| O uçak kazasının ardından tüm bültenleri izlediğinden kesinlikle eminim. | Open Subtitles | وأثق أنه بعد حادث تحطم الطائرة سيبحث فيها جميعا |
| Russell'la, 96'da uçak kazasının olduğu yerde bulduk, | Open Subtitles | وجدناه انا وراسيل بالقرب من تحطم الطائره في عام 96 |
| Ulusal Ulaşım Güvenlik Kurulundan babanın uçak kazasının raporunu aldığını duydum. | Open Subtitles | سمعت أنك حصلت على تقرير خالٍ من التهم بخصوص تحطم طائرة والدك |
| Bu gece resmen bir uçak kazasının bir tren enkazını, kalabalık bir otoyolun üzerine yollaması gibi olacak. | Open Subtitles | اللّيلة سيكون هناك تحطّم طائرة يتَحول لحطام قطارِ محشور في طريق سريعَ. |
| Onlara araba kazasının nasıI olduğunu öğrenmek için mobeselerin kontrol edildiğini söyledim. | Open Subtitles | طلبت منهم تفحّص أقرب كاميرا مرور لتبيّن كيفيّة تحطّم السيّارة. |
| Charlie Whaling, dokuz yaşında bir araba kazasının ardından, araknoidaltı kanama teşhisi konulmuş bir çocuk. | Open Subtitles | تشارلي ويلينج)، عمره تسع سنوات) تمّ تشخيصه بنزيف تحت العنكبوتية بعد تعرضه حادث سيارة |
| O zaman, Madam Rice neden araba kazasının Matmazel Buckley'in uydurması olduğunu söyledi? | Open Subtitles | اذن لماذا قالت السيدة "رايس" أن حادث السيارة كان قصة اختلقتها الآنسة "باكلي" ؟ |
| Bu aptal uçak kazasının kararı senin adına vermesi gerekti. | Open Subtitles | أو تعترف لنفسك، أنك تريد الخروج من العلاقة. جعلت تحطم الطائرة السخيف هذا |
| Geçen bahardaki uçak kazasının yok edemediğiniz federal kanıtlarının kopyaları. | Open Subtitles | نُسخ الأدلة الفيدرالية التي فشل قومك في تدميرها في تحطم الطائرة الربيع المنصرم |
| Hemşerilerim, büyük bir acıyla çok sayıda Abbudin Saray Muhafızı üyesinin kaybına sebep olan uçak kazasının haberlerini doğruluyorum. | Open Subtitles | إخواني المواطنين, إنه و ببالغ الأسى أن أوكد, أنباء تحطم الطائرة, و التي نتج عنها وفاة, |
| Mekik kazasının kasıtlı olduğunu söyledikleri için hükümetin onları dinlemediğini söyledikleri bir bildiri yayınladılar. | Open Subtitles | وقعوا رسالة تقول أن الحكومة أهملتهم لأنهم يعتقدون أن... المكوك قد تحطم عم قصد |
| Tren kazasının olduğu yerde elinde tuttuğun kolye. | Open Subtitles | التي كنت تحملها عند تحطم القطار |
| Ve uçak kazasının olduğu yer... | Open Subtitles | وان مكان تحطم الطائرة كان كابول |
| Uçak kazasının bunla bir ilgilsi yoktu. | Open Subtitles | كان حادث تحطم طائرة للا علاقة لها به. |
| Sizin şu eski tren kazasının raporunu çıkardım. | Open Subtitles | ،لقد إستخرجتُ تقريرك القديم عن حادثة تحطّم القطار |
| Uçak kazasının olduğu gece annen kaçırılmış. | Open Subtitles | اختُطفت والدتك ليلة تحطّم الطائرة. |
| -Şirket birleşmesi mi? -Aslında bir uçak kazasının. | Open Subtitles | -في الواقع، تحطّم طائرة |
| Charlie Whaling, dokuz yaşında bir araba kazasının ardından, araknoidaltı kanama teşhisi konulmuş bir çocuk. | Open Subtitles | تشارلي ويلينج)، عمره تسع سنوات) تمّ تشخيصه بنزيف تحت العنكبوتية بعد تعرضه حادث سيارة |
| O zaman, Madam Rice neden araba kazasının Matmazel Buckley'in uydurması olduğunu söyledi? | Open Subtitles | اذن لماذا قالت السيدة "رايس" أن حادث السيارة كان قصة اختلقتها الآنسة "باكلي" ؟ |