| Ve gerekirse biraz bacak göster. Indra için geç kaldım bile. | Open Subtitles | واعرضي بعضا من الساق إن اضطررتي لذلك, لقد تأخرت على اندرا. |
| Frederick gibi insanlar için geç değil. | TED | لم يفت الأوان بالنسبة لأشخاص مثل فريديريك. |
| Hikayeyi izlemek için geç kaldık. | Open Subtitles | يبدو أنه فات أوان كتابة تلك المقالة على أي حال |
| Dua etmek için geç bir vakitte Schoenheim kilisesine giriyorum. | Open Subtitles | أنا أدخل كنيسة شوينهيم في وقت متأخر من الليل للصلاة من أجل الهداية |
| Sanırım gitme vaktim geldi. Benim için geç oldu. | Open Subtitles | ، من الأفضل أن أمتطي حصاني . هذا الوقت متأخر بالنسبة لي |
| Cesedi görmek için geç kaldığını biliyoruz, muhtemelen gece de bu yüzden kaldı. | Open Subtitles | نَعْرفُ بأنّه وَصلَ متأخر جداً لرُؤية الجسمِ، الذي من المحتمل الذي بَقى ليلياً. |
| Bir hizmetçinin bu yollarda yalnız dolaşması için geç değil mi? | Open Subtitles | الوقت متأخر على فتاة لكي تهيم على وجهها بالطرقات |
| Dışarıda olmak için geç değil mi? | Open Subtitles | ألَمْ تكوني متأخّرة نوعاً ما لِكي تكُونيَ بالخارج؟ |
| - ama, şu anda, çay için geç kaldım. - Ama... | Open Subtitles | ـ لكن الآن تأخرت عن وقت الشاي ـ لكن |
| - Geç kalmış olmalısınız. - Ne için geç kalmış? Düğün. | Open Subtitles | ـ أعتقد بأنكى تأخرتى ـ تأخرت على ماذا ؟ العُرس "وولدورف-أسورت" |
| Öğle yemeği için geç kaldım, yoksa yapardım. | Open Subtitles | تأخرت على الغداء، وإلاّ لفعلت ذلك بنفسي. |
| Oh, bana hatırlatıyor. Ben lisans ihale için geç kaldım. | Open Subtitles | أوه ، هذا يذكرني لقد تأخرت على مزاد العزبين |
| Doğru şeyi yapmak için geç değil. | Open Subtitles | لم يفت الأوان بالنسبة لك للقيام بالامر الصحيح |
| Yardım etmek için geç kalmadın mı? | Open Subtitles | فات أوان المساعدة ، لتخبرنى بها؟ |
| Bir daha sorduğun zaman senin için geç kalmayacağım. | Open Subtitles | المره القادمه التي تسألين فيها, لن أكن متأخر من أجلك |
| Sizin için geç bir saat olmalı Sayın Başkan. | Open Subtitles | مؤكد أن الوقت متأخر بالنسبة لك يا سيدي الرئيس |
| Yeni bir konudan bahsetmek için geç mi kaldım diye soruyordum. | Open Subtitles | أنا كُنْتُ فقط أَستفسرُ بالنسبة إلى أنا كُنْتُ متأخر جداً لرَفْع بَعْض العملِ الجديدِ. |
| - Dört buçuk öğlen yemeği için geç değil mi? | Open Subtitles | - 4: 30 قليلاً متأخر على الغداءِ، هَلْ لا تَعتقدُ؟ |
| Dışarıda dolaşmak için geç olmadı mı? | Open Subtitles | ألَمْ تكوني متأخّرة نوعاً ما لِكي تكُونيَ بالخارج؟ |
| seçmeler için geç kaldım sayılır zaten. | Open Subtitles | و قد تأخرت عن تجربة الأداء خاصتي |
| Neyse, çocuk için geç kalmış sayılmazsın. | Open Subtitles | على أية حال،أطفال لم يفوت الأوان لك |
| Buna bir son vermelisin. Diğer maymunlara katılmak için geç değil. | Open Subtitles | علينا التوقّف عن هذا ، لم يفت الآوان على الانضمام لبقية القردة. |
| Doğru olanı yapmak için geç kalmış değilsin. | Open Subtitles | ومن لم يفت بعد لفعل الشيء الصحيح. |
| Mağazayı açık tutmak için geç bir saat değil mi? | Open Subtitles | حسنا، انه متأخر قليلا لتظل فاتحا للمتجر اليس كذلك ؟ |
| Sence de endişelenmek için geç değil mi? | Open Subtitles | لقد فات الأوان على أن تقلق، أليس كذلك؟ |
| Senin erkek arkadaşlarınla ilgili sorular sormak için geç kaldım. | Open Subtitles | أعرف أنه تأخر الوقت على سؤالي هذا أسئلة عن أصدقائك |