| Tek bildiğim, Spence gayet iyi götürüyordu ve sen Her şeyi berbat ettin. | Open Subtitles | . أنا أعرف فقط أن لديهم وقتا طيبا وأنك أفسدت كل شيء. |
| Durmam gerekirdi, ama durmadım, ve Her şeyi berbat ettim. | Open Subtitles | كان ينبغي ان أتوقف لكنني لم افعل الان أفسدت كل شيء |
| Her şeyi berbat ettim. Kötü bir şey yaptım, tamam mı? | Open Subtitles | أعرف أنني أخفقت ، أعرف أنني قمت بشيء سيء |
| Delilik yolunu garip hareket ve Her şeyi berbat edecek | Open Subtitles | إنك في طريق الجنون ، و تتصرف بغرابة ، كما أنك تفسد كل شيء |
| Bir aptal gibi işleri karıştırdı ve Her şeyi berbat etti. | Open Subtitles | {\pos(192,220)} كالأحمق قام بمزج العمل مع نزواته وبالتالي أفسد كل شيء |
| Seni angut herif Her şeyi berbat ettin. | Open Subtitles | تبا، لقد أفسدت الأمر كله. . . |
| Her şeyi berbat ettiğimin farkındayım ama bunların hepsi Zola konusu ortada yokken oldu. | Open Subtitles | أعلم أنني أفسدت الأمور, ولكن كل هذا حدث قبل أن تكون (زولا) في الصورة. |
| Aşağı gel, dostum. Sorun yok. Her şeyi berbat ettiğini biliyorum. | Open Subtitles | انزل يا رجل، الأمور بخير أعرف أنك أفسدت كل شيء |
| Sen, Dave ve kardeşinle ilgili Her şeyi berbat ettim. | Open Subtitles | أفسدت كل شيء معك, ومع ديف و أخوك. |
| Son dakikada eklemiştim ve şimdiyse bütün Her şeyi berbat etmişim. | Open Subtitles | أضفتُ في آخر لحظة وقد أفسدت كل شيء الآن |
| Geçen hafta Her şeyi berbat ettiğimin farkındayım. | Open Subtitles | أعرف أنني أخفقت بشكل كبير الأسبوع الماضي. |
| Buna tamamen değse de, Her şeyi berbat ettiğim için özür dilerim. | Open Subtitles | لكنه يستحقّه تماماً، وانا اسف ان أخفقت في كل شئ |
| Seni dizginlemek için yanında olmadığım zaman Her şeyi berbat ediyorsun. | Open Subtitles | عندما لا تريدني إبقائك مع الدعم, تفسد كل شيء |
| Vic bi' şekilde Bayan S.'e sarıldığında Her şeyi berbat etti. | Open Subtitles | (فيك) أفسد كل شيء عندما تواصل مع سيدة (اس)، بطريقة ما |
| Her şeyi berbat ettiğimin farkındayım; ama her şeyi yaparım. | Open Subtitles | إسمعي، أعلم أني أفسدت الأمر بشكل كبير، لكن... سأقوم بكل شيء. |
| Gerçekten Her şeyi berbat ettim değil mi ? | Open Subtitles | لقد أفسدت الأمور أليس كذلك ؟ |
| Bugün doğum günüm, ve eminim ki Her şeyi berbat ettim. | Open Subtitles | إنه عيد ميلادي ، و أنا متأكدة بأنني خربت كل شيء |
| Her şeyi berbat edeceksin. | Open Subtitles | سوف تدمر كل شيء. |
| Sana hür ve temiz olduğunu söylemeliydim. Her şeyi berbat ettim. | Open Subtitles | كان حريّاً بي إخبارك أنّك كنتَ حرّاً وسجلّك نظيف، لقد أخفقتُ |
| Aptalca bir şey yaparak Her şeyi berbat edeceksin! | Open Subtitles | ليـس إذا أفسدت كل شئ بعـمل شئٍ غبي. |
| Her şeyi berbat ettim. | Open Subtitles | لقد أفسدتُ كل شيء |
| Ve Her şeyi berbat edebileceğimi biliyordum ama umurumda olmadı. | Open Subtitles | و أنا أعلم بأنه كان أن يفسد كل شئ , لكن لم أهتم. |
| Ama onun Her şeyi berbat etmesine izin verirsen yalnızca parayı kaybetmez kızını da bir daha asla göremezsin. | Open Subtitles | لكن لو جعلته يفسد كل شيء لن تخسر المال فقط بل ستخسر ابنتك ثانيةً |
| Her zaman, Her şeyi berbat ederim. | Open Subtitles | أنا أفسِد كل شيء طوال الوقت |
| Ama sen gelip Her şeyi berbat ettin! | Open Subtitles | هذا الشاب يناسبني و لقد افسدت الامر و افسدت كل شيء |