| - Bu ülkenin resmi sır Kanunu yoktur. - Biliyorum. | Open Subtitles | هذة البلد ليس لديها قانون اسرار رسمى انا أعرف ذلك |
| Kanunu kendi korumaya çalışan birinin ellerinde. Bu bizim katilimizdi. | Open Subtitles | على يد مطبّق قانون بشكل فرديّ أما هذا فكان قاتلنا |
| Sana verdiğim bilgi temel olarak erkeklik Kanunu ile korunuyor. | Open Subtitles | المعلومات التى أعطيتك اياها تندرج بالمقام الاول تحت قانون الرجال |
| Pekala, belki senin de "1968 Kira Saptama Kanunu" 'undan haberin vardır! | Open Subtitles | لعلك انت لم تسمع بقانون فعل إستقرار إيجار من 1968. |
| Haklısın, bir şeyler ayarlarım. Ama şu Kanunu da hatırlatayım. | Open Subtitles | حسناً، سأرى ما يمكنني فعله، ولكنّي سأذكّرك بقانون |
| New York iskan Kanunu, ikinci alt bölüm, dördüncü fıkra... | Open Subtitles | قانون السكن في نيويورك الفرعي الجزء الثاني , المادة الرابعة |
| Bebek Kanunu, yeni doğanları korumak için tasarlandı, ailesini bulmamız için değil. | Open Subtitles | لقد وُضِع قانون الملاذ الآمن كي يحمي حديثي الولادة، وليس لمقاضاة الآباء. |
| - Haklısın, buraya sana yağ çekmeye gelmedim ama aynı zamanda menkul kıymetler Kanunu hakkında hatırlatma duymak için de gelmedim. | Open Subtitles | إنكَ مُحق،إنني لمْ ،أقطع آتي إلى هنا لكي أتملّق بك لكنني لمْ آتي إلى هنا لتخبرني .بأمرٍ عن قانون الضمانات أيضًا |
| Neden bu kanunun yerine evlendikten sonra kalamazsın Kanunu yok ki? | Open Subtitles | لماذا لا يصنعوا قانون يحظر السكن مع عائلة الزوج بعد الزواج |
| 1871: Kızılderili El Koyma Kanunu tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu. | TED | عام 1871: جعل قانون الاعتمادات للهنود الأصليين جميع السكان الأصليين تحت رقابة الحكومة الفيدرالية. |
| Bu, son yüzyıllarda Moore Kanunu. | TED | هذا هو قانون مور على مدى المئة سنة الماضية. |
| Ve bu eğride, Moore Kanunu üzerinde, hepimize açık olan bir sürü olağanüstü güçlü teknolojiler var. | TED | وعلى هذا المنحنى راكباً على قانون مور مجموعة من التكنولوجيا المميزة والجبارة متوفرة لنا جميعاً. |
| Aslında, her 18 ayda bir ikiye katlanıyor ve tabi ki, Digerati'nin her kartlı üyesi bunun Moore'nin Kanunu olduğunu bilir. | TED | في الحقيقه هو يتضاعف كل 18 شهراً و بالطبع اي شخص يحمل بطاقة خبير في الحاسوب يعرف ان هذا اسمه قانون موور |
| Buyrun Amerikan Vergi Kanunu'nun grafik temsiline maddelerin birbirlerine etkilerini, bağımlılıklarını bir arada görebilirsiiz. | TED | هذا هو مخطط للولايات المتحده رمز للضرائب وتبعيات قانون واحد على قوانين أخرى على الناتج العام |
| İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı Kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun. | TED | كان يتحدث عن القانون البريطانى .. مشروع قانون بيانات الاتصالات ، جزئية شائنة من التشريع. |
| çünkü, mesela, bir patrona çalışanı homoseksüel davranış yüzünden kovmaya izin veren bir Kanunu geçirirseniz sınırı tam olarak nerede çizeceksiniz? | TED | لأنه علي سبيل المثال، لو رأيت قانون يسمح لرب عمل ما بطرد موظفه لأنه يتصرف كمثلي، أين بالتحديد يمكن ان نرسم الخط؟ |
| Zohraji, doga Kanunu bu,her seyi para yonetir! | Open Subtitles | سيدة زهرة، الأمر ليس له علاقة بقانون الطبيعة بل بقانون المال |
| Hepsi İzci Kanunu'nda var, değil mi? | Open Subtitles | حسنا, انها كلها بقانون الكشافة اليس كذلك؟ |
| Kardo Kanunu'nun, ülke genelindeki seçkin otellerde Gideon İncili'nin yerini aldığını kıvançla bildiririm. | Open Subtitles | يُسعدني أن أُعلن أنه تم استبدال الإنجيل في فنادق مختارة في جميع أنحاء البلاد بقانون الصداقة |
| Bu film zamanaşımı Kanunu yüzünden önemli. | Open Subtitles | هذا الفلم يسبب ضجة كبيرة كونه متعلق بقانون التقادم |
| Öğretmenlerle birlikte,eğer okul kötüye gidiyorsa. İyileştirme Kanunu. | Open Subtitles | اجل,يطبقوه مع المعلمين في حال فشل المدرسة,يدعى بقانون "منع الفشل" |