| Şirket Amerikası'ndaki, yeni evrim kuralı, anlaşılan o ki, zayıfların hayatta kalması olmuş. | Open Subtitles | القانون الجديد للتطور في الشركات الأمريكية يبدو أنّـه يُعزّز مقولة البقاء لغير الأصلح |
| Şirketleştirilmiş Amerika'daki yeni evrim yasası... görünüşe göre... en zayıfın hayatta kalması olmuş. | Open Subtitles | القانون الجديد للتطور في الشركات الأمريكية يبدو أنّـه يُعزّز مقولة البقاء لغير الأصلح |
| O bir alkolik ve iyileşmesi için 30 gün kalması lazım. | Open Subtitles | إنه مدمن خمر و يجب ان يبقى هنا 30 يوما للعلاج |
| Birinin burada kalması, birinin de o kapıyı açması gerek. | Open Subtitles | يجب أن يبقى أحدنا هنا وعلى الآخر أن يفتح الكوّة |
| Monte Cristo'ya gemisinin gümrükten geçeceğini, ama o gece limanda kalması gerektiğini söyle. | Open Subtitles | أخبر الأمير أنك ستساعده على مرورالشحنهمن الجمرك, لكن يجب أن تبقى هذه الشحنهفىالميناءليلهواحده. |
| Ailenin güvende olmasının tek yolu, Dan'in parmaklıklar ardında kalması. | Open Subtitles | والطريقة الوحيدة لإبقاء عائلتك بأمان هي بأن يظل دان مسجونناً |
| Burada biraz daha kalması için kendisini ikna etmeliyiz, değil mi hanımlar? | Open Subtitles | يجب أن نقنعه بالبقاء لفترة أطول قليلاً أليس كذلك يا سيداتي ؟ |
| Bişey bulursalar ve hastanede kalması gerekirse, geri dönecek misin? | Open Subtitles | ،اذا وجد معه شيء، وطلبوا منه البقاء هل ستأتي للمنزل؟ |
| Ama Başbakan'ın evliliğinin yürümesi için eşinin evde kalması gerekiyor. | Open Subtitles | ولكن لتستمر حياة رئيسة الوزراء فيتحتم على الزوج البقاء بالبيت |
| Mitch ve Cam'le ne kadar zaman kalması gerekirse gereksin. | Open Subtitles | لا يهم كم من الوقت عليها البقاء مع ميتشل وكيم |
| Baban çok uzak bir yerden geliyor ve orada kalması gerekirdi. | Open Subtitles | والدك اتى من مكان بعيد جداً وكان عليه ان يبقى هناك |
| Yanında ben olmadan araba süremezsin. Üstelik birinin, kardeşinin yanında kalması gerekiyor. | Open Subtitles | لا تمكنك السياقة بدوني بعد، ويجب أن يبقى أحد هنا مع أختيك. |
| Eğer program başarılı olursa, bunun sadece hastaneyle sınırlı kalması için hiçbir sebep olmadığı yaklaşımındayız. | TED | نحن نسير علي منهج، إذا كان ناجحا لا يوجد أي سبب لكي يبقى داخل مستشفى. |
| - Eve gelmeden çalışma alanında kalması onun için garip birşey degildi. | Open Subtitles | ليس امراً غريباً بالنسبة لها ان تبقى خارجاً بدون أن ترجع للمنزل |
| ...tabi orkaların da hayatta kalması gerek ve başarılı bir av gerçekleştirdiler. | Open Subtitles | والأوركا أيضا عليها أن تبقى على قيد الحياة وقد قامت بصيد ناجح |
| Bazı şeylerin geçmişte kalması gerekir. Benim için artık geçerli değil. | Open Subtitles | هناك أمورٌ من الماضي تبقى في الماضي ليست حياتي بعد الآن |
| Devam etmeden önce, bu raporun gizli kalması gerektiğini ve bana herhangi bir yansıması olmamasını istediğimi bildirmek isterim. | Open Subtitles | لكن قبل أن أفصح عن المزيد يجب أن يظل هذا البلاغ سريًا ولا يمكن أن تقع علي أية تبعات |
| Ordu Bangkok'a dönüp, sarayın güvenliğini sağlayana dek çocuklarla kalması için onu ancak siz ikna edebilirsiniz. | Open Subtitles | ملكي يعتقد أنكِ حكيمة أنتِ الواحدة القادرة على إقناعه بالبقاء مع الأطفال |
| Kadınla erkek arasında gizli kalması gereken şeyler vardır. | Open Subtitles | ثمة أمور معينة ينبغى ان تظل مفهومة ضمنيا |
| Birinin evde daha .ok kalması gerekiyorsa kim işini bırakıyor dersiniz? | TED | من برأيكم يترك العمل عندما تكون هناك حاجة اكثر للبقاء في المنزل. |
| Sen ve yeğenimin benim için kalması bir yük olurdu. | Open Subtitles | لقد كان عبــئاً عليك و إبن أختي سيبقى من أجلي |
| İçimden bir ses, bozuk kalması gerektiğini söylüyor. | Open Subtitles | شيء ما يجعلنى أشعر بأنه يريد أن يبقي هكذا |
| Öldürmek daha insani olsa da birinin canlı kalması nasıl sağlanır bilirim. | Open Subtitles | أعلم كيفية إبقاء الشخص حياً، حتى متى يدعونه يموت سيكون أكثر إنسانية |
| Affedersiniz, efendim? Bu koridorun açık kalması lazım. | Open Subtitles | إعذرني يا سيدي نريد أن نبقي هذه الحارة خالية |
| Çocukların hayatta kalması ile para arasındaki doğrusallık çok güçlü. | TED | هناك علاقة قوية بين بقاء الأطفال على قيد الحياة والأموال |
| Uyansa bile, ona bakmamız için burada birkaç gün kalması gerekiyor. | Open Subtitles | إذا أستيقظ، سوف يحتاج أن يمكث هنا لمدة يومين حتي يُمكننا مراقبته أيّ شيء أفضل له |
| Demek ki hayatta kalması sadece şans değil. | Open Subtitles | اذاً نجاة تلك الفتاة لم تكن مجرد حُسن حظ |
| Bilmenizi istiyorum ki eğer o çocuklar beyaz tenliyse ziyaretten sonra ailelerinin birlikte kalması daha muhtemeldir. | TED | لا بد أن تعلموا أنه إذا كان هؤلاء الأطفال من البِيض، فإن احتمالية أن يبقوا بين عائلاتهم بعد تلك الزيارة تكون أكبر. |