O aptalların hepsi o hastada kendileri hakkında bir şeyler gördü. | Open Subtitles | كل من هؤلاء الحمقى كوّنوا آراء عن أنفسهم بسبب بائع الخنازير |
Teknolojinin bireysel kimliği nasıl tahrip etiğini göstermek için markalarını kendileri barkodluyorlar. | Open Subtitles | قاموا بوسم أنفسهم برموز شريطية ليبرهنوا كيف للتكنولوجيا أن تدمر الهوية الشخصية |
Biz aslında insanları kendileri hakkında iyi hissetmelerini sağlamaya çalışıyoruz. | Open Subtitles | نحن نحاول في الواقع لجعل الناس يشعرون بالرضا عن أنفسهم. |
Çöpleri karıştırır, bilgisayarlara girer... kendileri yazmak dışında her şeyi yaparlar. | Open Subtitles | هم يبحثون في النفايات، ويخترقون الحواسيب كل شيئ بإستثاء كتابته بأنفسهم. |
İnsanlar ne olursa olsun cennete gideceklerine inanırlarsa kendileri üzerindeki kontrolü kaybedeceklerdir. | Open Subtitles | لو آمن الناس بأنهم سيذهبون إلى الجنه مهما فعلوا سيفقدون التحكم بأنفسهم |
Çünkü azizler seslerini duyurabilmek için kendileri ve başkaları adına savaşırlar. | Open Subtitles | لأن القديسون يدافعون عن أنفسهم وعن .حياة الآخرين، لذا، إنهم يسمعون |
Gördüğünüz üzere öznelliğin doğasından dolayı insanların kendileri hakkında yanlış düşündüklerini kanıtlamak gerçekten zor. | TED | كما هو الحال، نظرًا لطبيعة الذاتية، من الصعب جدًا في الواقع إثبات أن الناس مخطئون حول أنفسهم. |
Böylece insanların kendileri hakkında yanlış düşündüklerini, onlar bilmese bile, bilecektik. | TED | بهذه الطريقة سنعرف متى يصبح الناس مخطئين حول أنفسهم، حتى وإن لم يكونوا هم أنفسهم على دراية بهذا. |
Erkekler kendileri hakkında, başkaları hakkında söylediklerinden daha çok yalan söylüyorlar. | TED | كما أن الرجال يكذبون عن أنفسهم أكثر بثمانية مرات عما يفعلون للأشخاص الآخرين. |
Engelleyici nesneler alacaklar ve onları, kendileri ile onları sorgulayan insan arasına koyacaklardır. | TED | إنهم سيتخذون حواجز مادية ويضعونها بين أنفسهم والشخص الذي يجري معهم المقابلة. |
Nijeryalılar kendileri kablosuz iletişim şirketleri kurmaya başladı, sonra üç veya dört tane daha katılan oldu. | TED | بدأ النيجيريون أنفسهم بالتطوّر بعض شركات الاتصالات اللاسلكية ، و أتي ثلاثة أو أربعة آخرين منهم. |
Eğer insanlar burada benimle konuştuğunu bilselerdi, seni kendileri öldürürdü. | Open Subtitles | لو عرف البشر انك هنا تتحدث الىّ لقتلوك هم بأنفسهم |
Hatta bazılarını kendileri nasıl yetiştireceklerini bile biliyorlar. | TED | وفي الواقع يعلمان كيفية زراعته بأنفسهم. |
Hastalar bandajlamayı kendileri öğrenirler sonra günlük hayatlarının tüm aktivitelerine katlanırlar. | TED | يتعلم المرضى القيام بذلك بأنفسهم ثم يمكن للمرضى القيام بكل نشاطات حياتهم اليومية. |
Bugün çiftçiler bu örnekleri kendileri alabiliyorlar. | TED | بإمكان المزارعين اليوم أخذ العينات بأنفسهم. |
