| Tamam, kendine iyi bak ve o zamana kadar yalnız kalma. | Open Subtitles | حسناً، اعتني بنفسكِ ولا تبحثي في أي خزانة حتى ذلك الحين |
| Öğrenci İşleri'ndeyim ve aramanı bekliyorum. Pekala, kendine iyi bak. | Open Subtitles | انا في قسم 20 وارجوا ان اسمع منك, اعتني بنفسك |
| Ben bir salatalık çorbası alacağım ve kendine iyi bak. | Open Subtitles | أنا سوف آخذ كوب من شوربة الخيار و إعتني بنفسك |
| Büyük babana iyi bak. Yaşlanıp güçsüzleşiyor. Artık bu senin işin. | Open Subtitles | أعتني بجدك, أنه يتقدم في السن و يضعف أنه مسؤوليتك الان |
| Artık erkek sensin. Bu ufaklıklara iyi bak. | Open Subtitles | أنت المسؤول الآن اعتن جيداً بهذه الصغيرات. |
| Tamam, evlat. Kendine iyi bak. | Open Subtitles | حسناً أيّها الصبيّ اعتنِ بنفسك |
| - Herneyse, bilmen gerektiğini düşündüm. Kendine iyi bak. - Teşekkürler. | Open Subtitles | على أيّة حال، اعتقدت فقط أن عليك أن تعرف، اعتني بنفسك. |
| Çıkar için misafirperverlik yapacak biri değilim ama lütfen oğullarıma iyi bak. | Open Subtitles | أنا لست من الرجال الذين يمتنٌون بضيافتهم لكن أرجوك , اعتني بأولادي |
| Ona iyi bak. Yenisini almak zordur. | Open Subtitles | اعتني بها سيكون من العسير العثور على واحدة جديدة |
| Oğluma iyi bak yoksa kafanı koparırım seni Türk piç! | Open Subtitles | اعتني كثيرا بولدي وإلا فسيكون لي شأن آخر مع رئيسك اللعين |
| Evet, kulağım çok ağrıyordu. Şimdi iyiyim. Kendine iyi bak, Archie. | Open Subtitles | أجل، كنت أعاني من ألم مريع في أذني، أنا بخير الآن، اعتني بنفسك |
| - Kendine iyi bak. Orası tehlikelidir. - Kuzeydeki Sanaa'dayım*, Aden'de* değil. | Open Subtitles | إعتني بنفسك.الوضع خطير هناك إنها سانا في الجنوب و ليس في أدين |
| O' na iyi bak ve o sana iyi bakacak. Hiç bir kimsenin yaralanmasını istemem. | Open Subtitles | إعتني بها وهي بدورها ستعتني بكِ أنا لا أريد أن أؤدي أحد ، يمكنكم الخروج |
| Sen orada Ehsaan'a iyi bak ben burada babana bakarım. | Open Subtitles | إعتني أنت بإحسان هناك ، وأنا سوف أعتني بأبيك |
| bana söz ver Rohan.kimseye "neden"... ve "nereye" gittiğimi sormayacaksın.... anneme iyi bak. | Open Subtitles | عدني يا روهان أنك بعد اليوم لن تسأل أح عني لماذا ذهبت والي أين أوعدني بذلك أعتني بأمنا |
| Annenin resmi hala içinde. Ona iyi bak. | Open Subtitles | صورة الوالدة لازالت بداخلها، اعتن بها جيدًا |
| Seni gördüğüme sevindim dostum. Kendine iyi bak. | Open Subtitles | سعيد جدًا لمقابلتك يا صاح اعتنِ بنفسك |
| - Tamam kardeşim. Kendine iyi bak. - Yemek için sağol. | Open Subtitles | حسناً يا أخي اهتم بنفسك شكراً علي العشاء |
| Onunla gitmene seviniyorum. Benim için ona iyi bak. | Open Subtitles | إننى سعيد أنك سوف تذهبين معه اعتنى به من أجلى |
| - Kendine iyi bak. Sana tekrar ihtiyacımız olabilir John Henry. | Open Subtitles | انتبه لنفسك قد نحتاجك مرة أخرى، جون هنري |
| Bu kutuya iyi bak. | Open Subtitles | إعتنِ كثيراً بهذا الصندوقِ الصَغيرِ للخُدَعِ. |
| - Ona iyi bak. Mutlu olun. | Open Subtitles | لقد أخبرتك كل شئ، أعتنى به وعيشى حياة سعيدة |
| Kendine iyi bak evlat. Er ya da geç ortaya çıkacak. | Open Subtitles | إعتن بنفسك، يا بني هي يجب أن تظهر عاجلاً أو آجلاً |
| Ailene iyi bak, Verne. | Open Subtitles | أنا الشخص الذى يريده فقد إهتم بأمر عائلتك يافيرن |
| Tamam, Böö. Eve gitme zamanı. Kendine iyi bak ve iyi bir kız ol, tamam mı? | Open Subtitles | حسناً يا بوو، حان وقت عودتك انتبهي لنفسك، وكوني فتاة طيبة |
| Sağ salimim. Beni karşıki kıyıya tahliye ediyorlar. Kendine iyi bak, Sacha. | Open Subtitles | أنا بصحه جيده, لقد تم إجلائى للضفه الأخرى, إعتنى بنفسك يا صغيرى |
| Anneme iyi bak demeyeceğim, çünkü biliyorum ki onu da yapacaksın. | Open Subtitles | لن أقول إهتمي بأمي ، لأنك ستهتمين |