| İşe yaramaz bir makine yapma sürecimdeki ilk adım sorunu tanımlamak. | TED | وإيجاد المشكلة هو أول خطوة في طريقي لاختراع جهاز عديم الفائدة |
| Umarım hiçbirinin senin gibi işe yaramaz bir inananı olmaz. | Open Subtitles | أتمنى ألا يكون للرب أبداً تابع عديم الفائدة مثلك. |
| Bana sattığınız ayakkabılar, tarak sizin için ne kadar işe yaramaz bir şeyse. Benim için o kadar işe yaramaz. | Open Subtitles | هذه الأحذية التي تباع لي هي كما عديم الفائدة بالنسبة لي كما مشط هو لك. |
| Bu dünyada hiçbir şeye bağlı olmayan, meslekten atılmış eski bir polis sırf işe yaramaz bir sakatı korumak için kalbinin sesini mi dinledi? | Open Subtitles | مره واحده شرطي فاسد بدون ولاء لاي احد يجد ان عليه ان ينقذ اعرج عديم النفع |
| Çünkü eskiden olduğu gibi işe yaramaz bir pislik olsa her şey daha kolay olurdu. | Open Subtitles | لأنه لكان الأمر أسهل لو أنه بقي وغداً عديم النفع. |
| Evlilik eski medeniyetlerden sırtımıza yüklenmiş işe yaramaz bir kambur sadece. | Open Subtitles | اعتقد ان فكره الزواج بقايا ليست لها فائده من الحضاره القديمه |
| İşe yaramaz bir lastiğin tekisin. | Open Subtitles | أنت لا شيئ سوى حثالة مِن المطّاط. |
| Chuck'ın bana işe yaramaz bir piyon gibi davranacağına kulübünün açılmasını sağladığım için bana teşekkür etmesi gerek. | Open Subtitles | تشاك يجب أن يشكرني لجعلي لنادية ممكناً ولا يعاملني كبيدق الجندي عديم الفائدة |
| Ve halime bak, işe yaramaz bir ihtiyar gibi yatıyorum. | Open Subtitles | انظر الي, ارقد هنا كالرجل العجوز عديم الفائدة |
| Yumruğum kadar bir kas kitlesini kesip aldılar ve beni sakat bırakıp işe yaramaz bir halde bıraktılar. | Open Subtitles | لقد قطعوا قطعة من العضلة بحجم قبضتي تقريباً وتركوا لي هذا الشيء المشوه عديم الفائدة |
| İşe yaramaz bir suçlu olsam bile zamanında yetişmeseydim şu an iyi bir halde olmayabilirdiniz. | Open Subtitles | حتى اعتقدت أني أنا لص عديم الفائدة لكن لو تم القبض علي في المرة الماضية ربما أنت قد لن تنجين من هذا السقوط. |
| Senin gibi işe yaramaz bir serseri olmadan daha iyi çalışırım ben. | Open Subtitles | أعمل جيّدًا بدون خسيس عديم الفائدة مثلك. |
| Niye Tollerman hemen çocuğu yanına aldı ve senin gibi işe yaramaz bir alkolik onla ilgileniyor. | Open Subtitles | و لماذا ثمل عديم الفائدة مثلك قد يهتم لأمره. |
| Böyle bir hokey oyuncusu hareketleri algılamakta gecikir ve işe yaramaz bir oyuncudur. | Open Subtitles | في لعبة الهوكي، اللاعب يرى الماضي كما الآن سوف يكون متأخر دوماً على الفعل وسيكون لاعب عديم الفائدة. |
| Benimle konuşan herkes işe yaramaz bir gevezedir zaten. | Open Subtitles | كل من يكلمني يكون ثرثار عديم الفائدة |
| Beynimi istemezsin. İşe yaramaz bir şeydir. | Open Subtitles | لن ترغب بدماغي، إنّه عديم النفع |
| Ne kadar işe yaramaz bir doktorum? | Open Subtitles | اى طبيب عديم النفع اكون |
| - Ben işe yaramaz bir sihirbazım. | Open Subtitles | -أنا ساحر عديم النفع |
| İşe yaramaz bir herifsin! | Open Subtitles | أنت عديم النفع |
| Hiç bir şey. Sadece işe yaramaz bir hurda. | Open Subtitles | انه لا شئ انه فقط قطعه من الحديد ليس لها فائده |
| İşe yaramaz bir lastiğin tekisin. | Open Subtitles | أنت لا شيئ سوى حثالة مِن المطّاط. |