| Tonlarca harika şey alabilirdik. | Open Subtitles | لكنا إستطعنا شراء الكثير من الأشياء الرائعة |
| - Yaptığı onca harika şey. | Open Subtitles | كان علي مسحه كل تلك الأشياء الرائعة التي قامت بها |
| Otelimizde size özel, bir sürü harika şey hazırladık. | Open Subtitles | لدينا الكثير من الأشياء الرائعة التي خطتنا لها في الفندق |
| Yapmayın, bunun gelmiş geçmiş en harika şey olduğunu düşünen bir tek ben miyim? | Open Subtitles | اه، هل أنا الشخص الوحيد هنا الذي يفكر أن هذا هو أروع شيء حدث لنا؟ |
| Seninle ilgili bir diğer harika şey de hafızan. | TED | ثاني أروع شيء فيك هو الذاكرة. |
| Ve her fırsatım olduğunda onu giyerdim, o süveterin sahip olduğum en harika şey olduğunu düşünerek. | TED | وكنت أرتديه وقتما أستطيع، معتقدةً أنه كان أروع شئ أقتنيته. |
| ...toplantılara mitinglere katılmadığım zamanlarda, hayattan zevk almamı sağlayan, 3 tane harika şey vardı: | Open Subtitles | كانت هناك ثلاثة أشياء رائعة والتي قد استمتعت بها في الستينات: |
| Yaptığın en harika şey bu, dostum. Hayır, Bunun olmasına izin veremem. | Open Subtitles | ـ إنه أعظم شيء فعلته على الإطلاق ـ لا أستطيع تركه يحدث |
| Anne, senin de yapabileceğin... bir sürü harika şey vardır. | Open Subtitles | و, يا أمي, هنالك العديد من الأشياء الرائعة عنكِ الألعاب الرياضية ليست واحدة منهم |
| Birçok harika şey Bay Fishlegs. | Open Subtitles | الكثير من الأشياء الرائعة, سيد فشليغز |
| Tamam, bu bir başarı Khan Akademide bir sürü şey var neredeyse aradığınız her şey Vikipedi'de mevcut, dünya kadar e-kitap elinizin altında ve bedava çevrimiçi okuyabiliyorsunuz, eğitim alanında bir sürü harika şey oldu başka alanlarda da öyle. | TED | ولكن في الحقيقة، نعم، لقد كان أمرا ناجحا، هنالك الكثير من الأشياء، أكاديمية خان وبكل تأكيد هنالك ويكيبيديا، هناك العديد من الكتب الإلكترونية المجانية التي يمكنك أن تقرأها، والكثير من الأشياء الرائعة للتعليم، أشياء في مجالات متعددة. |
| Ben'in okul yıllığından sizlere birkaç harika şey okuyacağım. | Open Subtitles | لقد حَصلتُ على كتابِ كليَّةِ(بن) هنا.أنا فقط أريد أن نستمتع ببعض الأشياء الرائعة عن (بن) |
| Bugüne kadar gördüğüm en harika şey bu. | Open Subtitles | هذا أروع شيء شاهدته |
| Şimdiye dek tattığım en harika şey. | Open Subtitles | إنّه أروع شيء تذوقته في حياتي |
| Muhtemelen şimdiye kadar gördüğüm en harika şey. | Open Subtitles | إنه على الأرجح أروع شيء رأيته |
| Bedevilerle ilgili harika şey de bu. | Open Subtitles | هذا هو أروع شيء بشأن البدو, |
| Bu olay, bu kasabada yaklaşık 100 yıldır meydana gelen tek harika şey. | Open Subtitles | هذا أروع شئ حدث في البلدة منذ 100 عام لن يكن كذلك إن عرفه أحد |
| Sizin hakkınızda çok şey bilmiyor olabilirim ama siz benim hakkımda bir çok harika şey biliyorsunuz. | Open Subtitles | ربما لا أعرف الكثير عنك ولكن مؤكد أنك تعرف أشياء رائعة كثيرة عني |
| Omlet istasyonları insanlığın keşfettiği en harika şey. | Open Subtitles | أعني , محطات اميليت هي أعظم شيء اخترعه الإنسان |