| Sonra Kolombiya'ya giden bir eter variline takip cihazı yerleştirdik. | Open Subtitles | ..حتّى نـضـع جـهاز تتـبّع على شحـنة كولومبيـة محدده من الأثير |
| - Sen de bir doktorsun, Homer. Sen eter gibi kokmuyorsun. - Ben bir doktor değilim. | Open Subtitles | أنت طبيب هومر أنت لا تشم الأثير أنا لست طبيب |
| Ona biraz eter vermeyi isterdim. | Open Subtitles | سأكون مسرور لإعطائها القليل من مخدر الأثير |
| Belki de biraz eter solumaya ihtiyacınız var. | Open Subtitles | سيدي ربما تحتاج بعض الأنفاس من أنبوب الإيثر |
| . ZIMABU eter! | Open Subtitles | زيمبو ايتر |
| Evrendeki her şey görünmez bir vasıtanın içinde oturuyor gibi gözüküyordu, bilimdamları buna "ışık saçan eter" dediler. | Open Subtitles | كل شيء في الكون يبدو أنه يجلس داخل وسيلة غير مرئية، ما يطلق عليه العلماء الأثير المضيء. |
| eter'in sırlarını çözeceğine inandığı teknikler ve hassas malzemeler geliştirmeye başladı. | Open Subtitles | بدأ في تطوير تقنيات وأدوات دقيقة التي اعتقد انها ستكون قادرة على فتح أسرار الأثير. |
| eter'in etkisini simüle ettiğimizde ne oluyor beraber bakalım. | Open Subtitles | دعونا ننظر إلى ما يحدث عندما نحاكي مفعول الأثير. |
| eter'e karşı hareket eden ve geri dönen ışık, ether boyunca yolculuk yapan ışığa göre bu yolculuğu değişik bir zamanda bitirir. | Open Subtitles | الضوء الذي يسافر ضد الأثير ويعود مرة أخرى يغطي هذه الرحلة في وقت مختلف عن الضوء الذي يسافر عبر الأثير. |
| Fakat, "Işıltılı eter" fikri o kadar kökleşmişti ki, kolayca, deneylerinin başarısız olduğuna inandılar. | Open Subtitles | لكن الفكرة ان الأثير مضيئ كانت راسخة جداً لدرجة أنّهم إعتقدوا ببساطة بأنّ تجاربهم قد فَشلت. |
| eter ile uymak niyetindeydim ama tüm garipliklere rağmen üstüme düştü tabii uyarmadan daha önce hiçbir kız.. | Open Subtitles | لتغفو مع الأثير ولكن رغم كل الصعاب انها سقطت على لي |
| Dietil eter dolu varillerin mi? | Open Subtitles | المليئة بالأثير؟ الأثير مادة قابلة للإشتعال |
| Tüm eski mobilya duruyordu ama eter kokuyordu. | Open Subtitles | لا زال فيه ذلك الأثاث القديم لكن رائحته تفوح من الأثير |
| Göremiyoruz ya da hissedemiyoruz, fakat ışığın gittiği her yerde, eter var. | Open Subtitles | لايمكننا رؤيته، أو الشعور به، لكن في كل مرة ينتقل فيه الضوء، الإيثر يكون موجوداً |
| Isı transferi, eter, varsayımsal atomlar, kuanta adında bir şey. | Open Subtitles | إنتقال الحرارة، و الإيثر الذرات الإفتراضية، وشيء يدعى "كوانتا" |
| eter Zimabu. | Open Subtitles | زيمبو ايتر)? لاأعلم ,تومي؟ |
| eter, annemi düşünüyordum.. | Open Subtitles | ايتيرا كنت افكر في والدتي فقط |
| Kloroform ya da eter birini bayıltmak için kullanılabilir mi ? | Open Subtitles | قد يكون كلوروفورم أو أثير لكي يجعل شخص ما فى غير وعيه ؟ أجل |
| Çözücü, eter, siyanür. | Open Subtitles | "بيبيردن,الايثر,سيانيد". |
| Tamam, ben... seni bayıltmak için eter kullanabilirim. | Open Subtitles | ممم,حسناً,عليّ أن... حسناً,يُمكنني أن أتخدم الإيثير لتخديرآلامك... |
| Masamın üçüncü çekmecesinde... cerrahi aletler ve eter var. | Open Subtitles | في الدرج الثالث من مكتبي، أدوات جراحة وبعض الإثير. |
| Benzin katkılarından metil alkol, sprey kutularından eter, pillerden de lityum. | Open Subtitles | كحول الميثيل هو من إضافات الغاز، والأثير يأتي من العلب وليثيوم من البطاريات. |
| Hızlandırıcı, etil eter. Bir işaret. | Open Subtitles | المسرّع المستخدم هو أثير الإيثيل ذلك توقيعه |
| Ama Sevofluran gibi eter türevlerinin kullanımı daha yaygındır. | TED | على الرغم من المشتقات الاثير مثل سيفوفلوران، هو أكثر شيوعاً. |
| eter. Her an patlayabilen yanıcı eter. | Open Subtitles | اثير شديد الاحتراق |