| Bilmiyorum, Walter. Gece hiç bu kadar yakın görünmedi bana. | Open Subtitles | لا اعلم والتر فانا لم اكن قريبا هكذا من قبل |
| Daha önce kendimi hiç bu kadar aptal durumuna düşürmemiştim. | Open Subtitles | لا أظنني قد جعلت من نفسي أحمقاً هكذا من قبل |
| hayatımda hiç bu kadar acıkmamıştım! | Open Subtitles | لم أكن أكثر جوعاً فى حياتي من الآن اسمحي لي أن أقدم لك |
| -Evet. Anneni görene kadar bekle. hiç bu kadar neşeli görmemiştim. | Open Subtitles | انتظر حتى ترى أمك إنها لم تبدو مشعة هكذا أبداً |
| Sana diyeceğim bugüne kadar hiç bu kadar mutlu olmadım. | Open Subtitles | أنا أخبرك، لم أكن أبداً بهذه السعادة من قبل |
| Seni hiç bu kadar sıkıntılı görmemiştim. | Open Subtitles | لم أرك من قبل متعذّباً هكذا قط |
| Bu grubu aylardır izliyordum. hiç bu kadar yaklaşmamıştım. | Open Subtitles | كنت أراقب هذه المجموعة لشهور لكني لم أكن بهذا القرب من قبل. |
| hiç bu kadar iyi olmamıştım. | Open Subtitles | انا لم اشعر اننى افضل هكذا من قبل فى حياتى |
| Anahtar kelime "idi". "İdi". hiç bu kadar iyi hissetmemiştim. | Open Subtitles | كلمة المفتاح، كان لم أحس بالعظمة هكذا من قبل |
| Ama onu hiç bu kadar çekici bulmamıştım! Bu beni kötü bir insan mı yapar? | Open Subtitles | لكنني لم أنجذب إليه هكذا من قبل هل يجعل مني هذا شخصاً سيىء؟ |
| Ve bitirme sınavlarımdan beri hiç bu kadar çok uğraşmamıştım. | Open Subtitles | -كنت مضطرة، و لم أتعب هكذا من قبل منذ امتحاناتي |
| Bu olağanüstü bir şey. Daha önce gözlerimi ovup şaşırmaya hiç bu kadar yaklaşmamıştım. | Open Subtitles | هذا مذهل ، لم أوشك على فرك عيني من عدم التصديق هكذا من قبل |
| hiç bu kadar yanlışa düşmemiştim. | Open Subtitles | ماقلته لك سابقاً لم أكن أكثر خطأً في حياتي |
| Hayatımda birşeyden hiç bu kadar emin olmamıştım! | Open Subtitles | أنا لم أكن أكثر تأكيداً في أي شيء في حياتي |
| Cesetleri takip ettim sadece. hiç bu kadar dikkatsiz davranmazdın. | Open Subtitles | لقد تتبعت الجثث لم تكونى مهملة هكذا أبداً |
| Aramız hiç bu kadar iyi olmamıştı. | Open Subtitles | لم تكن علاقتنا حسنة هكذا أبداً. |
| Vay canına, onu hiç bu kadar yıkılmış görmemiştim. | Open Subtitles | يا فتى, أنا لم اره أبداً بهذه الحالة من قبل |
| Aynı anda hiç bu kadar gururlu ve azgın olmamıştım. | Open Subtitles | لم أكن فخروة هكذا قط وملتهبة للغاية... بنفس الوقت |
| Gene Shalit beni gasp ettiğinden beri hiç bu kadar korkmamıştım. | Open Subtitles | لاأستطيع مساعدته، لم أكن بهذا الخوف منذ أن تم سرقتي بواسطة جين شاليط |
| Daha önce hiç bu kadar yüksekte bulunmamıştım ve buza bu şekilde tırmanmak çok yorucuydu. | Open Subtitles | لم أكن أبدا في هذا الارتفاع من قبل و ها هو منهك جدا جدا أن تتسلق ثلج كهذا |
| Evet. Hayatım boyunca hiç bu kadar utanmamıştım. | Open Subtitles | أجل, لم أكن بمثل هذا الإحراج في حياتي |
| 12 yıllık doktorluğum boyunca hiç bu kadar kötü bir işkence görmedim. | Open Subtitles | 12 سنة، أنا أبدا ما رأيت أيّ شئ قرب هذا المستوى من سوء المعاملة. |
| Birlikteyken hiç bu kadar gergin değildin. | Open Subtitles | لم تكن أبداً بهذا التوتّر عندما كنّا سوية. |
| Kendimi hiç bu kadar güçlü hissetmemiştim. | Open Subtitles | لم أشعر بالقوى يومًا مثلما أشعر الآن.. |
| hiç bu kadar eğlenip de, hala ayık olduğumu hatırlamıyorum. | Open Subtitles | بوي، اه، وأنا لا أعرف عندما لقد كان هذا القدر من المتعة وما زال كانت واعية. |
| hiç bu kadar iyi hissetmemiştim. | Open Subtitles | لم أشعر بالتحسن من قبل أبداً |
| - Yok, üzülme. Ben hiç bu kadar mutlu olmamıştım. - Bilseydim takıImazdım. | Open Subtitles | كلا , لا تأسفي لم اكن سعيداً من قبل كالآن |