| Fiji haberlerini anlamam da benim için bir hayli zor, garip olan, Fiji' de devam etmekte olan muazzam bir bedelin olması. | TED | ومن المستحيل تقريبا أن أتحصل على أخبار فيجي. وهو الأمر الغريب، لأنه في الواقع هناك الكثير من الأحداث تقع في فيجي الآن. |
| Hem bizim hem de düşman tarafın haberlerini dinliyorduk. | Open Subtitles | كنا نسمع أخبار الوطن و بالطبع معـها كنـا نسـمع أخبـار العـدو |
| - Bugün 18:00 haberlerini izledim. Hep sıradan şeyler. | Open Subtitles | لقد شاهدت أخبار السادسة اليوم، كانت مركزّة ومباشرة |
| İnsanların pek çoğu sabah haberlerini kaygı ve endişeyle takip ediyor. | TED | يشاهد العديد من الناس الأخبار كل صباح برعب وخوف. |
| Bir daha ekonomi haberlerini okuduğunuzda dikkat edin. | TED | يمكنكم التنبه إلى نشرة الأخبار الإقتصادية في المرة التالية |
| D.C'deki öğleden sonra haberlerini kaçırmayın. O muhteşem. | Open Subtitles | شاهد نشرة اخبار الظهيرة في واشنطن,انه عظيم |
| haberlerini aldım. Uzaktan izledim yaptığın bütün kasaplıkları. | Open Subtitles | تصلنى أخبارك بأستمرار تابعت كل معاركك من على بعد |
| Amerikan televizyon haberlerini içeren bir kaseti sana gönderdim. | Open Subtitles | أرسلت لك شريط فيديو بتقرير أخبار التلفزيون الأمريكي |
| Oturmuş gece haberlerini izliyordum. | Open Subtitles | كنتُ جالساً, أشاهد أخبار المساء, في الحقيقة, أخبار الليل. |
| Sabah haberlerini arar haberi sızdırırım. Hemen atlayacaklardır. | Open Subtitles | لا سأتصل بمسؤولي نشرات أخبار الصباح وأسرّب لهم المعلومات، سيستمتعون بها |
| Ve yetişkin kontrolündeki basının yapamayacağı tüm can alıcı çocuk haberlerini sunabileceğim. | Open Subtitles | وسأتمكن من إبعاد البالغين عن السيطرة على أخبار الصغار |
| Sanırım gece 11 haberlerini izlemedin. | Open Subtitles | حسناً، اخمن بأنك لم ترى أخبار الساعة الـحادية عشر ليلة أمس |
| Umarım 6 haberlerini kaçırmadın | Open Subtitles | هل هي السيدة الصغيرة من نشرة أخبار الساعة السادسة. |
| Gece haberlerini seyrederseniz katil rolune uyacak bir kişi olmadığımı kabul edeceksiniz. | Open Subtitles | ولكن, ان شاهدت نشرة الأخبار الليلة انا متأكد انك ستقبلين انك ترفضى ان تصفينى بالقاتل |
| Seni ömür boyu hapse mahkum edecek bir şey soygun haberlerini, söylentileri yanan evin içinde gördüğü şeyle birleştirdi. | Open Subtitles | شيء من شأنه أن يُرسلك إلى السجن لمدى الحياة عندما يرى تقارير الأخبار عن السرقة وسيربط معاً ما رآه داخل ذلك المنزل. |
| Manşet haberlerini duydum. | Open Subtitles | سمعت الأخبار من البداية الروس يعاودون القتال |
| Sadece sizin kanal 5 haberlerini izlemeyi planladığınızı umuyorum. | Open Subtitles | كنت أتمنى أنكم تخططون لمشاهدة محطة الأخبار الخامسة |
| Canlı yayında 7 haberlerini sunarken saat 11'de tekrarını izleyecek hâline göz mü kırpıyordun? | Open Subtitles | اذاً عندما تقولي نشرة الأخبار مباشرة الساعة ال7 كنت تغمزي لنفسك المُستقبلية التي ستشاهد إعادة النشرة الساعه ال11 ؟ |
| Ngawang tüm Çin savaşı haberlerini anında bana iletiyor. | Open Subtitles | نجوانج يطلعني علي اخبار الحرب الصينية اول بأول |
| Robin'i son anda aradılar ve 23:00 haberlerini sunmaya çağırdılar. | Open Subtitles | روبن تلقت اتصال في اخر دقيقه لتقدم اخبار الساعه الحادية عشر |
| - Çiftçilik haberlerini veren adam. | Open Subtitles | نعم.. هذا هو الرجل الذي قدم تقرير المزرعة , انها اخبار حقيقية. |
| Şu anda saatin başı, akşam haberlerini aç. | Open Subtitles | نحن الآن على رأس الساعة ولقد أصبحت أخبارك في نشرة المساء |
| Bazı istasyonlarda gece 11 haberlerini yaptı. | Open Subtitles | كان يقدم النشرة المسائية على البعض من هذه المحطات |
| haberlerini duymaya can atıyorum. | Open Subtitles | أتشوق لسماع أخباركِ |
| Akşam haberlerini sunuyoruz. Ben Nishiyama Saeko. | Open Subtitles | مرحباً بكم في نشرة المساء ، أنا نيشياما سايكو |