| Herkesin iyi davranmasını ümit et, çok iyi davranmasını onlar da oğlunu hapse atsın ve uğruna çalıştığın her şeyi yok etmeye çalışsınlar. | Open Subtitles | وتأمل أن يتصرف الجميع بلطف ، بلطف شديد بينما يقومون هم برمي إبنك في السجن ويحاولون تدمير كل شيء قد عملت من أجله |
| Fakat başarmak için üzerinde çok fazla çalıştığımız her şeyi yok etmene izin veremem. | Open Subtitles | ,ولكنني لا يمكنني أن أدعك تدمر كل شيء كل شيء عملنا من أجله وتعبنا لتحقيقه |
| Çocuğumla başa çıkamadığım için her şeyi yok mu edecektim? | Open Subtitles | أن أدمر كل شيء فقط لأني لم أستطيع تربية أبنائي؟ |
| Gökyüzünden yıldırım atan koşumlu ejderhalar ve arkalarında önlerine çıkan her şeyi yok eden Vahşi savaşçılar donanması. | Open Subtitles | الذي يسقط البرق من السماء وتدمر كل شيء في طريقها |
| Hayır, sadece aleti. Daha hızlı. Hayır, yangının her şeyi yok ettiği doğru değildir. | Open Subtitles | كلا, انا مجرد اداة فيه كلا,ليس صحيحا ان النار تدمر كل شئ |
| Dokunduğu her şeyi yok eden, bir adamın ürettiği bir şey olarak ben ne hissetmeliyim? | Open Subtitles | كيف يفترض بي أن أشعر أن أكون منتج رجل دمر كل شيء إمتدت إليه يداه؟ |
| Bana gösterdiğin her şeyi yok edeceğin kısım sanırım burası oluyor, değil mi? | Open Subtitles | هذا هو الجزء حيث تخبرني بأنك ستدمر كل شيء أريتني إياه، صحيح؟ |
| Bunu düzeltmenin tek yolu her şeyi yok etmek. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة لإصلاح هذا هو تدمير كل شيء. |
| Ona göre bu sürü kilometrelerce uzunlukta ve önüne çıkan her şeyi yok edecek. | Open Subtitles | وفقا له، هذا الحشد هو ميل العميقة وأنها ستعمل تدمير كل شيء في طريقها. |
| her şeyi yok etmek isteseniz bile her şey altınızdaysa sürekli ileri bakmak mantıksız. | Open Subtitles | حتى لو كنتم تريدون تدمير كل شيء فمن غير المنطق أن تواصلوا التحديقمباشرةً.. إذا كان كل شيء تحتك. |
| Ve Tanrıların gazabını yine yanlarına alıp yollarına çıkan her şeyi yok ederler. | Open Subtitles | وهي تحمل معها غضب الآلهة مجدداً، تدمر كل شيء بطريقها. |
| New York mafya lideri, kendi savunmasında tanıklık edecekti her şeyi yok edebilecek bir hamleyle hem de. | Open Subtitles | زعيم جريمة نيويورك سيدافع عن نفسه في خطوة يمكن أن تدمر كل شيء |
| Şimdi de onun kurduğu her şeyi yok edeceğim. | Open Subtitles | حسنا، الآن سوف أدمر كل شيء قام ببنائه |
| her şeyi yok edeceğim. | Open Subtitles | سوف أدمر كل شيء |
| her şeyi yok ediyor. Her şey toz duman. | Open Subtitles | , تدمر كل شئ كل شئ سيتحول إلى رماد |
| Karasakal, Pixum arayışında her şeyi yok etti. | Open Subtitles | بلاكبيرد) دمر كل شيء في سعيه) (للحصول على (بيكسوم |
| Bana kızdın, şimdi de burada kurduğum her şeyi yok etmek istiyorsun. | Open Subtitles | أنت منزعج منّي، لذا ستدمر كل شيء بنيته |
| Herkesi ve değer verdiği her şeyi yok ettiğim zaman gözüne bir ok saplayacağım. | Open Subtitles | حالما يفقد كلّ عزيز وغالٍ... سأنشب سهمًا عبر عينه. |
| Saatte 400 kilometre süratle düşen çığ, yoluna çıkan her şeyi yok ediyor. | Open Subtitles | متحركاً بسرعة 250 ميل في الساعة، فإن الإنهيار الثلجي يدمر كل شئ في مساره. |
| Tanrım, her şeyi yok ediyorlar. | Open Subtitles | اعني, يا إلهي, إنهم يدمرون كل شيء |
| Diamondback değer verdiğim her şeyi yok etme peşinde. | Open Subtitles | يسعى"دايموندباك"خلف كل شيء وكل شخص أهتم به. |
| Eğer bu yaklaşımı kabul edersek, kocasında bulduğumuz her şeyi yok sayıp baştan başlamamız gerekir. | Open Subtitles | إذا كنا سنتبع هذا المنطق فعلينا إهمال كل ما أخذناه من الزوج و البدء مجدداً |
| Sevdiğin her şeyi yok etmeden, anlayışını değiştir. | Open Subtitles | من فضلك, تخلي عن احتقارك للحياة قبل أن تدمر كل ما هو عزيز في حياتك |