| "...bu, ona dünyada kendi yolunu bulana kadar yetecek bir gelir kaynağı. | Open Subtitles | على عقد من شأنها أن توفر له دخل مناسب حتى يجد طريقته الخاصة في العالم. |
| O kendi yolunu takip edecek. Hiç kimse onun için seçemez. | Open Subtitles | عليه ان يواضل طريقه الخاص لا احد يمكن ان يختاره له |
| Sayın Hakim, bence Charlie'nin kendi yolunu bulması gerekiyor. | Open Subtitles | حضرة القاضي، أظن أن تشارلي يحتاج لإيجاد طريقة بنفسه. |
| Böyle zamanlarda kendi yolunu kendin bulmalısın. | Open Subtitles | فى أوقات مثل هذه, يجب أن يكون لك طريقك الخاص |
| Okula gidersin, çalışırsın, pratik yaparsın, öğrenirsin, mezun olursun ve sonra gerçek dünyaya gidersin ve kendi yolunu kendin bulursun. | TED | هو أن تذهب للمدرسة، تدرس، تتدرب، تتعلم، تتخرج، ثم تخرج للعالم، و تشق طريقك بنفسك. |
| Ama kendi yolunu çizmesine izin vermeliyiz. | Open Subtitles | لكن يجب علينا تركها تذهب في طريقها الخاص الآن |
| Sonunda kendi yolunu bulduğunu ve yeni bir insan olduğunu. | Open Subtitles | وأنها أصبحت شخصاً جديداً، قد وجد أخيراً طريقه في الحياة |
| Çünkü nihayetinde herkes kendi yolunu çizmek zorundadır. | Open Subtitles | لأنه عندما ينتهي الأمر فعلى الجميع أن يشق طريقه |
| kendi yolunu seç. | Open Subtitles | اختيار المسار الخاص بك. |
| kendi yolunu bulmalı. | Open Subtitles | وقال انه حصل على العثور على طريقته الخاصة. |
| Her erkek kendi yolunu bulmak ister. | Open Subtitles | كل رجل أن يجد طريقته الخاصة. |
| "Aşk kendi yolunu dayatmaz." | Open Subtitles | الحب لا يصر على طريقته الخاصة |
| herkes kendi yolunu anlamak zorunda ... ve bu yolda yürümeye mecbur..... | Open Subtitles | أنا فقط يجب أن أفهم بأنّنا نكبُر وكلّ منا يبحث عن طريقه الخاص |
| Adamım karşı çıkıp, kendi yolunu izliyor. | Open Subtitles | رجلي يتخذ موقفاً .. يقود طريقه الخاص ايها التابع |
| Bundan daha çok istediğim bir şey yok. Fakat kendi yolunu kendi bulmalı. Yahut sonsuza dek yok olmalı. | Open Subtitles | لا أشتهي شيء أكثر من هذا، ولكن حريّ أن يجد طريقه الخاص أو يضيع للأبد |
| Sarah, onun kendi yolunu bulmasına izin vermemiz gerekmez mi? | Open Subtitles | ساره، الا ينبغى ان نتركه ليعثر على طريقة بنفسه |
| Amcanın tek isteği, kendi yolunu bulup ışığı görmendi. | Open Subtitles | كل ما أراده عمك هو أن تجد طريقك الخاص |
| Tyler, kendi yolunu çizmen gerektiğini hissettim. | Open Subtitles | ـ(تايلر) لقد أحسست أنه عليك أن تجد طريقك الخاص |
| Sen kendi yolunu seçtin. Veya kralın seçer. | Open Subtitles | أنت تختار طريقك بنفسك أو سيفعل الملك ذلك |
| Gerçek macera istiyorsan, kendi yolunu kendin çizeceksin. | Open Subtitles | تريد مغامرةٌ عظيمة، عليك حينها أن تضع طريقك بنفسك. |
| kendi yolunu bulmalısın, içindeki gerçek gücü. | Open Subtitles | كُل أخت تجد طريقها الخاص طاقتها الداخلية الحقيقية. |
| Sanırım, doğru olan Mary'nin kendi yolunu bulması. | Open Subtitles | أعتقد أنا فلدي فقط اسمحوا ماري تجد طريقها الخاص. |
| Hadi ama Teresa, dünyada kendi yolunu çizmeyi istemesi son derece doğal bir şey. | Open Subtitles | تيريزا , من الطبيعي انه يريد متابعة طريقه في العالم. |
| Bu dünyanın içine düşüyor ve kendi yolunu bulmak zorunda. | Open Subtitles | وانه ألقيت في هذا العالم، وعليه أن يشق طريقه. |
| kendi yolunu çizdin. | Open Subtitles | قمت بإنشائه المسار الخاص بك. |