| Roy bölgesinde iş yapacaksan bazı kurallara riayet etmek zorundasın. | Open Subtitles | لو تريد أن تعمل في إقليم روي سيكون عليك أن تطيع بعض القواعد |
| Hızlı hareket etmek zorundasın. Gir ve çık, bir günden fazla sürmesin. | Open Subtitles | سيكون عليك التحرك بسرعة، لن أعطيك يوم آخر. |
| Ve buna karşılık vermek istiyorsan biraz çaba sarf etmek zorundasın. | Open Subtitles | واذا كنت تريد ان يكون اهتماما متبادل سيكون عليك بذل القليل من الجهد |
| O yüzden eğer burada başarılı olacak ve günün birinde yerimde oturacaksan, bunu kontrol etmek zorundasın. | Open Subtitles | ولهذا إن كان سيكتب لك النجاح هنا، على أمل الجلوس بمكاني يوماً ما، فعليك أن تسيطر عليه |
| Yalnız veya değil, hayatına devam etmek zorundasın. | Open Subtitles | لذا فإن ظللت وحيدة من عدمه... ... فعليك أن تستمري بحياتك... |
| Seni üzmek istemem ama aramaya devam etmek zorundasın. | Open Subtitles | أكره إخبارك لكن يجب عليك أن تستمر بالبحث |
| Ama bir süre sonra veda etmek zorundasın. | Open Subtitles | لكن سيكون عليك ذلك بعد فترة. |
| Kendini feda etmek zorundasın, Michael. Şimdi anladın mı sadedi? | Open Subtitles | سيكون عليك التضحية بنفسك يا (مايكل)، لقد فهمت الآن |
| Onu polise teslim etmek zorundasın. | Open Subtitles | سيكون عليك تسليمه إلى الشرطة |
| Poopoo ve ben her zaman seninleyiz. tek başına mücadele etmek zorundasın. | Open Subtitles | أنا و (بوبو) سنكون معك دائماً لكن عندما تلج الحلبة فعليك أن تقاتل لوحدك |
| Abini terk etmek zorundasın. | Open Subtitles | فعليك أن تترك شقيقك. |
| Bu yüzden dolaşım için hareket etmek zorundasın. | Open Subtitles | عليك أن تستمر بالتحرك لجعله يتدفق |
| Onunla görüşmeye devam etmek zorundasın. | Open Subtitles | . يتوجب عليك أن تستمر في رؤيتها |