| Malesef hala pek çok insan, benim gibi balina koruyucularının bunu yapmasını yalnızca bu canlıların çok güzel ve karizmatik olmasına bağlıyor. | TED | للأسف، الكثير يعتقدون للآن أنّ المحافظين على الحيتان مثلي يقومون بذلك فقط لأنّ تلك الكائنات جميلة و ذات كاريزما. |
| 8 ay sonra Rosa Parks ortaya çıkar ama bu 8 ay içinde zeki ve karizmatik genç bir vaiz halkın ilgisini çeker ve otobüs boykotlarına liderlik etmesi için seçilir. | Open Subtitles | بعد ثمان شهور جاءت روزا باركس و لكن خلال هذه الثمان شهور وزير شاب لامع و صاحب كاريزما اخذ اهتمام المجتمع |
| Şimdi bu adam... Öyle karizmatik biri değil. | Open Subtitles | والآن، ذلك الرجل ليس ذو كاريزما قوية في الواقع |
| Yakışıklı, kendine güvenen, karizmatik ve seksi. | Open Subtitles | يجب أن يكون وسيما واثقا شخصية جذابة ومثيرة |
| Bir dişi domuz vardır. Tabii bu hatunla yatan karizmatik lider erkek de vardır bir tane. | Open Subtitles | كانت هناك فتاة وكان هناك قائد فاتن ضاجعَ تلك الفتاة |
| Ben onlara karizmatik fitoplankton türleri diyorum. | TED | أسميها الأنواع الجذابة من العوالق النباتية. |
| Bir tane karizmatik bir çocuk bulmamız lazım. | Open Subtitles | إذاً يتوجّب علينا أن نجد طفل ذو شخصية مؤثرّة |
| Profesyonel bir Prusya askeriydi, çivi gibi sert, karizmatik. | Open Subtitles | كان جندي بروسي محترف قاسي و ذو شخصية مؤثرة |
| Nasıldılar peki? karizmatik, çekici ve son derece salaktılar. | Open Subtitles | حسنا , كيف كانوا يبدوا ؟ كانوا أصحاب كاريزما وجاذبين وصحيين |
| Erkek arkadaşını sevdim, özel biri. karizmatik. | Open Subtitles | أتعلمين لقد أحببت عشيقك أنه شيء خاص , ويمتلك كاريزما |
| Ama karizmatik olmasının yanı sıra kaba ve zorba olabiliyordu. | Open Subtitles | ولكن إلى جانب كونه صاحب كاريزما بإمكانه أن يكون عنيقاً وشديد اللؤم، |
| Ve onlar, dünyada bir farklılık, yaratmak isteyen parlak, çok okumuş, çok gezmiş cazibeli, alımlı, karizmatik insanlardı. | Open Subtitles | كان أولئك أناس أذكياء، وسيعو الاطلاع، طافوا العالم. ساحرين، جذابين وذوي كاريزما. شغوفون بصنع الفارق في هذا العالم. |
| Hepsi de karizmatik birer megalomanyak tarafından yönetilir. | Open Subtitles | دائما يترأسها شخصية ذات كاريزما |
| Varlıklı, karizmatik, iyi bir eş gibi görünüyordu. | Open Subtitles | ثري ، ذو كاريزما وسيم ومطابق للمواصفات |
| Güzel bir kadınsın, Nick de çok karizmatik. | Open Subtitles | إستمعي إلي. أنت إمرأة جميلة، و (نيك) لديه كاريزما كبيرة. |
| Cesur ve karizmatik bir sima. | Open Subtitles | انه بطل لديه كاريزما |
| Demokratik umut inancı gerektiriyor. Bir diktatöre veya karizmatik bir kurtarıcıyı değil birbirimize olan inancı gerektiriyor ve bizi şu soruyu sormaya zorluyor: "Böyle bir inanca nasıl layık olabiliriz?" | TED | ويتطلب الأمل الديمقراطي الإيمان، ليس في شخص قوي أو منقذ ذي شخصية جذابة بل في بعضنا البعض، وهو ما يدفعنا للتساؤل: كيف يمكن أن نصبح جديرين بهذا الإيمان؟ |
| Gayet karizmatik, hangi düğmeye basması gerektiğini bilen biri. | Open Subtitles | انه لديه شخصية جذابة ويعرف ماذا يفعل |
| Hemen kaynaşırsınız. Acayip karizmatik bir kişliktir. | Open Subtitles | لكنك ستعتاد عليه، إنه شخصية جذابة جداً. |
| Evet, bu bir tarikat, hem karizmatik hem de fesat bir lideri olan. Huzurlarınıza nezaket dolu bu güçlendirme videosuyla çıkıyor. | Open Subtitles | إنّها طائفة بالتأكيد مع قائد فاتن وشرير جُلب لكم بواسطة فيديو التجنيد هذا. |
| Heyecan verici, karizmatik biri ve aynı zamanda harika bir surata sahip. | Open Subtitles | إنه رجل فاتن ووسيم، صادف أن وجهه جميل |
| Gina kardeşini yalnız bırakmak istemiyor ve ben de tam ona en yakın arkadaşımın bekar, iş sahibi ve neredeyse benim kadar karizmatik olduğundan bahsediyordum. | Open Subtitles | جينا" هنا لاتريد ان تترك اختها" وانا كنت اخبرهم عن ان صديقي العزيز اعزب ,موظف, وغالباَ فاتن مثلي |
| Biz bu aracı uzun yıllar kullandık, fitoplankton kültürlerini inceledik, size gösterdiğim o karizmatik türleri, temel hücre biyolojilerini inceledik. | TED | وهكذا استخدمنا هذه الأداة لعدة سنوات لدراسة هوية العوالق النباتية لدينا، ودراسة مثل تلك الأنواع الجذابة التي عرضتها عليكم، مجرد دراسة بيولوجيا الخلية. |
| Sadece gruptan karizmatik bir kişi bulmalı... ve onun çığırtkanca muhalefet etmesini sağlamalıyız... sonra da güle oynaya toplantının sonunu bekleyebiliriz. | Open Subtitles | كل ما علينا فعله هو أن نأتي بشخص ذو شخصية مؤثرّة و نتأكد أن يكون هذا الشخص سلبي بشكل قاسي وعندها سنضع جميعاً قبعات السعادة |