| Fakat Kendiniz için değil birbiriniz için savaşın. | Open Subtitles | قتال ، من معركة إلى أخرى . لا تقاتل من أجل نفسك فقط ، بل من أجل بعضكم البعض ، هل فهمت ؟ |
| Siz bir şeyler yaparsınız, Kendiniz için mi yada operasyonun iyiliği için mi ayırt edemezsiniz. | Open Subtitles | أن كنت تفعل هذا من أجل نفسك أو من أجل العملية |
| Kırmızı, beyaz, mavi bayrak için yapmayın. Kendiniz için yapın. | Open Subtitles | لا تفعل هذا لأبيض ، أحمر وأزرق أفعل هذا لنفسك |
| Biliyorsunuz, kimse size gerçek motivasyonun size Kendiniz için verdiğiniz düşünme ve harekete geçme izni ile geldiğini söylemez. | TED | كما ترون لم يخبركم أحد أبدًا أن التمكين الحق يحدث حين تسمح لنفسك أن تفكر وتعمل. |
| Kendiniz için bir yaşam kurmaya çalışsanız çok iyi olur. | Open Subtitles | سيكون من الأفضل أن تحاولوا صنع حياة لأنفسكم |
| Jeanne'yle ikiniz de Kendiniz için bir şey yapmıyorsunuz diye başkalarını mı suçluyorsunuz? | Open Subtitles | اوه وانت مع جيني تلومون الجميع لأنكم لاتستطيعون القيام بأي شئ لأنفسكم |
| Bariz bir şekilde adaletin iki ilkesine sahip olamazsınız bir Kendiniz için, bir başkası için. | TED | وبالتالي، من الواضح، أنه لا يمكنك أن تكيل العدالة بمكيالين أحدهما تحكم به على نفسك والآخر تحكم به على الآخرين. |
| Kendimi dert etmiyorum efendim. Siz Kendiniz için endişelenin. | Open Subtitles | لم أكن لأقلق عليّ يا سيدي بل اقلق على نفسك |
| Rol yapmak zorunda değilsiniz. Kendiniz için yapın yeter. | Open Subtitles | لا داعي لكي تؤدوا قوموا بالأمر من أجل أنفسكم |
| Kendiniz için ne yapacaksınız? | Open Subtitles | ماذا تفعلون بنفسكم |
| Kendiniz için en baştan başlayın. | Open Subtitles | وأن تبدأي من جدي من أجل نفسك |
| Kendiniz için çalışmanız gerekir. | Open Subtitles | \u200fيجب أن تعمل من أجل نفسك. |
| Yani bir çevirmen olarak çalışırsanız ve hiçbir bağlam olmadan şu cümleyle karşılaşırsanız: "Sen ve sen, hayır, sen değil, siz, sizin işiniz 'sen''i Kendiniz için çevirmek"... | TED | لذلك إذا كنت تعمل كمترجم . وتطرقت لجملة بدون أي معنى : أنت و أنت ، لا . ليس أنت ، أنت ، عملك أن تترجم أنت لنفسك |
| Biz tüm bu şeylerin gerçekleşmesini beklerken, işte Kendiniz için yapabileceğiniz şeyler. | TED | وبينما ونحن في انتظار حدوث هذه الاشياء هذا ما يمكنك القيام به لنفسك: |
| Sizlerin, Kendiniz için alışveriş yaptığınızı sanmıyorum da. | Open Subtitles | ليس وكأن احدكم فعلها من قبل ان تتسوقوا لأنفسكم |
| Çocuklar, eğer bunu siz Kendiniz için yapmıyorsanız, bizim için yapın. | Open Subtitles | إن لم تفعلوها لأنفسكم, فافعلوها لأجلنا، |
| Bunu Kendiniz için daha zor hale getirmek üzeresiniz. | Open Subtitles | أنت على وشك أن تجعل الأمر أكثر صعوبة على نفسك |
| Bay Chambers... işleri Kendiniz için çok zorlaştırıyorsunuz. Burada zamanınızı geçirmenin çok daha kolay yolları var. | Open Subtitles | سيد (شامبرز) إنك تعتقد الأمور على نفسك هناك حل كي تكون الإقامة أكثر سهولة. |
| Kendiniz için savaşın ve bu odada bulunan herkes için, herkes. | Open Subtitles | حافظوا عليها تمسكوا بها من أجل أنفسكم ومن أجل كل شخص بهذه الغرفة |
| Bunu Kendiniz için yapın. | Open Subtitles | ليرفع الهاتف و يعيد التواصل أفعلوا هذا من أجل أنفسكم |
| Kendiniz için karar vereceksiniz. | Open Subtitles | يجب عليكم الإختيار بنفسكم |