| şeklinde düşünüyorlar. Birisinin, bilincin açıklanabilir olduğunu düşünmesi cüretini göstermesi bile kabul edilemez. | TED | الوقاحة الشديدة من اعتقاد البعض بأنك تستطيع تفسيرالإدراك هو فقط أمر غير معقول |
| Ancak ilaçlar sayesinde etkisiz halde kaldığı sürece HIV tespit edilemez halde kalacaktır. | TED | ولكنّه طالما بقي خامدًا بفضل العقاقير، فسيكون الفيروس لا يزال غير قابل للكشف. |
| Ona konulan resmi tanı tedavi edilemez, ileri evre lösemiydi. | TED | وكان تشخيصها الرسمي هو سرطان الدم المتطور غير القابل للشفاء. |
| Sınavlar için hazırım ama o, beni tahmin edilemez buluyor. | Open Subtitles | أنا مستعد للمحن لكنه يشعر أنه لا يمكن التكهن بتصرفاتي |
| Nüfuz edilemez ne demek biliyor musun? Hiçbir şey içerisinden geçemez demek. | Open Subtitles | تعنى أنه لا يمكن لأحد أن يؤذينى لا الثيران ولا أى شىء. |
| Seni bugün, meslektaşlarından birinin hayatını almanı isteyerek tahmin bile edilemez durumlara soktum. | Open Subtitles | وضعتك فى موقف لا يمكن تصوره اليوم عندما طلبت منك قتل أحد زملائك |
| Bebeğinizin beyni... ve sinir sistemiyle birlikte büyüyeceği için... tespit edilemez. | Open Subtitles | وتنمو بدماغ طفلك الرضيع ومراكزه العصبية انها غير قابلة للاكتشاف عمليا |
| Bu kesinlikle kabul edilemez. Bu konuda bana haber verilmiyor. | Open Subtitles | هذا أمر غير مقبول تماماً، لقد تم تجاهلي في هذا. |
| - Bu kabul edilemez. - Olabileceği bir sürü yer var. | Open Subtitles | هذا غير معقول، هناك الكثير من الأماكن التي قد يوجد فيها |
| Yetenekli olduğunu biliyorum, ama davranışları, benim görüşüm, kabul edilemez ölçüde alçakça. | Open Subtitles | أعرف بأنّه موهوب لكن موقفه، في رأيي هبط إلى مستوى غير مقبول |
| Senin gibi bencil ve tahmin edilemez biriyle nasıl evlenirim bilmiyorum. | Open Subtitles | ولكننى لست متحمساً لأكي اتزوج إمرأه أنانيه غير متحسبه لتصرفاتها .. |
| Yok, bunlar gizli servis hatları olduğu için takip edilemez. | Open Subtitles | نعم ، أجهزة المخابرات غير قابلة للتقصي ، و شكراً |
| Kabul edilemez bir şey bu. Majesteleri beni hayal kırıklığına uğrattı. | Open Subtitles | تصرف الملك كان غير ناضج وغير مقبول لقد خاب ظني بجلالته |
| Asker sayısı ve kaynak bakımından şüphe edilemez üstünlüğümüz olacak. | Open Subtitles | سيكون لدينا ميزة لا يمكن هزيمتها في الرجال و الموارد |
| Satın alınamaz, tehdit veya pazarlık edilemez, mantık aranamaz insanlardır bunlar. | Open Subtitles | لا يمكن أن تشتريهم أو تخيفهم أو تجادلهم بالمنطق أو تفاوضهم |
| Dış politika önseziler ve belirsiz risklere dayanarak idare edilemez. | Open Subtitles | إن السياسة الخارجية لا يمكن إدارتها على أساس الحدس والتلميحات |
| Ve o geri sayım sıfıra ulaştığında, hayal edilemez büyüklükte güç serbest bırakılacak. | Open Subtitles | وعندما يصل ذلك العد التنازلي إلى صفر سيُطلق العنان لسلطة لا يمكن تصورها |
| Aslında bir yolu var ama sonuçları önceden tahmin edilemez. | Open Subtitles | ثمّة طريقة واحدة ، لكن ' '.لا يمكن التكهُّن بنتائجها |
| ilk 8 ila 10 haftaya kadar da teşhis edilemez. | Open Subtitles | ولا يمكن اكتشافه حتّى الأسبوع الثامن أو العاشر من الحمل |
| Enerji yok edilemez yani bence her şeyin bir parçası hâline geliriz. | Open Subtitles | ..الطاقة لا يُمكن تخريبها لذا اظن اننا نكون جزء من كل شيء |
| Operasyon sonlandı ve sen günlerdir kayıplardasın. Bu kabul edilemez. | Open Subtitles | انتهت العملية وأنت غائب منذ أيام بدون عذر، وهذا مرفوض. |
| Yönetiminiz altındaki bölgedeki isyan hareketleri kabul edilemez düzeylere ulaştı, Binbaşı. | Open Subtitles | نشاط التمرد فى نقطتك المسئولة وصل لمستويات غير مقبولة أيها الماجور |
| Ve çok öfkeli bir biçimde onu kullanmaya başladı kontrol edilemez bir hızla. | Open Subtitles | ثم بدأ يجدّف بغضب غضب من النوع الغير قابل للتحكم |
| Fakat sanırım Nazi ve Japon idaresi altındaki bir dünya daha kabul edilemez olurdu. | Open Subtitles | لكننى أقصد أن العالم كان سيصبح مكاناً لا يطاق حقاً تحت حكم النازيين واليابانيين |
| Ayrıca metallurji uzmanları penetre edilemez bir gövdesi olduğunu keşfettiler.. | Open Subtitles | وخبراء المعتدن قد وجدته هيئة ضخمة منيعة. |
| Bu sabah ne oldu ordu çalışanları önünde bana karşı geldin, bu kabul edilemez. | Open Subtitles | ، ما حدث في وقت سابق من اليوم لقد تحديتيني أمام عميل لإدارة التحقيقات الجنائية لم يكُن هذا مقبولاً |
| Sayın Başkan, bu kabul edilemez. | Open Subtitles | انه امر لا يغتفر انا اتحمل المسؤولية كاملة |
| Rus Hava Gücü tıpkı kendi kara güçleri gibi zapt edilemez olduğunu kanıtladı. | Open Subtitles | نشاط الطيران الروسي أثبت بأنه منيع بقدر مناعة قواتهم البرية |
| - Yok edilemez değil ki bunlar. | Open Subtitles | نعم, نعم, انا اعمل على ذلك. هذه الأشياء غير قابلة للتلف. |
| Çünkü bir kere soğuduğunda, yok edilemez hale geliyor. | Open Subtitles | لانه بمجرد ان يبرد المعدن فانه يصبح غير قابل للتدمير |
| Kimyasal analiz yaptım. - Sonuçlar inkâr edilemez. | Open Subtitles | أجريتُ تحليلاً، و النتائجُ غيرُ قابلةٍ للدحض. |
| Kahraman olmak için yok edilemez olmana gerek yok. | Open Subtitles | لا تحتاج أن تكون راسخ لتصبح بطلاً |