| Yani burada kalmama izin veriyorsunuz ve daha bir çok şey. | Open Subtitles | . انا اعني , قبولكم بالبقاء هنا و مع ذكل ذلك |
| Burada birkaç hafta kalmama izin verdiğiniz için teşekkür bayan G. | Open Subtitles | آه رائع ياسيدة جي شكرلك للسماح لي بالبقاء هنا الاسبوعيين الماضيين |
| kalmama izin verdiği için babanıza teşekkür etme şansım olmadı. | Open Subtitles | لم أملك الوقت الكافي لأشكر والدك على السماح لي بالبقاء |
| Lütfen, başım iyileşene ve biraz gücümü kazanana kadar kalmama izin ver. | Open Subtitles | أرجوكِ ، اتركيني أبقى لوقت قصير فقط حتى يصفو رأسي وأستعيد قوتي |
| Saat 12'yi geçmiş de olsa uyanık kalmama izin verirdi. | Open Subtitles | كانت تسمح لي أن أبقى ساهراّّ حتى بعد منتصف الليل |
| Evet, öyleydik ve kalmama izin verdiğin için sağ ol. | Open Subtitles | نعم نحن بالفعل وشكراً لك لسماحك لي بالبقاء |
| Yalan söylemesem kalmama izin vermezlerdi. | Open Subtitles | ولكن لو اني لم أكذب، فإنهم لن يسمحوا لي بالبقاء. |
| Kız kardeşim var, bodrum katında kalmama izin veriyor ancak yukarı kata gelmemi istemiyor. | Open Subtitles | لديّ شقيقة، إنها تسمح لي بالبقاء في القبو إنها توصد الأبواب لئلا أصعد إلى الأعلى |
| Ve seninle kalmama izin verdiğin için sana bir hediye aldım. | Open Subtitles | ولقد جلبت لكِ هدية لتسمحي لي بالبقاء معكِ. |
| Amanda, burada kalmama izin verdiğin için teşekkür etmek isterim. | Open Subtitles | أماندا , أود شكرك على السماح لي بالبقاء هنا. |
| Sadece burada kalmama izin verdiğin için teşekkür etmek istedim. | Open Subtitles | أردت أن أخبرك أني أقدر لك ما فعلته لي تعلمي , بالسماح لي بالبقاء عندكم |
| Bir süre kalmama izin verdi. | Open Subtitles | أجل. لقد سمحت لى بالبقاء هناك قليلاً لبعض الوقت. |
| Gece yarısına kadar kalmama izin verirseniz çok güzel olur. | Open Subtitles | .سأكون ممتنا لك إن تركتني أبقى هنا حتى حلول الظلام |
| Nereye gideceğimi biliyorum. Lence'in oğlu yanında kalmama izin verecek. | Open Subtitles | .لديّ مكان لأذهب إليه ابن لينسي، سوف يدعني أبقى |
| Hiçbirşey yapmayacağım. Sadece evimde kalmama izin ver, lütfen. | Open Subtitles | لن أرغب بأيّ شيء فقط دعني أبقى في بيتي، أرجوك |
| Çiftlikte kalmama izin verirse ben de cesedi arayabilecektim. | Open Subtitles | توصلت معها أن تدعني أبقى في بيت المزرعة بحيث أتمكن من الاطلاع على الجثة عن كثب |
| Şey, eğer hiç küçük kardeşim olmasaydı, birkaç gün tak başıma kalmama izin verir miydiniz? | Open Subtitles | حسنٌ، ماذا لو لم يكن لديّ أخٌ وأختٌ صغار هل ستدعني أبقى لوحدي لعدة أيّام ؟ |
| Lütfen kapının bu tarafında kalmama izin ver. | Open Subtitles | أرجوكِ دعيني أبقى في هذا الجانب من الباب. |
| Hazır yalnız kalmışken, seninle kalmama izin verdiğin için teşekkür etmek istiyorum. | Open Subtitles | و بما أننا وحدنا أريد أن أشكرك على سماحك لي بالإقامة معك |
| Bak, burada bir süre kalmama izin verirsen ablamın kucağına koyarım seni yine. | Open Subtitles | أنظر, يمكنني أن أعيدك إلى حضن اختي إذا تركتني أمكث هنا لبعض الوقت |
| Bilirsin, burada kalmama izin verdiğin için. | Open Subtitles | تعلمين , شكراً لكى لسماحك لى بالمكوث هنا |
| Ama kanepesinde bedava kalmama izin veriyor. | Open Subtitles | ولكنه يسمح لى بالنوم على اريكته دون مقابل |
| Hiçbir çıkarın yokken burada kalmama izin vermen harika. | Open Subtitles | أن تجعلني أبيت هنا.. بدون أن تحصل على شيء بالمقابل |
| kalmama izin verdiğin için sağ ol. | Open Subtitles | شكراً لكِ على سماحكِ لي بالاقامة |
| En azından bunu yapayım. Burada kalmama izin veriyorsun. | Open Subtitles | هذا أقل ما يمكنني فعله بعد سماحكِ ليّ بالمبيت هنا |
| Evin yeni reisi sen olduğuna göre birkaç gece bu evde kalmama izin verebilirmisin? | Open Subtitles | بما أنك رجل البيت هل يمكنني المبيت بضعة ليالٍ؟ |
| Ama, bana gerçekten değer verseydin, yanında kalmama izin verirdin. | Open Subtitles | لكن إن كنت تهتم بي حقًّا، لسمحت ببقائي معك. |
| Yalan söylese teknede kalmama izin verir miydi sence? | Open Subtitles | اذا كان يكذب ، فلماذا يدعني ابقى في قاربه اثناء سفره؟ |
| - Hayatta kalmama yardımcı oldu. - Her zaman hayatta kalmana yardımcı oldu. | Open Subtitles | ساعدني ذلك على النجاة - لطالما ساعدك ذلك على النجاة - |