بل و بإمكاننا في بعض الاحيان تحسينها. |
| Açık havada geniş bir manzaradaki ufacık detayları bile fark edebiliriz. | Open Subtitles | في يومٍ صافٍ، بوسعنا رصد أدق التفاصيل في أكثر المشاهد رحابةً. |
| Ve bu şekilde evimize varabiliriz ve bunları tüm ülkede hapishanelere harcadığımız paranın çok altına maaliyetlere inşa edebiliriz. | TED | اعتقد اننا سنهنأ بهذه الاشياء واعتقد انه يمكننا ان نبنيها في جميع انحاء العالم بأقل مما سننفقه على السجون |
| Farklı mutasyon ve tümör savunma işleyişine hitap etmek için çok farklı siRNA tabakası ilave edebiliriz. | TED | يُمكننا إضافة عدة طبقات مختلفة من سيرنا لعلاج الطفرات الجينية المختلفة وآليات الدفاع الخاصة بالأورام. |
| Bir nehri yok edebiliriz, ve onu hayata döndürebiliriz. | TED | يمكننا أن ندمر نهرا، ويمكننا إعادته للحياة مرة أخرة. |
| Sanırım isteyeceğini kısmen garanti edebiliriz. | Open Subtitles | أعتقد نحن يُمْكِنُ أَنْ نضمنْ انها سَتُريدُ العَودة اليها |
| Demek istediğim bu saatten sonra daha iyi olacağımızı ancak hayal edebiliriz | Open Subtitles | ظننت أنني في هذا العمر.. سنكون قادرين على تدبر المزيد من الأمور. |
| Eğer Irak savaşında harcadığımız çabanın sadece bir haftasını harcarsak, bu sorunu çözmek için iyi yol kat edebiliriz. | TED | فإذا قضينا أسبوعاً واحداً بقيمة ما ننفقه في حرب العراق فيمكننا أن نحقق إنجازات في طريقنا لحل هذا التحدي |
| Sonuç olarak, elektrik gerektirmeyen bir soğutma sistemi inşa edebiliriz. | TED | وفي النهاية، قد نتمكن بالفعل من إنشاء نظام تبريد لا يحتاج لأي تغذية كهربائية على الإطلاق. |
| Orada bir ev inşa edebiliriz. Sadece sen ve ben, tatlım. | Open Subtitles | بأمكاننا بناء منزل هناك في الأعلى انا وانت فقط , يقطينتي |
| HAB'da acil tıbbi araçlarımız var. Omurgadan acıyı yok edebiliriz. | Open Subtitles | عندنا معونه طبيه طارئه فى الهاب بامكاننا أن نغلق الجرح |
| Eğer parti güzel değilse benim evimde devam edebiliriz. | Open Subtitles | إسمعى، إذا الحفلة على القرب نحن يمكن أن نذهب للمنزل |
| Şimdi buna yepyeni bir şekilde devam edebiliriz. | Open Subtitles | أعنى, أنه يمكنا الآن فعل ذلك بطريقه جديده تمام. |
| Yani, o zamanlardaki evrenin milyarlarca buluta ayrıştığını hayal edebiliriz. | TED | فيمكن لنا أن نتصوّر الكون في بداية عهده و هو ينشطر إلى مليارات السّحب. |