| Birçok şey basit gibi görünür gerçek hayattaki gibi zor değildir. tabii ki öğreniyorsanız. | TED | ان الكثير من الاشياء تبدو بسيطة .. وليست بالصعوبة التي عليها في العالم الحقيقي بإستثناء ان كنت تتعلمها أكاديمياً |
| Sağlık Etki Fonu gerçek hayattaki etkiyi esas alacaktır. | TED | صندوق التأثير الصحي ينظر إلى التأثير في العالم الحقيقي. |
| İşaretlerin gerçek hayattaki cisimleri temsil edebileceğini söylüyor. | Open Subtitles | الأستاذ يعني أن الإشارات قد تمثل اشياء موجودة في العالم الحقيقي |
| Kurtulmak için bir süper gücün olmasını dilediğin gerçek hayattaki durumlar için yani. | Open Subtitles | لمواقف الحياة الواقعية التي تتمنين فيها لو كانت لديك قوة خارقة تخرجك منها؟ |
| gerçek hayattaki şiddetin suçunu eğlence sektörüne yıkamazsınız. | Open Subtitles | لا يمكننا أن نلوم الأفلام على العنف في الحياة الواقعية |
| Her aşk hikayesi gerçek hayattaki gibidir. | Open Subtitles | كُلّ قصّة الحبِّ مثل هذا في الحياةِ الحقيقيةِ. |
| Profesör işaretlerin gerçek hayattaki cisimleri temsil edebileceğini söylüyor. | Open Subtitles | الأستاذ يعني أن الإشارات قد تمثل اشياء موجودة في العالم الحقيقي |
| Anlatmak istediğim, bir robot gerçek hayattaki varlığımız için fayda sağlayabilir. | Open Subtitles | انظر وجهة نظري هي أن الروبوت يمكن أن تستفيد من يجري في العالم الحقيقي. |
| Mevcut sistemde, ödül kimi zaman performansa dayanıyor. Ama burada, klinik denemelerdeki, laboratuvardaki performans kastediliyor, gerçek hayattaki performans değil. | TED | في بعض الأحيان، هناك مكافأة على أساس الأداء، لكن الأداء في التجارب السريرية، في المختبر، إذا أردت، وليس الأداء في العالم الحقيقي. |
| (Alet vızıldıyor) Şimdi, gerçek hayattaki gen terapisinde ve gen terapi araştırmalarında, sağlıklı genler, virüs kullanarak sağlıksız hücrelere veriliyor. | TED | (طنين آلة) الآن، في العلاج الجيني في العالم الحقيقي وأبحاث العلاج الجيني، تُنقل جينات سليمة إلى خلايا غير سليمة باستعمال الفيروسات. |
| gerçek hayattaki uzay savaşları her zaman TV dekilerden daha az heyecanlı oluyor. | Open Subtitles | حسناً, معارك الفضاء مشوقة اكثر بكثير فى التلفريون من الحياة الواقعية. |
| Programdaki ve gerçek hayattaki kankamdı. | Open Subtitles | إنها صديقتي المقربة في المسلسل وكذلك في الحياة الواقعية |
| gerçek hayattaki Eminem'in bakış açısından yazıyor. | Open Subtitles | هو يكتبها من مُنطلق (ايمنيم)) في الحياة الواقعية |
| Ve belli organizasyonlar gerçek hayattaki güçlerini internete geçirmek istediklerinde | Open Subtitles | و عندما تريدُ منظّمة محدّدة توسيع سلطتها في الحياةِ العمليّة على الإنترنت, |