Mağazaya büyük sevkiyatlar gönderebilirsiniz ve insanlar oraya giderler, alırlar ve evlerine kendileri götürürler. | TED | يمكنك إرسال شحنات كبيرة إلى المحل، والناس سوف تذهب الى هناك، وتستلم السلعة وتأخذها إلى المنزل بأنفسهم. |
Adolesanlar bir şeyleri sorgulamayı sever ve kendileri için düşünmeye davet edilmeyi de sever. | TED | المراهقون يحبون أن يسألوا عن أشياء ويحبون أن تتم دعوتهم لأن يفكروا بها بأنفسهم. |
Bu her bireysel öğrenici için geçerlidir, ve sizin bunu çocuklarınıza göstermenizi istiyorum, ama aynı zamanda bu topluluktaki herkesin kendileri içinde denemelerini istiyorum. | TED | يمكن لهذا أن يكون فعّالا للمتعلم الفرد وأنا أحثكم على أن تقوموا بها لأطفالكم وكذلك أحثّ جميع الحضور ليفعلوها بنفسهم |
Birileri planlarımı çalmış, kusurları düzeltmiş ve kendileri için kullanmış. | Open Subtitles | قام شخص ما بسرقة المخططات، وإصلاح الأخطاء وإستخدام ذلك لأنفسهم |
Beklendigi uzere, dunyanin her yanindaki insanlar istedikleri seyin kendileri, aileleri, cocuklari bagli olduklari topluluklari icin mutluluk oldugunu soyluyor. | TED | وقد كانت اجابة معظم سكان المعمورة ان الشيء الوحيد الذي يريدونه هو السعادة .. لهم .. لعائلاتهم .. ولاطفالهم ولمجتمعهم |
Ben gerçekte ünlülerin kendileri ile ilgilenmiyorum. | TED | أنا في الواقع لست مهتمة بالمشاهير انفسهم |
İnsanlar kendileri için seçimler yapmalıdır, bazen başka insanların ne istediği veya tavsiye ettiğine bakmaksızın ısrarlı bir biçimde. | TED | فالناس يجب عليهم ان يختاروا بأيديهم قراراتهم .. وان يتمسكوا بها جيدا مهما كان رأي الآخرين بقرارهم ومهما كانت نصائحهم |
kendileri için muazzam bir ekonomi ve inanılmaz miktarda bir gelir yarattılar. | TED | وقد قاموا ببناء كيان إقتصادي هائل لانفسهم يُدر عليهم دخلا هائلا. |
Dediklerine göre kendileri uçabilirlermiş. | Open Subtitles | قالا إنهما يمكنهما ان يطيرا بنفسيهما الى هناك |
Bu nedenle konuyu netleştirelim. Bahsettiğim bu insanlar bu hayatı kendileri seçmiyor. | TED | لهذا، لنكون واضحين، الناس الذين أتكلم عنهم لا يختارون هذا الأمر بإرادتهم. |
Tecrübemden ötürü de torunlarım artık kendi ayakları üzerinde durma konusunda ve kültürel inançlara güvenmek yerine kendileri için düşünmek konusunda daha donanımlı. | TED | وبسبب تجربتي، فإن حفيداتي، هن الآن جاهزات أكثر مني للوقوف وحدهن و التفكير بأنفسهن دون الاعتماد على المعتقدات الثقافية. |
Çocuklar uykulu bir vaziyette kendileri onlara... | Open Subtitles | الاطفال فقط يمشون اليه وهم نائمون بانفسهم. |
Bu yüzden benim arzum, herkesin 24/7 kendileri olabilmesi, bu nihai nokta. | TED | إذن ما أتمناه للجميع هو أن يكونوا على طبيعتهم دائما. ذلك الهدف النهائي. |
kendileri vampir değiller ama bilinmeyen sebeplerden ötürü hizmetindeler. | Open Subtitles | الذين ليسوا مصاصي الدماء نفسهم لكن لماذا؟ لسبب نحن لا نفهمه |
kendileri hafif hafif yaylanmaya başlamıştı bile. | Open Subtitles | و بأني أنا أدير هذا يا عاهرة و قد فهم هذا الآن |